Ekonomi Nedir?

Ekonomi; sınırsız olan insan gereksinimleriyle bunları karşılayacak sınırlı maddeler arasında bir denge sağlanması için insanların giriştikleri eylemleri inceleyen bilim dalıdır.



Ekonomik etkinlik; insanların gereksinimlerini karşılamak, içinde bulundukları maddi koşulları düzeltmek ve refah düzeylerini artırmak için yaptıkları etkinliktir. Ekonomik etkinliklerin hedefleri, gereksinimlerle bunları gidermeye yarayan araçlar arasındaki dengeyi sağlamaktır. İnsanların sınırsız olan isteklerine oranla gereksinimleri giderecek mal ve hizmetlerin az olması kıtlık sözcüğüyle ifade edilir. Karşılandıkları zaman zevk ve mutluluk, karşılanmadıkları zaman acı ve ıstırap veren unsurlara gereksinim adı verilir. Ekonomik etkinliklerin temel amacı gereksinimlerin karşılanmasıdır.

Aslında hepimizin ekonominin ne olduğu hakkında bir fikri var. Çünkü hepimiz ekonomik sistemin içinde yaşıyoruz. Sabah kalkıp işe gidiyor, kariyer sayfalarındaki iş ilanına başvuruyoruz, sabah işe giderken yanınızda oturan yabancı da belki o işe dün akşam başvurmuştu.

Öğlen yemeği için dışarı çıkıp belki kahve ve sandviç alıyoruz. Ülkedeki genel işsizlik oranı hepimizi etkiliyor, korkuyor ve artık alışveriş merkezinde gördüğümüz o pahalı kışlık montun pek de cazip olmadığını hissediyoruz. Eğer ülkemizde enflasyon oranı yüksekse bu hepimizi etkiliyor. Bu oranın yüksekliği kimimizi daha zengin ederken kimimizi daha da yoksullaştırıyor. Kredi oranlarının düşmesi, belki de evlilik planlarımızı öne çekiyor, büyük bir heyecan ile emlak ofislerine koşup konut talebini arttırıyoruz ya da annemizin uzun zamandır istediği yeni çamaşır makinesini ona hediye ediyoruz. Bir yatırımcı içinse Yunanistan’ın verdiği bütçe açığı, sahip olduğu avroları azaltma kararını öne çekiyor. İşte bütün bu durumlara olan yakınlığımıza göre hepimizin "Ekonomi nedir?" sorusuna bir cevabı var.



Gündelik hayatta sıkça enflasyonun düştüğü/yükseldiği, istihdamın arttığı/azaldığı, dış ticaret açığının tehlikeli boyutlara ulaştığı, yeni ekonomi politikalarına ihtiyaç duyulduğu ya da borsanın düşüp dövizin yükseldiği gibi haberler işitiriz. Öte yandan mal ve hizmet kavramlarını, ekonomik üretimin gerçekleşmesini sağlayan emek, toprak, sermaye ve girişimden oluşan üretim faktörleri kavramını duymuşuzdur. Bütün bunlar ekonomi alanının kavramları olsalar bile hayatımızın birer parçası hâline de gelmişlerdir. Ekonomi, çağdaş dünyada gündelik hayatımızın büyük kısmını kapsayan bir faaliyet alanıdır. En azından her birey her gün ekmek satın almak şeklinde bile olsa bir şeyler satın alarak ekonomik etkinliğe katılır.

Ekonomi, endüstriyel üretimin gelişmesiyle birlikte oldukça karmaşık bir hâl almıştır. Pek çok unsur aynı anda ekonomik faaliyetin içine katılmaktadır. Bununla birlikte genel anlamda ekonomik yaşamın başlıca unsurlarının “üretim”, “tüketim” ve “bölüşüm” olduğunu ve bu unsurların karşılıklı ilişki içerisinde ekonomik yaşama dinamizm kattığını söylemek mümkündür.

Bir toplumdaki bütün toplumsal kurumlar birbirleriyle ilişkilidir. Dolayısıyla ekonomi de diğer kurumlarla doğrudan ilişkilidir. Ekonomi kurumu eğitim kurumuyla ilişkilidir çünkü eğitim kurumu, ekonomi kurumunun ihtiyaç duyduğu işgücünü yetiştirir. Siyaset ve hukuk kurumları ekonomi kurumunun düzgün işleyebilmesi için gerekli düzenlemeleri yapar. Aile kurumu, ekonominin ihtiyaç duyduğu işgücünü, yani yeni nesilleri meydana getirmesi ve tüketim işlevi açısından ekonomi kurumuyla ilişkilidir.

Ekonomik yaşamı iki kesim meydana getirir: Bunlar mal ve hizmetleri üreten üretici kesim (firmalar) ve üretilen mal ve hizmetleri satın almak isteyen tüketici kesim (hane halkı)dir. Üreticiler ve tüketiciler ekonomik hayatın her aşamasında üretirken, tüketirken ve bölüşürken sürekli etkileşim içinde olurlar. Aşağıdaki şemada ekonomik işleyişe katılan temel birimlerin karşılıklı bağımlılığı farklı renkteki oklarla gösterilmektedir.



İnsanların elde etmek istedikleri, bir çaba sonucu ona sahip olunca mutlu oldukları, elde edemeyince üzüntü duydukları her şeye ihtiyaç (gereksinim) denilmektedir.

