Eğitim

Bireyin davranışında, kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istenilen yönde (eğitimin amaçlarına uygun) değişme meydana getirme sürecidir. Bu tanıma göre; eğitim bir süreçtir. Eğitim sürecinde, bireyin davranışlarının istenilen yönde değiştirilmesi amaçlanmaktadır. Davranışlarındaki değişme kasıtlı olarak gerçekleştirilmektedir. Eğitim sürecinde bireyin kendi yaşantıları esastır. Farklı eğitim süreçleri aşağıda açıklanmıştır.



Eğitimin amacı; eleştirel düşünebilen, araştırmalar yapabilen, bilgiye ulaşabilen ve teknoloji konusunda belirli bir aşinalık düzeyine sahip bireyler yetiştirmektir. Pedagog Booker; “Gençleri eğitmenin amacı, onları yaşamları boyunca kendi kendilerini eğitmeye hazırlamaktır.” der. Eğitim ve öğretimle çocuk gerektiğinde bilgiyi nereden nasıl öğrenebileceğini bilmeli, temel becerileri kazanmalıdır. Eğitim ve öğretim çocuğa, öğrenmeyi öğretmeli, çocuğun zihinsel üretimini ve yaratıcılığını geliştirici yöntemler kazandırmalıdır. Bireyler ve milletler sürekli bir değişim geçirirler. Eğitimde hedef, bu değişikliklerin istenilen yönde olmasıdır. Eğitim kurumlarının asli görevi, çocuk, genç ve yetişkinlerin öğrenmesine yardımcı olmaktır.

Sosyalleşme gibi eğitim de bireyin toplumsal hayata hazırlanması ile ilgili bir kavramdır ve bireyin çeşitli yöntemlerle toplum tarafından yetiştirilme faaliyetleri olarak tanımlanabilir. Eğitim, toplumsal bir kurum ve toplumda gerçekleşen bir süreç olduğuna göre eğitimin toplumsal temellerini inceleyen bilim dalı, sosyolojinin bir alt dalı olan eğitim sosyolojisidir.

Bu anlamda sosyalleşme ve eğitim arasında doğrudan bir bağ vardır. Eğitim sosyalleşmenin öğrenim temelli yönünü oluşturmaktadır. Toplumun temel gereksinimlerini karşılayan kurumlardan biri olan eğitim, teknolojik ve ekonomik yaşamın hızla değişmesi ile birlikte daha da önem kazanmıştır. Günümüzde teknolojik olarak örgütlenen bir toplumun bilgili ve becerikli iş gücüne duyduğu gereksinim, eğitimi toplumlar için daha vazgeçilmez bir kurum haline getirmiştir.



Sosyoloji açısından bakıldığında eğitim, sosyalleşmenin özel bir görünümü, özel bir şekli olarak görülebilir. Buna göre eğitim bir toplumdaki tek tek bireylerin veya grupların toplumdaki başka kişilerin kişilik gelişimini olumlu yönde etkilemek için yaptıkları sosyal hareketlerdir. Planlı ve bilinçli olarak görevlendirilen yetişkinler eğitim aracılığıyla çocukların ve gençlerin kişilik gelişimini, amaçlarını ve gelecekteki beklentilerini yönlendirmeyi amaçlarlar. Eğitim kavramı için söylenen bu amaçlı, örgütlü ve kısmen de profesyonelce etkiler, çoğunlukla çocuklara ve yeni yetişen gençlere yönelmiştir. Sosyoloji özellikle örgün eğitim kurumlarında gerçekleşen sosyalleşme biçimleriyle ilgilenir.

- Okulda öğrenciler ile öğretmenler arasındaki ilişkiler daha çok saygı kuralları çerçevesinde gerçekleşir.

Okul, öğrencilere sadece müfredat programındaki bilgileri aktarmak, oradaki amaçlar doğrultusunda bazı beceri, alışkanlık ve davranış kalıpları kazandırmakla sosyalleştirme görevini yerine getirmez. Elbette çocuklar farklı bilim alanlarındaki bazı pratik ve teorik bilgileri öğrenmek, becerileri kazanmak için okula gelirler. Ama bu bilgi ve becerileri öğrenirken, aileden ve diğer sosyal kurumlardan farklı bir yapıya sahip olan okul içinde yaşamayı da öğrenirler. Çocuklar, okulda kazandıkları birçok bilgi ve becerilerin yanı sıra aile fertlerinden başka bireyleri de tanırlar. Farklı davranış şekilleri, farklı alışkanlıklar, gelenekler, değerlendirme teknikleri ile karşılaşırlar. Öğrenciler okulda yeni sosyal ilişkiler öğrenerek daha sonra katılacakları yetişkinler toplumundaki örgüyü tanıma ve öğrenme imkânı elde ederler.

