Topluma Öncelik Veren Siyasal Kuramlar

On dokuzuncu yüzyılın endüstriyel gelişimlerinin sosyal ve ekonomik şartlara etkisi, bir yandan birey ve bireysel özgürlüğe derin bir inancı gündeme getirirken, peşi sıra eleştirilerini de sürükler.



Liberalizmin kuramsal açıdan meşruluk kazandırdığı endüstriyel kapitalizm, burjuva bireylerinin giderek zenginleşmesini sağlarken, aynı toplumsal süreçte yeni bir sınıf olarak beliren işçilerin giderek yoksullaşmasına neden olur. Büyük ölçüde hissedilir hale gelen yoksullaşma ve bireysellik adına toplumsal bozulma, piyasa ve endüstri toplumunun bir eleştirisi ve alternatif arayışı olarak sosyalist geleneği doğurur. Böylece Aydınlanmadan doğan iki farklı kuram olarak sosyalizm ve liberalizm birbirlerinin eleştirisi olarak gelişirken, 20. yüzyılın ilk yarısında hüküm süren temel siyasal tartışmanın da eksenini oluştururlar.

Laissez-faire ekonomi anlayışının işçiyi korunmasız biçimde üreticinin insafına terk etmesi, ağır çalışma koşullarını da beraberinde getirmişti. Bu nedenle Karl Marx ve Friedrich Engels de dâhil olmak üzere ilk dönem sosyalistleri endüstriyel kapitalizme karşı bir alternatif arayışına girmiş ve bu alternatifi de devrimde bulmuşlardı.



19. yüzyılın sonlarında ise liberal Batı Avrupa’da sendikalaşmanın, işçi partilerinin ve kulüplerinin yaygınlaşmasıyla, işçi sınıfı bazı haklar elde ederek endüstriyel toplumun bir parçası haline getirilmiştir. İşçi haklarının giderek yaygınlaşması, sosyalist hareketin ikiye bölünmesine neden olur: bir yanda devrim yanlısı komünistler, diğer yanda ise reformist sosyalist ya da sosyal demokratlar.

Konu Başlıkları:

- Sosyalizm ekseninde devlet-birey-toplum ilişkileri
- Devletsiz toplum: komünizm ve anarşizm nedir?

Derleyen:
Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı