Niccolo Machiavelli: İlk Laik Devlet Kuramı

Niccolo Machiavelli (1469-1527) 1513’te yazdığı Hükümdar (Il Principe) adlı yapıtıyla Orta Çağ’dan sonra gelen Rönesans düşüncesini temsil eden bir siyaset görüşü ortaya koymuştur. Yapıtında ulusal ve laik bir devlet anlayışı sunar. Machiavelli Hükümdar’da “güce dayanan ulusal devlet” (Dinçer 2010, s. 191) idealini ortaya koyar ve devletin, hükümdarın ya da egemenin gücünü bir ulusa dayanmaktan alması gerektiğini öne sürer. Bu anlayışa göre devlet gücünü Kilise’den almamalıdır, Kilise’ye bağlı olmaktan kurtulmalıdır. Machiavelli Eski Çağ krallık ve cumhuriyetlerinin görkemli örneklerini överek Eski Çağ’ın yasa koyucularının erdem ve bilgeliklerinden söz eder. Machiavelli’ye göre bir devlet kurmak, kurulmuş bir devleti korumak, bir krallığı yönetmek, bir ordu toplamak, bir savaş yürütmek ya da adalet dağıtmak için Eski Çağ’ın bilge ve erdemli yöneticilerini örnek almak gerekir.



Niccolo Machiavelli İtalyan siyaset felsefesi yazarıdır. Eski Çağ’ın devlet görüşüne dönmek isteyen siyaset kuramcısıdır.

Machiavelli’ye göre devletin başındaki hükümdarın tek amacı devleti yaşatmak ve devletin gücünü artırmak olmalıdır. Bu uğurda her şey yapılabilir ve kullanılacak her araç meşrudur. Machiavelli hükmetmek isteyen bir hükümdarın egemenliğini sürdürmek için ne gibi araçlar kullanması gerektiğini ayrıntılı olarak dile getirmiştir. Machiavelli’nin yaşadığı dönemde İtalya’da ulusal birlik yoktu. Machiavelli küçük şehir devletlerine bölünmüş bir İtalya’ya ulusal birliğini kazandırma idealiyle Hükümdar’ı yazmıştı. Ona göre bu bölünmüşlüğün nedeni de Roma Vatikan Kilisesi’ydi. Devletin ve hükümdarın mutlak egemenliğini sağlamak için ilk yapılması gereken iş Kilise’nin devlet üzerindeki egemenliğin yıkmaktı. Bu nedenle siyaset felsefesi tarihinde Machiavelli, ilk laik devlet kuramını hazırlamış düşünür olarak görülür. Machiavelli’ye göre “Din, ahlak ve hukuk devlete bağlıdır.” (Dinçer 2010, s. 191) ve egemen güç olarak hükümdarın devletin varlığını devam ettirmek, gücünü arttırmak uğruna bunları birer araç olarak kullanabilir. O hâlde Machiavelli’ye göre asıl amaç devletin varlığı ve gücüdür çünkü devlet olmadan din, ahlak ve hukuk gibi kurumların da bir anlamı olmayacaktır.

Machiavelli hükümdarın asıl amacının devletin varlığını korumak ve sürdürmek olduğunu düşünmüş ve bu uğurda kullanılabilecek her aracı meşru saymıştır.



Machiavelli bu düşüncelerini tarihten çıkardığını söyler. Ona göre geçmişteki olayları dikkatle inceleyen herkes, bir devletin karşılaştığı tehlikelerde ne gibi önlemler uyguladığını görecek ve bunlardan ders çıkaracaktır. Geçmişte bir devletin karşılaştığı tehlikeler yine ortaya çıkabilir. Bu yüzden geçmiş olguların iyi bir incelenmesi bizi gelecekte de ortaya çıkabilecek ve tüm zamanlar için ortak olan olgular konusunda bilgi sahibi yapacaktır. Machiavelli bunun nedeni olarak tutkuları ve yapıları tüm çağlar boyunca aynı kalan insanlar tarafından bu olayların meydana getirildiğini söyler. Başka bir deyişle çağlar boyunca insan doğasının değişmediğini ileri sürer.

