Sosyal Adaletin Günümüzdeki Anlamı Nedir?

Çağdaş sosyal hukuk devletinin kamusal temel ilkesi olarak gösterilen sosyal adalet artık şu şekilde tanımlanmaktadır: “Bir toplumdaki tüm sosyal değerlerin, o toplumun tarihsel ve sosyolojik şartları, kültürel ögeleri ve yine toplumun farklı kültürel gruplara mensup üyelerinin benimsemiş olduğu ahlaki değerler göz ardı edilmeksizin, adil olarak dağıtımını öngören bir ilke veya ideal” (Balı 2001, s. 203).



Böylelikle sosyal adalet Aristoteles’le birlikte ortaya çıkan “dağıtıcı adalet” ve Rawls’la birlikte “yeniden dağıtıcı adalet” şeklinde açıklanan adalet türlerine çağdaş kamu yönetiminde uygulama olanağı sağlanmaktadır. Neden sosyal adalet günümüz toplumları ve çoğulcu demokrasiler için bu denli önemli bir düzen ögesidir? Aslında Rawls bunun nedenini eserinin başında açıklamıştır. O, hakkaniyet olarak adalet teorisiyle ahlaki değerlerimizle örtüşecek bir adalet teorisi kurmayı amaçlamıştı. Gerçekten de sosyal adalet, “insanlığın bugünkü kültürel aşamasında, her şeyden önce kişinin ve özellikle emeğin değerini yücelten bir hümanizm ürünü” (İzveren 1991, s. 103) olarak sosyal hukuk düzenin özünü oluşturmaktadır. Sosyal adalet bir toplumun millî zenginliğinin hakkaniyetli dağıtımını esas alarak yeniden dağıtılmasını sağlarken yalnızca tek tek kişilerin değil, halkın tümünün mutluluğunu sağlar. Sosyal adaletin ahlaki özü de buradan ileri gelmektedir. Çağdaş bir hukuk devleti olabilmek için artık sadece kişisel özgürlükler yeterli değildir. Toplumun istisnasız bütün üyelerini kapsayan, asgari bir gelir ve yaşam düzeyinin sağlandığı, uygun çalışma saatleri, ücretsiz izin, sağlık ve eğitim hakkının olduğu; milli gelir ve zenginliklerin adaletli bir biçimde dağıtıldığı; sosyal güvenliğin sağlandığı, kısacası sosyal ve ekonomik adaletin hâkim olduğu bir toplumun çağdaşlığından ve hukuk devleti olabilmesinden söz edilebilir ancak. İşte sosyal adaletin bugünkü anlamı bunları içermektedir. Sosyal adalet günümüz toplumlarının, sosyal devletin ve sosyal hukuksal düzeninin en temel ve ahlaki ögesini oluşturur.



Sosyal adaletin ahlaki anlamı dışında ele alınması gereken önemli bir konu da onun ekonomiyle ilişkisidir. Dikkat edilirse buraya kadar sosyal adaletten söz ederken onu ekonomik ögelerden ayırmayı başaramadık. Zira sosyal adaletin bugünkü anlamı onu ekonomik adaletten ayırmamaktadır. Hatta hukuk düşünürü Del Vecchio gibi sosyal adaleti ekonomik adalet olarak anlayanlar da bulunmaktadır. Bu düşüncenin ne kadar kabul görüp göremeyeceğini, ancak ekonomik adaletin ne olduğunu öğrenerek karar verebiliriz.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı