Anlamın Doğrulanabilirliği Kuramı

felsefe Nedir

Anlamın doğrulanabilirliği kuramı, Hume’un çatalı üzerine kurulmuştur. Hume yargıların üzerine kurulduğu ilişkileri iki sınıf altında toplar; bunlar idea ilişkileri ve olgu doğrularıdır.

İlk sınıf, salt kavramsal ilişkiler açısından doğrulanabilir yargılardır. Mesela, yazma özelliği ile tanımlanan kalem kavramına yönelik olarak kurulmuş “Kalem, yazandır.” türünden yargılar.

İkinci sınıf ise salt kavramsal analiz yolu ile doğrulanamayacak ve ancak deneyim ile doğrulanabilecek olan yargılardır. Mesela, kalemin tanımı gereği doğru olmasa bile, kalem kavramının işaret ettiği bir nesne üzerinde doğrulanabilecek olan bir şeyi gösteren “Ahmet’in kalemi siyahtır.” şeklinde, bizzat deneyimde işaret edilen nesneye gidilerek doğrulanabilecek olan yargılar.

Doğrulanabilirlik kuramı, Hume’un çatalına uygun olarak iki farklı doğrulanabilir yargı sınıfını varsayar. Bunlardan ilki her uygulamasında doğru sonucu veren totolojik yargılar, ötekisi ise empirik olarak doğrulanabilecek olan yargılardır. Bu iki yargı türünü doğrulanabilecek olmaları üzerinden bilimselliğin temel biçimleri olarak alırlar. Totolojik yargılar salt analitik bir biçimde zaten kendi kendine doğrulanan yargılardır. Bunlar arasında matematik ve mantığın yargıları vardır. Deney yargıları ise deneyimde karşılaşılan ve bu karşılaşma sonucunda doğrulanabilecek olan sentetik yargılardır.

Mantıksal Pozitivizm için deneyimde karşılaşılamayacak olan veya herhangi bir şekilde salt analitik olarak doğrulanamayacak yargılar, doğru oldukları söylenemeyecek yargılardır. Bu bakımdan Kant’ın sentetik a priori yargılarını da kabul etmezler çünkü a priori olan tek yargı sınıfı analitik yargılar iken, sentetik olan tek yargı sınıfı deneyime giden yargılardır. Analitik olarak doğruluğu denetlenen yargıların deneyimle bir alakası yoktur ve aynı şekilde deneyimde doğrulanan bir yargı hiçbir şekilde analitik olarak doğrulanamaz.

Anlamın Doğrulanabilirliği Kuramının Doğrulanabilirliği Sorunu

Anlamın doğrulanabilirliği kuramının, bir yargının doğrulanabilmesi için ya totolojik olması ya da emprik olması gerektiğini savunduğu yukarıda ifade edildi. Bu kuramın ortaya atılması peşi sıra hızlıca bu kuramın kendisinin doğrulanabilirliğinin nasıl mümkün olduğunun sorusunun ortaya çıkması ile sonuçlanmıştır. Kendisi ne totolojik olarak ne de empirik yollarla doğrulanabilir olan bu kuram, bizzat kendi çıkmazını getiren bir konuma düşer. Viyana Çevresi düşünürlerinin bu sorunu çözmeye yönelik denemeleri başarısızlığa uğrar.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*