Anaksimandros ve Milet Okulu İlişkisi

Milet
Milet

MiletAnaksimandros (M.Ö. 610 – 545) Yunan felsefesinin başlangıcında yaşamış olan ikinci düşünürdür.

Anaksimandros ile felsefe ileri bir adım atmıştır. Aristoteles’in anlattığına bakılırsa, Anaksimandros Thales’in öğrencisidir. Aristoteles, Anaksimandros’un eserini görmüş ve bu eseri inceleme imkânı bulmuştur. Anaksimandros’un coğrafyaya aşırı ilgi duyduğunu, dünya ve gökyüzünün haritasını yapmayı denediğini, dünyanın büyüklüğünü ve yer ile gök arasındaki uzaklığı belirlemeye çalıştığını bilmekteyiz. Bunun için, Anaksimandros’un yapıtına “Doğaya Dair” adını vermesini çok haklıdır. Çünkü onun öğrenmek istediği doğanın kendisidir.

Milet

Anaksimandros ile Babillilerin doğa görüşleri arasındaki farklılığa özellikle dikkat etmek gerekir. Babilliler kuşkusuz mükemmel astronom idiler. Güneş ve ay tutulmalarına ait çizelgeleri çok dikkatli gözlem ve hesaplar sonunda düzenlemişlerdir. Fakat Babilliler hiçbir zaman evrenin yapısı ve biçimi ile ilgili bir görüş elde etmeye çaba göstermediler. Gözlem ve hesap konusunda Babilli astronomlar kesinlikle Yunanlılardan çok ilerideydiler. Ancak Yunanlara göre eksiklikleri ve yetersiz kalışları; bu gözlem ve hesaplardan evrene ait bir görüş çıkarmamaları ve bunlardan yararlanma yoluna gitmemiş olmalarıdır. Oysa Yunanlar sürekli olarak evren konusunda somut ve canlı bir görüş elde etmeye çalışmışlardır. Yunan düşünüşünün özelliği de burada gizlidir. Babillilerde matematik bilgisi yalnızca bir hesap olarak kalmış olmasına rağmen, Yunanlılarda matematik bilgisi geometri biçimine dönüşmüştür.

Bu konuda Yunanlılar kuşkusuz Mısırlılardan çok yararlanmışlardır. Ancak Mısırlılarda geometri pratik gereksinimlere bağlı olan bir teknik olmaktan öteye gidememiştir. Oysa Yunanlılar geometriyi teorik bir bilim haline getirmişlerdir.

Anaksimandros’un felsefesine ait bilgileri Aristoteles’ten öğreniyoruz. Thales her şeyin temeline “su”yu, okyanusu koymuştur. Onun bu düşüncesinde, kuşkusuz denizin büyüklüğü ve uçsuz bucaksız olması önemli rol oynamıştır. Okyanus sonsuz ve sınırsız olduğundan sonsuz sayıda yeni varlıklar yaratma gücüne sahiptir. Anaksimandros okyanusun bu özelliğini ele alıyor ve özellikle bu niteliğinden yararlanıyor. Her şeyin başlangıcında bitmez tükenmez sınırsız bir şeyin, “Apeiron”un bulunması gerekir. Her şeyin kendisinden çıktığı temel madde, hiçbir zaman soyut bir şey olarak düşünülmemelidir; onun tek bir özelliği vardır: Sonsuz ve sınırsız olması.

Anaksimandros’un bu görüşü bir başka görüş ile ilgidir: Spinoza’ya göre bir şeyi tam olarak belirlemek istersek, sürekli bu şeyin olumsuzu ile karşılaşırız. Bu durumu somut bir örnekle açıklayalım. Bir şeye kırmızıdır derken, bu şeyi yeşilden ve sarıdan ayırmış oluruz. Bir şeyin sıcak olduğunu söylemek, onun soğuk olmadığını da söylemek demektir. Sonuç olarak, bir şeyi belirlemeye kalkıştığımızda karşımıza sürekli olarak onun karşıtı çıkar. Bu şeyin olumsuz olarak da belirlenmesi gerekir. Bir başka deyişle; her nitelik zorunlu olarak karşıtı bir niteliğin de varlığını gerekli kılar. Yani bir şeyin var olabilmesi için bunun karşıtının da var olması gerekir. Anaksimandros felsefesinin kaynağını işte bu görüş oluşturur. Ona göre: Suyun var olması için mutlaka kara parçasının da var olması gerekir. Çünkü bunlar karşıttırlar. Bu nedenledir ki her şeyin başlangıcında var olan temel maddenin sonsuz olması gerekir. Aksi halde bu temel mad-denin kendisi de bir nitelik olarak kalır ve her nitelik gibi onun da bir karşıtı bulunur. Anaksimandros’a Apeiron’u ana madde olarak kabul ettiren, bu türden soyut düşünceler olmuştur.

Çeşitli maddelerin Apeiron’dan nasıl meydana geldiğini de Anaksimandros açıklamak durumundadır. Ona göre: Tek tek şeylerin meydana gelmesi için Apeiron o şeylerin karşıtlarına bölünür. Bu bölünme olayından önce karanlık ile soğuk olanlar ve aydınlık ile sıcak olanlar ayrılmıştır. Toprak karanlık ve soğuk, hava aydınlık ve sıcaktır. Anaksimandros’a göre dünya evrenin merkezindedir. Dünya durgun ve düz olmayıp, eni boyundan daha büyük olan bir silindir biçimindedir. Hava boşluğunda hiçbir şeye dayanmaksızın yüzer. Evrenin merkezini oluşturan şeyin hiçbir şeye dayanmaması gerektir.

