Hugo Grotius'un Doğa Yasasına Dayalı Devlet Tasarımı

Rönesans döneminin sonlarında Yeniçağ’ın başlarında yaşamış olan ve devletin temelini doğal hukukta göre bir başka düşünür de Hollandalı Hugo Grotius’tur (1583-1645).



Grotius Savaş ve Barış Hukuku Üzerine adlı yapıtında doğal hukuk (ius naturale) ile pozitif (konulmuş) hukuk (ius civile) ayırımı yapar. Pozitif hukuk insanın kendisinin tarih içinde koymuş olduğu hukuktur. Bu hukuk konmuş olduğu zaman ve yerin koşullarına göre anlaşılabilir olan bir hukuktur. Doğal hukuk ise insanın akıllı özünde bulunan ve bu yüzden de tarih içinde, zaman ve yere göre değişmeyen hukuktur. Doğal hukuk insanların sırf insan olmaları dolayısıyla sahip oldukları hakları içerir. Bu yüzden de doğal hukukun pozitif hukuka göre önceliği ve üstünlüğü vardır. Pozitif hukuk tarihsel olarak kavranabilirken doğal hukuk aklın bir buyruğu olduğundan ancak felsefe ile kavranabilir (Gökberk 2008, s. 187). Grotius’un doğal hukuk anlayışı insanların doğaları gereği, yani insan olmaları dolayısıyla belirli haklara sahip olması demek olduğundan, gerek Fransız Devrimi’nin İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ne gerekse Birleşmiş Milletlerin insan hakları anlayışına temel olmuştur.



Grotius’un doğal hukuk anlayışına göre bir takım haklar temelini insan doğasında bulurlar. İnsan doğası tarih içinde değişmediğinden, bu haklar da tüm insanların sahip olduğu evrensel haklardır; hiçbir zaman değişmezler, her yerde ve her zaman aynı kalırlar. Doğal hukukun gerçekleşmesi için bir güce gereksinim vardır, bu güç de devlettir. Devletin varlık nedeni doğal hukuktur. Doğal hukuk devletten önce gelir ve onun varoluş nedeni olur. Bu yüzden her devlet kendi varlığının nedeni ve temeli olan bu hukuku korumakla yükümlüdür. Devlete bağlı olan hukuk değil, tersine hukuka bağlı olan devlettir.

Hugo Grotius insanın doğal haklarının çıktığı doğal hukuk ile insanların kendilerinin koyduğu pozitif hukuk arasında bir ayırım yaparak, doğal hukuku pozitif hukuktan önce gelen ve daha üstün olan bir hukuk olarak belirlemiştir.



Grotius’a göre insan doğası gereği toplumsal olduğundan bir toplum kurmak zorundadır. Grotius insanın doğası gereği konuşma yetisine sahip olmasını onun toplum içinde yaşamasının koşulu sayar, bu yüzden de insanın toplum içinde yaşaması zorunludur ve doğası gereğidir. Bu zorunluluk dolayısıyla meydana gelen toplumu insanlar aralarında yaptıkları bir sözleşme ile bir araya gelerek oluşturmuşlardır. Dolayısıyla devletin ortaya çıkışı böyle bir sözleşme ile olmuştur. Bu sözleşmenin içeriği insanların doğuştan gelen doğal hakkı olan mülkiyet hakkının korunmasıdır. Devlet de insanların bu hakkına saygı göstermek ve bu hakkı korumakla yükümlüdür. Grotius’a göre mallar üzerinde mülkiyet insanların istemesiyle topluma girmiştir, ama girer girmez de doğal hukukun bir kuralı olmuştur. Öyle ki, bir kimsenin malına bu kimse istemeden el konamaz, konursa suç işlenmiş olur. Grotius’a göre bu toplumsallık ya da toplumu aklın ışığında düzenleme çabası hukukun kaynağını oluşturur. İnsanın geri kalan hayvanlara üstünlüğünü de bu toplumsallığı oluşturur.

Grotius’a göre doğal hukuk sadece bir devlet içinde ortaya çıkmaz, devletlerarası geçerliliği de vardır. Devletler arasında geçerli olan hukuk devletler hukukudur. Devletler hukuku bir savaş ve barış hukukudur ve bu hukukun da temelini yine doğal hukuk oluşturur. Bu hukuka göre savaşı haklı kılan bazı nedenler vardır. Grotius savaşın haklı nedenleri dediği üç neden belirler: Kendini savunma hakkı, zararın karşılanması ve cezalandırma hakkı. Grotius’un savaş hakkı kuramına göre doğa yasasına uygun savaşlar da vardır ve bunlar haklı savaşlardır.



Hugo Grotius savaşı tümden dışlamaz ve ona göre doğal hukuk her tür savaşı yasadışı saymaz. Savaş haklı yollarla yapıldığında yasaya uygundur.

Grotius da doğal hukuk ve pozitif hukuk karşıtlığı anlayışıyla bireyi ve toplumu temele alan tipik bir Rönesans düşünürüdür. Her türlü devletin temelinde bireylerin sahip olduğu doğal haklar ile devletlerin ve toplumların sahip olduğu temel doğal hakları bulmuştur. Bu doğal haklar hiçbir şekilde sınırlanamaz.

Derleyen:
Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı