|
Baruch Spinoza
ve 17. Yüzyıl Felsefesi
Spinoza'da Descartes felsefesinin özgün izleyicilerinden biri olmuştur.
Malebranche gibi onun da rasyonalizmi ve mistisizmi birleştirmeye
yönelik bir çabası olduğu bilinmektedir. Spinoza'nın temel ilkesi "Tanrı
sevgisi" olarak belirttiği şeydir. Rasyonalizm bu sevgiye giden yolda
kullanılan bir yöntem ve teorik araçtır. Bu bakımdan Spinozacı
felsefenin tam bir panteizm olarak görülmesi söz konusu olmuştur. Ona
göre var oluş Tanrı ile doludur, yani evren bizzat Tanrı'nın kendisidir
(Malebranche farklı olarak evreni tanrı'da bulmaktaydı).
Tanrı ya da Doğa Spinoza felsefesinde aynı anlamda bulunmaktadır ve
burada temel olan Spinoza'nın "tanrı'yı bilmek" şeklinde ifade ettiği
şeyi gerçekleştirmektir. Tanrı mutlak tözdür, yani kendisinden başka bir
nedene dayanmayana bir nedendir ve var olan her şeyi kendi özünden
üretmiştir. Dolayısıyla nesnelerin bütün ideleri de Tanrı'nın kendisinde
mevcuttur. Burada nesne ile bilgi, gerçeklik ile kavram bir bütünlük
haline getirilmiş olur.
Aynı şekilde mantıksal neden ile gerçek/maddi neden de birleştirilmiş
olunur. Böylece Tanrı'nın kendi varlığı var olan her şeyin nedeni ve
kaynağı olduğu gibi, Tanrı fikri de her tür bilginin kaynağı ve temeli
olarak alınmalıdır. Buna bağlı olarak Spinozacı etik, insanın kendisini
Tanrı sevgisine ya da bilgisine yönlendirdiği, kendisini belirleyen
temel yasaya ya da zorunluluğa uyması gerektiğini söyleyen bir etik
olarak belirir.
|