Aristoteles Anaksimandros’u fizikçilerden saymakta, onu eski din bilimcilerin karşıtı bir düşünür olarak benimsemekte haklıdır. Anaksimandros’un yapıtlarından pek azı bize ulaşmıştır. Yine de onun evren konusundaki görüşünün deneye dayandığını düşünmek mümkündür. Onun evren görüşü içinde eski dini düşüncelerden hemen hiçbir iz yoktur. Dünyanın haritası ile birlikte gökyüzü biçiminin bir modelini yapmaya çalışan Anaksimandros aynı zamanda ilk kez şimşeğin, yer sarsıntılarının, ay ve güneş tutulmalarının nedenlerini de bulmaya çalışmıştır. Onun zamanına kadar şimşek, Tanrı tarafından fırlatılıp atılan bir silah, yer sarsıntısı ise Tanrının kızmasıyla oluşan bir cezalandırma olarak algılanıyordu. Ay ve güneş ise birer Tanrı olarak kabul görüyordu.

Anaksimandros güneşi, ayı ve yıldızları havanın sıkışmasından olu-şan, içleri ateş ile dolu birer tekerlek olarak düşünmüştür. Bu hava tekerleklerinde içinden ışık ve ateş fışkıran, delikler bulunur. Bu delikler tıkandığı zamanlarda güneş ve ay tutulmaları olur. Anaksimandros’un bu görüşü basit ve ilkel düşünüştür. Ancak doğa olaylarını bilimsel olarak açıklamak açısından ileri bir adım sayılır, çünkü bu düşünceye mitoloji hiç mi hiç karıştırılmamıştır. Bir silindir gibi olan ve hava boşluğunda hiçbir şeye dayanmaksızın özgürce yüzen dünya, başlangıcında tümüyle sularla kaplıydı. Bu düşünceden hareketle Anaksimandros bir sonuca ulaşır: Başlangıçta tüm yaratıklar, suda yaşayan varlıklardı. Sonradan suların çekilmesi, kara parçalarının oluşması ile bu sularda yaşayan yaratıklar karada yaşayan canlılar biçiminde değişim geçirdi. Bu teori, evrim teorisinin ilki ya da başlangıcı sayılabilir. Nitekim Anaksimandros’a göre insan başlangıcında bu suda yaşayan hayvanlara dönüştürülebilir. İnsanın tüm öteki hayvanlara göre en son gelişimde ortaya çıkmış olması, evrimin en son yara-tığı olduğunun kanıtı sayılmalıdır. Görüldüğü gibi bu düşünce dini bir düşünüşten tümüyle farklıdır, bunun içindir ki, haklı olarak, bilimsel düşünüşün başlangıcı sayılabilir.

Anaksimandros’un metafizik düşüncelerine gelince, bunlar arasında özellikle iki tanesi önemlidir: Birincisi, her şeyin başlangıcında sonsuz olan bir şey, Apeiron vardır. İkincisi, bu Apeiron belirli bir şey, belirli bir madde olamaz. Çünkü bu belirli şey olursa, zorunlu olarak karşıtının da olmasını gerektirir. Bunun içindir ki başlangıçta, tüm niteliklerden arınmış bir şey vardır. Ancak sonraları bu belirli ol-mayan şeyden zıtlar halinde tüm varlıklar ve nitelikler oluş-muştur. O bu düşünceleriyle, oluş halinde bir evren kavramı elde etmek istemiştir. Evrenin bu oluş aşamasında ilk basamak; karanlık ile soğuk olanın ve aydınlık ile sıcak olanın ayrılmasıdır. Anaksimandros’un karanlık ve soğuk dediği şey toprak, aydınlık ve sıcak dediği şey havadır. Karanlık ve soğuk olan toprak, aydınlık ve sıcak olan hava ile çepeçevre kuşatılmıştır. Bunun içindir ki dünya evrenin merkezinde yer alır ve bir ateş kü-resi ile kuşatılmıştır. Dünya üzerindeki toprak ve su sonradan birbirinden ayrılmıştır.

Sulardan yayılan buharlar dünyayı kuşatan ateş küresine de sokulmaya olanak bulur ve böylece onu çeşitli parçalara böler. Gökteki cisimler böylece oluşurlar. Anaksimandros’un bu düşüncelerine, kendisinden günümüze kadar ulaşan bir yazıtta bulunan görüşlerini de eklemeliyiz. Apeiron’un oluşturduğu her şey günün birinde yok olmak zorundadır. Ancak bazı varlıkların Apeiron’dan oluştuktan sonra yok olmaları belirli bir yasaya göredir. Anaksimandros bu görüşünü açıklamak için devletin yapısıyla ilgili dikkat çekici bir karşılaştırma yapmıştır: Suç işleyen biri ceza görür, çünkü devletin yasaları bunu böyle belirlemiştir. Nasıl devlette yasalar varsa, evrenin de bir yasası vardır. Evrende var olmuş ne varsa hepsi yok olur ve Apeiron’a zorunlu olarak yeniden geri döner. Evren düzenli bir bütündür. Bu kozmos’da zorunlu olan yasa, Apeiron’dan oluşan her şeyin yine Apeiron’a geri dönmek zorunda olmasıdır. Anaksimandros’un felsefesi, aslında bir fiziktir. Onu öncelikle ilgilendiren şeyler fizik ve astronomi problemleri olmuştur. Aynı ilgiyi Aristoteles’in Milet okulunun üçüncü önemli düşünürü olarak sunduğu Anaksimenesite de görüyoruz.

Lütfen bakınız:

– Apeiron nedir?

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve “Sosyolojiye Giriş” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM), Ernst von Aster’in Ders Notları

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*