İnsanlar, yaşamlarını sürdürmek için birtakım ihtiyaçları gidermek zorundadır. Bu ihtiyaçların başında yeme, içme, barınma gelmektedir. Bu ihtiyaçları gidermek için üretmek ve çalışmak gerekir. şüphesiz ki hiçbir toplum sadece bu ihtiyaçlarını gidermekle yetinmemiştir. Bu üretim ve çalışma ekonomik faaliyetlerin temelini oluşturur. Fakat insan ihtiyaçları sonsuz ve sınırsızdır. Oysaki ihtiyaçları karşılamaya yarayan kaynakların bir sonu bir sınırı vardır. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bu kaynaklar sınırlıdır. Kaynakların sınırlı, insan ihtiyaçlarının sınırsız olması ve bu kaynakları farklı amaçlarla kullanma olanağı, insanlara tercih yapma zorunluluğunu getirmektedir.

İnsanların sınırsız tüketim isteklerinin sınırlı kaynaklarla en iyi nasıl karşılanabileceğini inceleyen bilim dalına ekonomi (iktisat) denir. Ekonomi, çeşitli mallar üretmek ve bunları tüketmek üzere toplumun çeşitli üyelerine bölüştürmek için kıt ya da sınırlı üretim kaynaklarını insanların hangi biçimde kullandıklarını inceler. İktisat öğrenimi insan ihtiyaçlarının anlaşılması ile başlar. Çünkü insanların tüm ekonomik faaliyetleri, susama, acıkma gibi çeşitli ihtiyaçlarını karşılanmasına yöneliktir. İnsanlar, yaşamlarına devam edebilmek ve mutlu bir yaşam sürebilmek için çeşitli ihtiyaçlarını gidermek zorundadırlar. Bu nedenle ihtiyaçların karşılanması haz ve doyum, karşılanmaması ise acı ve üzüntü veren bir olgudur. İhtiyaçlar şiddetlerine göre, zorunlu ihtiyaçlar ve zorunlu olmayan ihtiyaçlar olarak iki gruba ayrılabilir. Zorunlu (biyolojik) ihtiyaçlar, insanın yaşamını devam ettirebilmesi için gerekli olan hava, gıda ve su gibi gereksinimlerdir. Öte yandan karşılanmaları yaşamsal olmayan, ancak karşılandıkça insanlara haz veren eğlenme, seyahat etme ve müzik dinleme gibi ihtiyaçlar ise zorunlu olmayan (kültürel) ihtiyaçlardır.

Zorunlu ve zorunlu olmayan ihtiyaçları birbirinden kesin olarak ayırmak mümkün değildir. Çünkü ihtiyaçların derecesi ve şekli, yer ve zamana, insanların yaşadığı toplumun yapısına, yaşa, cinsiyete, sosyal sınıflar ve mesleklere göre değişiklikler gösterebilmektedir. Örneğin, soğuk iklimlerde yaşayan insanlar sıcak iklimlerde yaşayan insanlara göre daha fazla ısınmaya ihtiyaç gösterirler. Aynı şekilde gelişmemiş bir toplumda otomobil zorunlu bir ihtiyaç durumunda değilken; gelişmiş ekonomilerde, yaşam otomobile bağımlı olarak organize edildiğinden, zorunlu bir ihtiyaçtır. Bir mühendise göre bilgisayar zorunlu bir ihtiyaçken beden gücüyle çalışan bir otomobil tamircisi için zorunlu olmayan bir ihtiyaçtır. Küçük yaşlarda oyuncaklara ihtiyaç duyarken daha ileri yaşlarda ihtiyaç duymayız.



İnsanların bazı ihtiyaçları diğer ihtiyaçlarına oranla daha fazla olabilir. Genel olarak zorunlu ihtiyaçlar zorunlu olmayan ihtiyaçlarla karşılaştırıldıklarında, zorunlu ihtiyaçların daha şiddetli olduğu görülür. İnsanların ihtiyaçlarının şiddet bakımından farklılık göstermesi, insanların daha rasyonel davranmalarını zorunlu hâle getirir. Bu sayede insanlar, ihtiyaçlarını gidermek amacı ile bir sıralama ve tercih yapmak durumunda kalırlar. Sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçlar arasında, ihtiyaçları karşılamaya yönelik yapılan tercihe ekonomide rasyonellik denir. Bu tercihler toplumlara, kültürlere, hatta aynı toplumdaki kişilere göre farklılık gösterir. gelişmiş ülkelerde bireyler ülke içinde ve ülke dışında gezi, eğlence vb. etkinliklere daha fazla zaman ve para ayırırken az gelişmiş ülkelerde bireylerin temel kaygısı hayatı idame etmek olduğundan bu gibi alanlara daha az zaman ve para ayırmaktadır.

İnsanlar, aynı ihtiyacı belirli bir mal yerine başka bir benzer malla karşılama yoluna da gidebilirler. Örneğin, meyve yeme ihtiyacımızı, meyve suyu içerek giderebiliriz. İnsan, yaşamını sürdürebilmesi için pek çok şeye ihtiyaç duyar. Arkadaşlık, sevgi, nefes alma gibi ihtiyaçlar bedelsiz ve karşılıksız ihtiyaçlardır. Belirli bir ücret, mal veya hizmetle karşılanan ihtiyaçlara ekonomik ihtiyaç denir. Ev, otomobil, telefon gibi satın alınan mal ve hizmetler birer ekonomik ihtiyaçtır. İhtiyaçların değişmesine neden olan etkenler ise şu şekilde sıralanabilir: Fizyolojik etkenler, yaşanan doğal çevre, eğitim düzeyi, kişinin karakter özellikleri, toplumsal etkenler, kültürel etkenler, politik etkenler, inançlardır.

- Ekonomi kelimesinin kökeni Eski Yunanca olup ev işlerini idare etmek (oikinomikos) anlamına gelir. Günümüzde ekonomi ya da iktisat denildiğinde mal ve hizmetlerin üretim, bölüşüm ve tüketim işlerini inceleyen bir bilim kastedilir.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve "Sosyolojiye Giriş" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM), MEB Sosyoloji Ders Kitabı, Açıköğretim Ders Kitabı