İdeal Bir Düzenin Olabileceğini Kabul Edenler

a) Özgürlüğü temel alan yaklaşım (Liberalizm): Temsilcileri A. Smith, J. Locke ve J. S. Mill’dir. Bu yaklaşıma göre ideal bir siyasal düzen, özgürlük temeli üzerine kurulmalıdır. Çünkü, insan özgürlüğü sayesinde kendini gerçekleştirir ve yaratıcı olur. Birey siyasette (düşünce, ifade), dinde (inanç), ve ekonomide (girişim) olabildiğince özgür kılınmalıdır. Liberalizm bireyciliği, özgürlüğü, hukukun üstünlüğünü, serbest piyasa ekonomisini, birey karşısında devlet gücünün sınırlandırılmasını temel alarak ideal düzene ulaşılabileceğini savunur.

Ekonomik liberalizm, devletin ekonomik hayata müdahalesinin en az düzeyde tutulması gerektiğini savunur. A. Smith bunu kısaca “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” sözüyle ifade etmiştir. A. Smith ve J. S. Mill’e göre, serbest girişim ve kar güdüsü ile bireyler zenginleşip refah düzeyi arttıkça, toplum da zenginleşir ve refah düzeyi artar. Böylece bütün toplumun refah ve mutluluğu sağlandığından ideal düzen gerçekleştirilmiş olur. Siyasal liberalizm ise devlet yetkilerinin her anlamda kısıtlanması gerektiğini savunur. Temsilcisi Locke’dir.

b) Eşitliği temel alan yaklaşım (Sosyalizm): Temsilcileri Saint Simon, Karl Marx ve Robert Owen’dir. Bu yaklaşıma göre ideal bir siyasal düzen, eşitlik temeli üzerine kurulmalıdır. Liberalizme tepki olarak doğmuştur. Liberalizmin ekonomideki uygulaması kapitalizmin yarattığı gelir dağılımındaki adaletsizlikle zengin daha zengin, fakiri daha fakir olmaktadır. Sosyalizm sınıfsız, eşit, ideal bir toplum düzeni oluşturmak için özel mülkiyetin ortadan kalkması ve üretim araçlarının devlet tekelinde toplanması gerektiğini savunur. Böylece sermayeyi temsil eden işveren sınıfı ile emeği temsil eden işçi sınıfı arasındaki gelir dağılımı adaletsizliği ortadan kalkacak ve tüm insanların eşitliğine dayanan sınıfsız ideal bir toplum düzeni kurulabilecektir.

c) Adaleti temel alan yaklaşım: Temsilcileri Eduard Bernstein (1850-1932) ve John Rawls (1921-2002)’tır. Adalet, hem özgürlüğün hem de eşitliğin temel ilke olarak bir arada kabul edilmesidir. Çünkü ne özgürlük ne de eşitlik tek başına toplumları ideal düzene ulaştıramamıştır. Bu nedenle özgürlük ve eşitliği kapsayacak ve ideal düzeni sağlayacak başka bir temele ihtiyaç vardır. O temel de adalettir.

Adalet herkese hak ettiğini vermektir. Bu yaklaşım uygulamada sosyal hukuk devlet anlayışını ortaya çıkarmıştır. Bu anlayışa göre hukuk, devletin temeli olmalıdır. Düzen, hukuka göre gerçekleşmelidir. Böyle bir düzende özgürlük, bireyin çalışma, düşünce ve yaratma özgürlüğü şeklindedir. Eşitlik ise, herkesin kanun önünde aynı haklara sahip olmasıdır.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı


Ana Sayfa | YGS-LYS Hazırlık | Felsefeye Giriş | Felsefe Dersleri | Felsefe Akımları | Filozoflar | Felsefe Tarihi | Felsefe Sözlüğü | Yeni Felsefe Sözlüğü | Sosyoloji | Psikoloji | Antropoloji | Mantık | Arkeoloji | Okuma Odası | Felsefe Grubu Öğretmenleri İçin Gerekli Belgeler | Ekonomi | İletişim

biyoloji | felsefe| fizik| tarih


Düşünce PLATFORMU
  2005'ten beri, felsefe.gen.tr
  Bu web sitesi, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından derlenmiş ve hazırlanmıştır.
 
Felsefe.gen.tr, felsefeyi tehlikeli hale getirmeyi amaçlamaktadır. (Bakınız: Nietzsche)