|
Sosyolog ve Filozof
Olarak Charles Montesquieu
Cathrine Larrére
Çeviri: İsmail Yerguz
Montesquieu yasaların ve geleneklerin “sonsuz çeşitliliği”ni dikkate
alırken, genellikleri içinde değerlendirmek amacıyla tiplere ayırırken,
bunları birbirlerine bağlayan gerekli ilişkileri araştırırken büyük
olasılıkla felsefi idealiteyi ve soyutlamayı bırakarak olgular
gerçekliğinin sağlam zeminine basmıştır ayağını.
Sosyolog Montesquieu düşüncesi kabul edilmiştir genellikle. Tartışma
büyük olasılıkla Montesquieu’nün hangi tip sosyolojiye angaje olduğu
konusunda yoğunlaşmaktadır. Bir yanda E. Cassirer ya da R. Aron gibi
Montesqieu’yü kapsamlı bir sosyolojinin öncüsü gibi görenler vardır ki
bu kategori içinde yer alanlar yönetim tipolojisini (üç yönetim
biçiminin-cumhuriyet, monarşi, despotizm- her birini anlamlı bir birlik
haline getiren doğal/ilke ikiliği) Webervari bir ideal tip anlayışına
indirgerler.
Öte yanda Auguste Comte ve Durkheim’la birlikte Montesquieu’yü nedensel
ilişkiler arayışı içinde olan açıklamalı bir sosyolojinin öncüsü gibi
görenler vardır: ama bu onu iklim teorisiyle birlikte indirgeyici ve
doğalcı bir determinizme teslim olmakla suçlamaktır. Althusser,
Hegel’den sonra, Montesquieu’nün sosyal bütünlüğü (iklimden dine kadar,
bir toplumda etkin plan tüm faktörleri globalleştirici genel anlayış
kavramı sayesinde) keşfetmesinin ve bunun sağladığı tarih felsefesinin
üstünde durarak yeni bir tartışma başlatmıştır. Bu dinamik vizyonu ideal
tip yorumunun ön plana çıkardığı sosyal statikle karşıtlaştırıyordu. Bu
durumda büyük olasılıkla bir karara varmak gerekiyordu: bu tarihsel
dinamiği bütün faktörleri birbirine bağlayan anlamsal bir bütünlüğün
dinamiği olarak mı anlamak gerekirdi yoksa bunlardan biri son tahlilde
bile belirleyici olabilir miydi?: Althusser böylelikle yönetimin doğası
ilkesini önceliğinde ekonominin siyaseti belirlemesinin bir öncelemesini
görüyordu.
Tüm kalıcı yorumların kendi yeterli gerekçeleri vardır. Montesquieu’nün
sosyal bütünlüğü ve bu alanda etkin olan çeşitli faktörleri dikkate alma
biçimi sosyolojik girişimle bir yakınlaşmayı gerekli kılar. Hiç kuşkusuz
onun soruşturma gereci sınırlıdır ve dolaylıdır, hiç kuşkusuz
açıklamaları (çokeşlilik, zinanın yasaklanması ya da yemek yeme
biçimleri) genellikle şematik ya da sınırlıdır ama bu bağlamda önemli
olan amacın oluşumudur. Bilinçli bir tarafsızlıkla ampirik farklılığa
önem vermesi, rasyonel açıklama araştırmaları gelenek göreneklerin
göreliliği ve ilkelerin evrenselliği arasında kurduğu ilişki kendisini
sosyologların ve antropologların vazgeçilmez bir başvuru kaynağı
durumuna getirmiştir.
Bununla birlikte, toplumsal olguları nesneler gibi gören sosyolog bir
Montesquieu’nün pozitivist katılığı içindeki yorumları onu varlık ve
kendisine yabancı olan ödev olarak varlık arasında bir ayrıma
götürmüştür. Montesquieu bir yandan betimlerken aynı zamanda yargılar,
seçer, önerir. Despotizm ve köleliği mahkum eder, hoşgörü tavsiye eder.
Burada Lanson ve Brunschwiğin öne sürmüş oldukları gibi sadece “reformcu
bir idealizm”in “sosyolojik bir gerçeklik”le çakışması söz konusu
değildir. J. Ehrard Montesquieu’yü toplumsal olguların bütünüyle nesnel
bir yaklaşımıyla yorumlamanın ne kadar anakronik olduğunu göstermiştir
çünkü ona göre onun döneminde akıl hem betimleyici hem kural
getiricidir, bir başka deyişle hem olgu hem haktır.
Bu aynı zamanda R. Aron’un da vardığı sonuçtur: Montesquieu her ne kadar
bir sosyologsa da aynı zamanda bir doğal hukuk kuramcısıdır; Montesquieu
bu yapıtın (kendisinden) istediği şeylerin büyük bölümünü gene
kendisinin ulaşamayacağı bir dehayla gerçekleştiren Grotius ve
Pufendorf’a müteşekkirdir . Montesquieu siyaset felsefesinin klasik
geleneği içinde yer alır. Çağdaşlarının “sadece fizik bilimlere önem
vermesi” ve “siyasal iyilik ve kötülük”ün onlar için “bir bilgi
konusunda çok bir duygu olması”na üzülürken “siyasal bilimlere ve ahlak
bilimlerine hayranlığı bir tür kült haline getiren” Eskilerin projesini
yeniden ele almak ister (Pens 1940, 198). Dolayısıyla bu siyasal iyilik
ve kötülük bilimi, Aristoteles’teki gibi yasa koyucular oluşturması
gereken kuralcı ve pratik amaçlan olan bir bilimdir: “Bunu söylüyorum ve
öyle sanıyorum ki ben bu kitabı sadece bunu kanıtlamak için yazdım:
kanun koyucunun anlayışı hoşgörü anlayışı olmalıdır; siyasal iyilik,
ahlaksal iyilik gibi her zaman iki sınır arasında yer alır” (XXIX, 1)
der Montesquieu
KAYNAK
Siyaset Felsefesi Sözlüğü; İletişim Yayınları
|