Montesquieu ve Siyasal Özgürlük Anlayışı

Fransız filozofu Montesquieu (1689-1755) siyaset görüşünü 1748’de yayınlanan Yasaların Ruhu adlı yapıtında dile getirmiştir. Bu yapıtta siyasal özgürlüğün temellerini ve koşullarını ele almıştır. Montesquieu siyasal özgürlüğü savunur ve bu özgürlüğü oluşturan yasaların anayasal güvence altında bulunması gerektiğini düşünür. Montesquieu “özgürlük” kavramına büyük önem verir. Özgürlüğe tarih boyunca farklı anlamlar yüklenmiştir. Kimileri bir zorbayı tahttan indirmeyi, kimileri boyun eğecekleri kimseyi seçebilmeyi, kimileri de silahlanabilme hakkını ve şiddet kullanabilmeyi özgürlük saymışlardır. Sakal bırakmanın özgürlük olduğunu sanan topluluklar bile olmuştur. Kimileri de bazı yönetim biçimlerini özgür, öteki yönetimleri de özgür olmayan yönetimler olarak belirlemişlerdir.



Montesquieu’ye göre demokrasilerde halk istediğini yapıyor görünmektedir, ama siyasal özgürlük insanın istediğini yapabilmesi değildir. Devlette, yani yasaları olan bir toplumda özgürlük insanın isteyeceği şeyi yapabilmesi, istemeyeceği şeyi yapmaya zorlanmaması olabilir. Özgürlük yasaların izin verdiği her şeyi yapma hakkıdır. Bir yurttaş yasaların yasakladığını yapamaz, yaparsa özgürlüğünü kaybeder.

Montesquieu’ye göre özgürlük insanın her istediğini yapabilmesi değildir, insan yasalar izin verdiği sürece ve o ölçüde istediğini yapabilir. Yasalar izin verdiği sürece insanın istediklerini yapabilmesi, istemediği şeyi yapmaya da zorlanmaması özgürlüktür.



Montesquieu’ye göre demokrasi de aristokrasi de doğaları gereği özgür devlet biçimleri değildir. Siyasal özgürlük ancak iktidarın kötüye kullanılmadığı yönetimlerde bulunur, fakat elinde iktidarı tutan herkes onu kötüye kullanma eğilimindedir. Bu yüzden bir ülkenin yönetim kuralları öyle bir anayasa ile saptanmalıdır ki kimse yasanın ona yapmasını buyurmadığı şeyleri yapmak zorunda kalmasın ve yasanın izin verdiği bazı şeyleri de yapmaktan alıkonulamasın. Bir yurttaşın siyasal özgürlüğü, her insanın sahip olduğuna inandığı güvenlikten gelen iç rahatlığı demektir. Bu özgürlüğe sahip olmak için yönetim bir yurttaşın başka bir yurttaştan korkmayacağı biçimde olmalıdır.

Montesquieu’ye göre yasama gücü ile yürütme gücü bir kişide ya da bir toplulukta birleşirse özgürlük olmaz. Yargı gücünün yasama ve yürütme güçlerinden ayrılmaması durumunda da özgürlük yoktur. Bu yüzden tek kişi ya da seçkinlerden oluşan bir grup, eğer bu üç gücü elinde tutarsa her şey yitirilir. Zorbalaşmak isteyen hükümdarlar bu üç gücü de kendi ellerinde toplamakla işe başlarlar.

Montesquieu yasama, yürütme ve yargı güçlerinin aynı elde toplanmasının bir ülkede özgürlüğü ortadan kaldıracağını savunur.



Montesquieu’ye göre özgür olan her insan, kendi kendisini yönetmesi gerektiği için halkın bütün olarak yasama gücünü elinde tutması gerekir. Ama bu olanaklı olmadığından halk bunu temsilcileri aracılığıyla yapar. Temsilci seçmenin yararı halkın tartışacak düzeyde olmadığı sorunları seçilen temsilcilerin tartışabilecek düzeyde olmasıdır. Montesquieu’ye göre dört devlet şekli vardır: Demokrasi, aristokrasi, monarşi ve despotizm. Montesquieu bu dört devlet biçimi içinde iki aşırı biçimden, yani demokrasi ve despotizmden kaçınmak gerektiğini düşünür. Ona göre en doğru devlet şekli monarşidir.

Derleyen:
Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı