|
Skolastik Felsefenin
Yükseliş Dönemi
12. yüzyıldan itibaren Arap felsefesinin önemli yapıtları çevrilmeye
ve Batı'da okunmaya başlandı, özellikle Aristoteles düşüncesine bu
kaynaklardan, bir tür yorum içinden ulaşıldı. Böylece meydana gelen
Aristotelesizm, skolastiğin yükseliş döneminin dinamiği olmuştur. İslam
felsefesi Batı kültürel düşüş içinde olduğu sıralarda gücünü
geliştirmiş, antikçağ felsefesinin başlıca filozoflarının metinlerine
sahip olabilmiştir.
İbn-i Sina, özellikle Aristoteles felsefesinin Arap dünyasında yer
almasında önemli rol oynamıştır. Tümeller sorunu üzerinde önemle durmuş
düşünürlerden birisidir ve bu düşünceleri yükseliş dönemi skolastiğinde
etkili olacaktır.
Aristoteles'in metinleri diğer İslam filozofları gibi, onun çalışmaları
üzerinden Batı'ya taşınacaktır.
Diğer bir Aristotelesçi İslam filozofu ise İbni Rüşt'tür. Aristoteles'in
yapıtlarını yorumlamış ve açıklamalar getirmiştir. İnanç ve akıl
arasında ilişki kurmaya çalışmış, inancı akıl bilgisinin başka bir formu
olarak değerlendirmeyi denemiştir.
Yahudi felsefesi ve Yahudi filozofların bu dönemde yaptıkları çeviri ve
yorumlar da, batıda gelişen skolastik felsefenin yükselişinde etkili
olmuş bir başka kaynaktır. Moses Maimenides bu filozofların en etkili
olanıdır. O da Aristotelesçidir ve din ile felsefeyi, inanç ile aklı
birleştirme yönünde düşünceler üretmiştir. Her iki kaynaktan (Yahudi ve
İslam felsefeleri) beslenen yükseliş dönemi skolastiği Aristoteles
felsefesini temel dayanağı yapmıştır.
Skolastiğin bu dönem felsefe çalışması, bütün bilgi alanlarını
kapsayacak şekilde bir bilgi sistemi kurmaya yöneliktir. Bonaventura
adlı İtalyan mistik düşünür bu girişimi Augutinus ve Aristoteles'i
uzlaştırmaya yönelik çabalarıyla ortaya koyar. Onun da bir tür ontolojik
kanıt kullandığı söylenebilir. Bilgi, bilinecek olanda birleşip bir olma
durumudur ki, bu her tür mistisizmin ana doğrultusudur.
Bonaventura'da bu yönde bir metafizik inşa eder. Ortaçağın ve
skolastiğin en önemli filozofu ise Albertus Magnus olarak anılır.
Aristoteles felsefesini, Arap ve Yahudi yorumlarını derleyip toparlamış,
bunların tanınıp anlaşılmasında önemli rol oynamıştır.
Doğa bilimleriyle yakından ilgilenmiş bir skolastik düşünürdür.
Aristoteles felsefesinden sistemli bir yapı ortaya koymuştur.
Aquinolu Thomas, Albertus Magnus'un öğrencisidir ve bütün skolastik
dönemin en büyük filozofu olarak kabul edilmektedir. Öğretisi Katolik
kilisesinin resmî felsefesi olarak kabul edilmiştir. Thomas'a göre
dinsel doğrularla felsefi doğrular, yani inanç ve akıl doğruları iki
ayrı bilgi türünün doğrularıdır. Böylece "Anlamak için inanmak"
önermesinin yerine, Thomas "inanmak için bilmek"'i koymuştur. Bunun
anlamı, en yüksek aydınlanma ve açıklanmanın bilgi sayesinde
olabilmesidir. İnanç tapınağına girişin yolu bilgidir ve felsefe bu yolu
aydınlatacak olan etkinliktir. Thomas için de Tanrı'yı bilmek, bilginin
en yüksek idealidir, akıl bu yüksek noktaya erişmeye yönelirken bazı
sırları olduğu gibi kabul etmek zorundadır. Realizm konusunda daha esnek
bir tavır geliştiren Thomas, ontolojik kanıttan farklı olarak kozmolojik
kanıt denilen yaklaşımı geliştirir.
Ayrıca Lütfen Bakınız:
İbn-i Rüşd Kimdir?
İbn-i Meymun (Maimenides) Kimdir?
Albertus Magnus Kimdir?
Aquinalı Thomas Kimdir?
|