Her canlı varlık gibi insan da yaşayabilmek için- çevresindeki fiziki ve sosyal çevreye uyum sağlamak zorundadır. Bu genel uyum eğitiminde sosyal çevresi de insana yardım eder. Hatta bu yardımdan daha öte, amaçlı ve planlı birtakım etkileme ve yönlendirmelerle çocuklar ve gençler istenilen şekilde yetiştirilmek, kalıplandırılmak istenir. Özellikle modern toplumlarda planlı ve sürekli eğitim bir zorunluluğa dönüşmüş durumdadır. Bu nedenle iş bölümünün alabildiğine arttığı sanayileşmiş toplumlarda kişileri vasıflı yapmanın ve sosyalleştirmenin en önemli vasıtası okul olmuştur.



Okula gitme mecburiyeti, veliler ve yöneticiler için önemli bir sosyal olaydır. Okuldaki sosyalleşmeyi; öğretmen-öğrenci iletişimi,ders programları, okul idaresi vb. belirler. Öğretmenlerin davranışları, disiplin kuralları, sınav korkusu da okuldaki sosyalleşmede etkilidir.

Eğitimin Aileyle Olan İlişkisi

Eğitim, sadece okullarda gerçekleşen bir süreç değildir. Ailelerin de kaliteli bir eğitimin gerçekleşmesinde önemli bir rolü vardır. Aile, okul öncesi temel eğitimin verildiği bir kurumdur. Aile, çocuğun eğitiminde tek başına önemli roller oynayabileceği gibi aynı zamanda okulda aldığı eğitimi ile doğrudan ilgilenen önemli bir kurumdur. Bu nedenle eğitim açısından okul ile aile arasında sağlam bir ilişki kurulması önemli ve zorunludur. Okul ve aile, çocuğu yetiştirip onun hayata kazandırılması konusunda ortak sonuçlar almaya çalışan kurumlardır. Bu iki kurum sürekli iletişim içerisindedir.

Eğitimin Ekonomiyle Olan İlişkisi

Eğitimin ekonomik hayat üzerinde önemli bir etkisi vardır. Ekonomi de eğitimle yakından irtibatlıdır. Eğitimin amaçlarından biri insanlara belli meslekler kazandırmaktadır. Eğitimin ekonomiye katkısının başında, insan gücünü geliştirmek gelir. Bir ülkede gelişmişlik düzeyini belirleyen en önemli etkenlerden birisi kuşkusuz insan enerjisinin ve becerilerinin verimli bir şekilde ve etkin kullanılması konusudur. Son yıllarda, gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkeler artan nüfusla birlikte yaşam ve refah düzeylerini yükseltme gayretlerini yoğunlaştırmışlardır. Bu amacı gerçekleştirmek için insan gücü, finansman, teknoloji, hammadde ve donanım gibi mevcut kaynaklarını en yüksek faydayı sağlayacak biçimde kullanmayı yani verimliliği arttırmayı hedeflemişlerdir. Makineyi kullanan, toprağı işleyen, yeni projeler geliştiren, girişimciliği başlatan, yeni teknolojileri üreten ve bilimsel gelişmeyi sağlayan insandır. İnsan da bu becerileri ve bunlara ait bilgileri eğitim, yoluyla kazanır. Üretim faktörlerinden iş gücünün niteliğini arttırmak, “ekonomi-eğitim” ikilisinin en önemli özelliğini yansıtmaktadır. Çünkü iş gücünün geliştirilmesi verimliliği ve kaliteli üretimi de arttıracaktır.

Eğitimin Dinle Olan İlişkisi

Bir temel kurum olarak din, diğer kurumlarla birlikte eğitim ile de yakından ilgilenmiştir. Eski Sümer, Eti, Mısır uygarlıklarında tapınakların aynı zamanda birer eğitim kurumu görevini yerine getirdikleri yazılı kaynaklarda geçmektedir. Dinin ikinci türden işlevlerinden biri eğitimdir. Toplumların eğitilmesinde dinin de etkisi olmuştur. Bugün pek çok dinî alt kurum eğitim işlevini yerine getirmeye devam etmektedir. Eğitimin de din üzerindeki etkisi büyüktür. Dinin sistemli bir biçimde öğretilmesi eğitime bağlıdır.

Eğitimin Siyasetle İlişkisi

Eğitimin siyasal hayat üzerindeki etkilerinden birisi de şüphesiz öğrencilerin siyasal konularda bilgi edinmelerini sağlamaktır. Okul siyasal etkinlik ve katılım duygusunu artırmakta, bireyi siyasal hayata hazırlamaktadır. Bunun için modern devletler, öncelikli olarak ele aldıkları eğitim sistemleriyle belli bir vatandaş tipi yetiştirmektedirler. Demek ki siyaset eğitimi planlamakta, eğitim de siyasetin işleyişine zemin hazırlamaktadır.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve "Sosyolojiye Giriş" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM), MEB Sosyoloji Ders Kitabı, Açıköğretim Ders Kitabı