Machiavelli’ye göre devletin ya da hükümdarın kendisinden başka bir ahlaki amaç ya da ortak iyi koyması uygun değildir. Önemli olan devletin kendisidir. Bir hükümdar her zaman ortak iyiyi ya da ahlaki olan eylemi kendi özel çıkarıyla özdeşleştirebilir. “Hükümdar sadece yaşamı ve devletin varlığını sürdürmeye amaçlar. Bunu sağlamak için başvuracağı araçlar her zaman doğru ve övgüye değer olacaktır” (Machiavelli 1984, s. 85-86). Ona göre gücü zorla elinde tutan bir hükümdarın davranış ve eylemlerinde kınanabilecek bir şey yoktur. Gücü zorla elinde bulunduran bir hükümdar içinde bulunduğu koşullarda başka türlü davranamayacağı için böyle davranmaktadır. Bir hükümdar, kendi varlığını korumak için zorda kaldığında acımasız önlemler alma hakkına sahiptir. Bu yüzden bir hükümdar ya da egemen güç, sahip olduğu gücü en acımasız ve köktenci araçlarla korumalıdır.

Machiavelli’ye göre tarih kendisini tekrar eder, geçmiş olaylar kendilerini tarih içinde yinelerler. Bu yüzden de kendi çağının devletinin karşılaşabileceği tehlikelerin geçmişin incelenmesiyle anlaşılabileceğini ileri sürmektedir.



Machiavelli’ye göre her kim bir devlet kurmaya ve yasalar koymaya karar vermişse insan doğasının kötü olduğunu unutmamalıdır. İnsanların doğaları kötü olduğundan ellerine fırsat geçince bu kötülüklerini eyleme dökeceklerini önceden kabul etmelidir. Yasalar her devlet için zorunludur, ama bu kötülük yasalar aracılığıyla düzeltilemez; uygulamada güç kullanmak yoluyla önlenebilir ancak. Bu yüzden iyi yasalar tek başına yeterli değildir, güçlü olmak için iyi silahlar da gereklidir.

Machiavelli’ye göre bir hükümdar varlığını ve gücünü korumak uğruna her şeyi bir araç olarak kullanabilir çünkü bu hakka hükümdar olmasından dolayı sahiptir.

Silah ve güç kullanma olmaksızın iyi yasalar etkisiz kalırlar. Tarihteki geçmiş olgular bunu göstermektedir. Bu yüzden bir hükümdarın erdemli ve adil yaşaması kadar hainlik sanatını öğrenmesi de gereklidir. Ona göre bir hükümdar insana olduğu kadar bir canavara da nasıl benzeyeceğini öğrenmek zorundadır. Kendisine kurulan tuzakları ortaya çıkarabilecek kadar kurnaz, düşmanlarına dehşet salacak kadar da güçlü olmalıdır.

“Bilmek gerekir ki mücadelenin iki yolu vardır: Biri kanun yolu diğeri kuvvet yoludur. Birincisi insanlara, ikincisi hayvanlara özgüdür. Fakat çoğu zaman olduğu gibi, birinci yol yeterli gelmediği zaman ikinci yola başvurmak gerekir” (Machiavelli 1984, s. 84).

Machiavelli Orta Çağ’ın skolastik geleneğinden kuşku götürmez bir biçimde kopmuş olan ilk düşünürdür (Cassirer 1984, s. 140). Bunun en açık göstergesi krallıkların ve hükümdarların gücünün Tanrı’dan geldiğinin düşünülmesine karşı çıkmasıdır. Machiavelli’ye göre hükümdarların haklarının kutsal bir kökeni yoktur. Hükümdarın haklarının kökeni yine onun hükümdar olmasından gelmektedir. Bunun kanıtı da insanın siyasal yaşamının kendisidir. Orta Çağ’ın Tanrı merkezli düşüncesine karşı siyasal olguların doğasını ortaya koymak yeterlidir. Dolayısıyla Machiavelli’nin temel ilgisini laik “yeryüzü devleti” oluşturmaktadır. Machiavelli’ye göre dinin değeri bile siyasal yaşama katkıda bulunduğu ölçüde ve büyüklüktedir.



Machiavelli’ye göre, Orta Çağ’da olduğu gibi, din kendi başına bir amaç olamaz. Bunun yerine devletin varlığı uğruna siyasal yöneticiler için yalnızca bir araçtır. Her tür siyasal mücadelede ancak bir silah olarak kullanılabilir.

Böylece Machiavelli laik devletin kuramsal temelini atmış bir düşünür olarak karşımıza çıkar. Machiavelli’den önce de laik devletler İtalya’nın güneyinde ve çeşitli yerlerde ortaya çıkmıştır. Machiavelli’nin tek yaptığı bu laik devletlerin hukuksal ve düşünsel temelini oluşturan bir siyaset kuramı ortaya koymak olmuştur. Varolan yeni ulusal devlet yapısına kuramsal bir temellendirme getirmiştir.

Derleyen:
Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı