İkinci Kuşak Haklar, İkinci Kuşak İnsan Hakları

Evrensel Bildirge’de sivil ve politik hakların yanında bir dizi ekonomik, sosyal ve kültürel haklar da yer almaktaydı. Bu haklar “ikinci kuşak haklar” olarak bilinmektedir çünkü bu türden bir hak ne 1776 tarihli Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nde ne de 1789 tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nde yer almıştır.



Gerçi doğal hakların ateşli bir savunucusu olan 18. yüzyıl düşünürü Thomas Paine, 1792’de yayınlanan kitabı Rights of Man’de eğitim, refah ve çalışmayla ilgili sosyal koşulları da listesine almış, 1793 tarihli Fransız Bildirgesi de eğitim hakkını onaylamıştı. Ama bu haklar geleneksel doğal hukuk kuramlarına uymadıkları gibi, temel moral ve anayasal haklar olarak da yirminci yüzyıla kadar pek kabul görmemişlerdir. Eğitim hakkı anayasalarda çok uzun zamandır yer almasına karşın, bu sadece bir yasa maddesi olarak kalmış, bu hakkın kullanılması için gereken kurumsal yapılar oluşturulmamıştır. Aynı durum daha yeni yasalaştırılan refah hakları denen haklar için de söz konusudur.

İkinci kuşak haklara bir örnek olarak “çalışma hakkı” verilebilir. Evrensel Bildirge’nin 23. maddesinin “çalışma hakkı” derken tek bir haktan mı söz ettiği yoksa birden çok hakkı, çalışmayla ilgili bir dizi farklı hakkı mı kapsadığı pek açık değildir. Ama daha sonraki insan hakları belgeleri, 1961 tarihli Avrupa Sosyal Şartı’ndan başlayarak “çalışma hakkı”nın kendisiyle, “adil ve insan onurunu yakışır çalışma koşullarına sahip olma hakkı”nı birbirinden ayırmıştır. Bu en klasik tanımını da 1966 tarihli BM Uluslarası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 6. maddesinde bulmuştur: “Sözleşmeye taraf olan devletler çalışma hakkını tanırlar, bu da kişilerin serbestçe seçtikleri veya kabul ettikleri işlerde çalışmasıyla kendi yaşamını sürdürme fırsatına sahip olmasını kapsar. Böylece bu hakkın özünü oluşturan şey, her insan tekinin kendi devletinden çalışarak hayatını sürdürme şansına sahip olmasını talep etme ve çalışacağı işler arasında serbest seçim yapabilmesidir. Bu hak devletlere de kişilere bu fırsatı vermek için gerekli adımları atma ödevini yüklemektedir”. Bunun altında yatan varsayım ise, her insanın refahı için bu fırsata sahip olması gerektiği ve yalnızca devletin bu temel insan gereksinimini yerine getirecek güce sahip olduğudur (Wellman 1999, s. 21).



Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı