İnsan, Toplum ve Devlet

Toplum felsefesi kendi başına toplumu ele alırken devlet felsefesi kendi başına devleti ele alır. Siyaset felsefesinin konusunu ise hem toplum ve toplumsal düzen hem de devlet oluşturur. Bir anlamda toplum felsefesi ve devlet felsefesi ikisi bir arada siyaset felsefesini oluşturur (Dinçer 2010, s. 182). Aristoteles "Politika" adlı yapıtının hemen başında insanı “zoon politikon” olarak tanımlar.



Zoon politikon kavramı Türkçede “siyasal canlı” anlamına gelir. Ama Aristoteles özellikle insanın toplumsal bir varlık olduğuna vurgu yapmaktadır.

Bununla kastettiği şey insanın toplumsal bir varlık, devlet kuran bir varlık, siyaset yapan bir varlık olduğudur. Başka bir deyişle belirli bir amaç uğruna bir arada yaşamak uğruna bir araya gelmiş insanlar bütünü olarak bir toplum ve devlet anlayışı görülür burada. Bu ortak amaç da “ortak iyi” denilen şeydir. Siyaset Felsefesi tarihinde ilk toplum ve devlet görüşlerine baktığımızda toplumun ve devletin amacı olarak “ortak iyi”nin belirlendiği görülür. SSöz gelişi Platon (M.Ö. 427-347) bu “ortak iyi”yi adil toplum ve bundan doğacak olan toplumun bütün olarak mutluluğu diye anlamıştır. Üstelik her tek kişinin siyasal eylemi de bir “iyi”yi amaçlar. Bu “iyi”nin kendinde “iyi” olup olmadığını soruşturmak siyaset felsefesine düşecektir.

İnsan bireyleri topluluk hâlinde yaşarlar, çünkü insan bir toplum içinde her türlü maddi ve tinsel gereklerini karşılar.



Tinsel kavramı sözcük olarak manevi teriminin Türkçesi olsa da felsefedeki özel anlamıyla “kültürel” anlamına gelmektedir. Ama bu “kültürel” kavramından belirli bir toplumun kültürünü anlamamak gerekir. Daha çok insana ait olan, insan yapıp etmesi olan anlamında düşünülmelidir. Bu anlamda bilim insanın tinsel bir etkinliğidir denir.

İnsan yaşarken belirli durumlar içinde veya belirli durumlarla karşı karşıya kalarak bu durumları değerlendiren ve bu değerlendirmesine göre eylemde bulunan bir varlıktır. O hâlde her şeyden önce insan eylemde bulunan ve bunun sonucu olarak çeşitli ilişkilere giren toplumsal bir varlıktır. İnsan toplum içinde yaşarken de içinde yaşadığı toplumu koyduğu kurallarla düzenler. Bir toplumsal varlık olarak insanın toplumsal ve siyasi ilişkilerin düzenlenmesiyle ilgili etkinlikleri insanın ne olduğuna ilişkin sorunun yanıtlanmasına kaçınılmaz bir şekilde bağlıdır. İnsan toplumsal bir varlık olduğu için devlet kuran bir varlıktır. Siyaset kuramı devletin varlık temelini insanın toplumsal varlığında bulur. Aristoteles "Polika" adlı yapıtının hemen başında insanın zoonpolitik olduğunu söylerken aslında “Devlet varlık nedeninin insanın toplumsal varlık yapısı olduğunu söylemiş olur. Yunancadaki “politikos” (siyasal) sıfatı burada toplumsal olmaya vurgu yapmaktadır. Aristoteles böylece siyasetin insanın toplumsal yaşamıyla ilgili bir etkinlik olduğunu söylemektedir bize. İnsanın toplumsal varlık yapısı Devlet’in varlık yapısının da temelini oluşturur. Aristoteles insanın erdemli olmasının koşulunu erdemli yaşamasında bulur, bu yüzden de ona göre insanın erdemli olmasının koşulu insanın toplum içinde yaşamasıdır. Başka bir deyişle erdem ancak toplum içinde, bir devlet düzeni içinde yaşarken gerçekleştirilebilir. Öyleyse insan sahip olduğu olanakları ancak bir toplum yaşamı içinde gerçekleştirebildiği için ve gerçekleştirebildiği ölçüde toplumsal bir varlıktır. Toplum ve devlet düzeni insanın olanaklarının ortaya çıkabilmesi için vazgeçilmezdir.



Bir yandan toplum içinde insan çeşitli toplumsal ilişkiler içinde eylemde bulunan varlık olarak karşımıza çıkarken diğer yandan devlet bu toplumsal ilişkileri düzenleyen varlık olarak insanın eylemlerini de bağlayan yasal gücü oluşturur. Herhangi bir devletin toplumu düzenleyen yasalarının toplumun düzenlenmesinde gözettikleri amaç o devletin hukuk sistemi hakkında bilgi verir. Nasıl Etik alanında insanın eylemlerini, ilişkilerini düzenleyen kural ve ilkeler varsa toplum içinde yaşayan insanların da eylemlerini ve toplumsal ilişkilerini yönetip düzenleyen ilkeler ve bu ilkelere göre konulan kural ve yasalar vardır (Mengüşoğlu 2006, s. 276).

Etik insan eylemlerini belirleyen ilkeleri ve insan için iyi bir yaşamın ne türden bir yaşam olduğunu soruşturan, “Nasıl yaşamalı?” sorusuna yanıt arayan bir felsefe dalıdır.



O hâlde yasa koyma yetkisi siyasal bir birlik oluşturan devlettedir. Devlet siyasal bütün olarak siyasal bir varlık olarak yasa koyucu bir birliktir. Yasa koyucunun koyduğu yasaların toplumsal varlık alanında belirlenim gücü vardır. Çünkü yasalar zorlayıcı olarak karşımıza çıkarlar.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı