İnsanın Değerini Korumanın Ön Koşulu Olarak İnsan Hakları Kavramı

Kuçuradi, çeşitli uluslararası belgelerde ve anayasalarda “temel haklar” başlığı altında kişi hakları yanında, yurttaş haklarının, sosyal-ekonomik-kültürel ve siyasal hakların da yer aldığını -bu başlıklar altında da bazısı ortak, bazısı ayrı olan çeşitli tek tek hakların olduğunu- saptar. Bu belgelere bakıldığında, bazı hakların “temel” haklar gibi görünmediğini, öte yandan da temel hak sayılması gereken bazı istemlerin ise bu belgelerde yer almadığını görür. Bu saptama Kuçuradi’yi insan hakları ölçütüyle ilgili şu soruyu sormaya götürür: “Elimizdeki insan hakları listelerini gözden geçirmek ve ‘yeni’ haklar saptayabilmek için ölçüt olarak ne kullanılabilir? Bazı hakların ‘temel’liği -ya da tersi- konusunda çekişmelere fazla yer bırakmayacak ölçüt ne olabilir?” (Kuçuradi 2007, s. 3).



Ona göre, “İnsanlık olarak başardıklarımıza bakarak edindiğimiz, insanın olanaklarına ilişkin sistematik bilgi ve bu olanakların gerçekleşebilmesini sağlayan koşulların bilgisi, bize bu ölçütü sağlıyor. Bu ölçütle bir bütün oluşturan, ama insanın olanaklarıyla ilgilerinde, farklı gerekler getiren temel hakları temel olmayanlardan ayırabiliriz. Ters yönden, yani bu olanakların bugün nasıl körletildiğini görmekle desteklenen ve temellendirilen bu bilgi, bize hangi istemlerin temel haklar olduğunu ve olabileceğini, hangilerinin ise olmadığını ve olamayacağını ayırt edebilmek için bir ölçüt sağlamakla kalmaz; ayrıca temel hakların özünün gereklerini gitgide daha açık görmemiz için de bir yol açar.” (Kuçuradi 2007, s. 3-4).

Kuçuradi bu ölçütle birer kişi hakkı olan ve hep kişiye ilişkin kimi istemleri dile getiren insan haklarına baktığında ise bunların istemler olarak kendi aralarında önemli farklılıklar gösterdiklerini saptar. Bu istemlerin bir kısmı insanın olanaklarıyla doğrudan doğruya ilgiliyken başka bir kısmı bu olanakların geliştirilmesi için genel olarak gerekli önkoşullarla, diğer bir bölümü ise bazı değişken koşullarla ilgilidir. Kuçuradi, “insan hakları” terimini yalnızca ilk iki türden istemle sınırlama düşüncesindedir. Başka bir deyişle, Kuçuradi insan hakları kavramının altına “kişinin güvenliğine ilişkin istemleri ve/veya ‘temel özgürlükler’ ile insanın olanaklarını korumanın genel olarak önkoşullarına ilişkin istemleri (sağlık için gerekli yaşam düzeyi, eğitim, çalışma vb. hakları)” (Kuçuradi 2007, s. 4) koymaktadır. “İnsan hakları’ kavramının kapsamını bu iki hak grubuyla sınırlama eğilimindedir.

Kişinin güvenliğine ilişkin bu istemler doğrudan doğruya insanın kendinde taşıdığı olanakların gerçekleştirilmesiyle ilgilidirler. Kişi bu olanakları insan türünün bir üyesi olarak taşımaktadır ya da -taşımadığı söylenemeyeceği ya da önceden kestirilemeyeceği için- taşıdığı varsayılmaktadır. Bunların korunması ise kişilere bu olanaklarını gerçekleştirirken onlara engel olmamakla, dokunmamakla olur.



İnsan hakları, genellikle, insanın insan olarak - yalnızca insan türünün bir üyesi olması nedeniyle sahip olduğu haklar olarak tanımlanır.

Kuçuradi bu hakların bütün insanların eşit olduğu haklar olduklarını, ama bunların dışında bu türden bütün insanların eşit, her kişinin insan olarak sahip olduğu başka bir grup temel hakkın da varolduğunu söyler. “Bunlar, her kişiye insan olarak olanaklarını geliştirebilmesini sağlayan önkoşullara ilişkin istemlerdir. Sağlık için gerekli yaşama düzeyi, eğitim bu tür haklardandır. Bu haklarla ilgili karşılaşılan güçlük şudur: Bu hakların sağlanması, başka türden haklara bağlıdır. Bu temel haklar, ancak dolaylı olarak, devletin kişilere tanıdığı haklar -sosyal-ekonomik (ve bazı) siyasal haklar- ve her zaman değilse de çoğu zaman siyasal kararlarla kurulan kamu kuruluşları aracılığıyla korunabilirler.

Derleyen:
Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı