Ütopyalar: Farabi'nin "Erdemli Şehir (El Medinetü'l Fazıla)" Ütopyası

Ona göre, doğal ihtiyaçların etkisiyle bir araya gelerek toplumu oluşturan bireyleri bilgin ve erdemli kişiler yönetmelidir. Bir topluma ancak bedenen ve ruhen sağlam, zeki, öğrenme ve öğretmeyi seven, dürüst, kendine güvenen, Tanrı'ya inanan, çalışkan kimse başkan olmalıdır. Bu özelliklere sahip yöneticiler, yönettikleri kişileri bilgi bakımından yükseltirler.



Toplum yaşamında iyiyi, doğruyu ve güzeli gerçekleştirmek suretiyle insanların mutluluğunu sağlarlar. Yöneticiler bu niteliklere sahip olmadıkları takdirde, yönettikleri kişiler mutsuz olur. Mutluluğa ulaşmak için kurulan her şehir erdemli şehirdir. Farabi buradan yola çıkarak, mutluluğa erişmek amacıyla el ele vererek çalışan bir millete “erdemli bir millet”, bütün milletleri mutluluğa ulaşmak için el birliğiyle çalışan bir dünyaya da “erdemli dünya” der. Böylece, erdemli bir toplumdan erdemli bir "dünya devleti"ne ulaşılır.

Ekler

İdeal Devlet, El-Medinetü'l-Fazıla, ya da Fazilet Şehri, Farabi'nin ideal devleti çözümlediği kitabıdır. Kitapta bir başkanın erdemlerini sayar. Farabi'ye göre, başkanlık edecek kişide su erdemler bulunmalıdır: Organları tam olmalıdır, anlayışlı olmalıdır, belleği güçlü olmalıdır, akıllı ve ince görüşlü olmalıdır, güzel konuşmalıdır, öğrenmeye gönüllü olmalıdır; yiyeceğe-içeceğe ve eğlenceye tutkun olmamalıdır, doğruluğu sevmeli, yalancılıktan kaçınmalıdır. Nefsini yüksek tutmalı ve kendisinden kuşkulandıracak şeylerden çekinmelidir, dindar olmalı ve dünyevi kaygılarda gözü bulunmamalıdır, adaletli olmalı ve kötülük yapmaktan çekinmelidir, işinde arzulu olmalıdır

Farabi El-Medinetü’l-fâzıla adlı eserinde Erdemli Şehri detaylarıyla açıklar. Erdemli şehrin karşıtı “cahiliye şehri”dir. Bu eserinden kısa özetlerle olması gereken erdemli şehrin vasıflarını ve bu şehrin düşmanlarını açıklayarak seçimler öncesi bu şehirleri oluşturmayı hedef edinmenin önemini vurgulamak istiyoruz.



Farabi bizim yeryüzü gökyüzü tabirlerimiz yerine “ay altı” ve “ay üstü” tabirlerini kullanır. Buna göre “Ay altı âlem akıl ve irade sahibi insanın yurdudur. Burada düzenin kurulması onun elindedir. Burada kurulacak olan bir erdemli şehir, kendisi başlı başına bir erdemli düzeni oluşturan ay üstü âleminin İlahi düzlemde bir mütemmimi olacaktır. Ay üstü âlemde bozulmadan / fesad ve değişimden uzak mükemmel bir düzen hâkimdir, ay altı âlem ise madde ile karıştığından mükemmellikten uzaklaşmıştır. Akletme yetisi sahibi insan ruhî yönü ile gerçek saadetin peşinde iken maddi yönü itibari ile de servet, şöhret, şehvet gibi kuvvetlerin etkisi altındadır. İnsan tabiatı icabı toplum içerisinde yaşamaya mahkûmdur. Öyle ise onun gerçek mutluluğa ulaşması da yine bir toplumsal düzen içerisinde mümkün olacaktır. İşte insanın gerçek mutluluğa erişmesini sağlayan bu düzenin adı “Erdemli Şehir”dir.

“Fârâbî’de siyaset ilminin ilk hedefi gerçek mutluluğa ulaşmaktır.” Mutluluk erdemli şehrin belirleyici özelliği ve özüdür.

Farabi gerçek mutluluğun asıl mekânı ahirettir. Bu nedenle iki alem birbiriyle doğrudan ilişkilidir. Dini hayat, dünyevi hayattan ayrı ve kopuk değil; aksine dini hayat dünyevi hayatın merkezi ve mihveridir. İşte, dünya ve ahiret saadetini birlikte gerçekleşeceği, şehir “Erdemli şehir”dir. Erdemli şehrin idarecisi ile alemin idarecesinin farklı olmaması gerekir. Ancak yeryüzü idaresi doğrudan değil dolaylı olarak vahiy ve peygamberler vasıtasıyla yapılmak mecburiyetindedir. “El-Evvel’den ruhu’l-kudüs vasıtası ile gelen bu vahyi şeriat olarak şehirde uygulamaya başlar yani burada hâkim olan irade de el-Evvel’in iradesidir. Böylece bütün kâinat O’nun iradesinin somutlaştığı bir mekân olur. Erdemli şehrin başkanı da bunun aracısıdır.”

“Peygamberlere has olan bu özelliklerin tamamına sahip olan bir insanın bulunmaması durumunda ne yapılacaktır? Böylesi bir durumda erdemli şehrin halkı arasında bu özelliklelerin Önemli bir kısmını kendinde toplayan bir kişi bulunursa o başkan olur, eğer böyle bir kişi bulunmazsa o durumda bu şehirde yapılması gereken şey ilk başkanın ve onun haleflerinin şeriat / kanun ve sünnetlerin korunarak taklit edilmesidir. Eskilerin şeriat vesünnetlerinin taklit edilmesi Fârâbî’de son çare olarak karşımıza çıkar.”

Erdemli Şehrin Düşmanları:



“Fârâbî’ye göre erdemli şehir tek bir şehirdir ancak erdemsiz şehrin birçok türleri vardır. O bütün erdemsiz şehirleri ortan bir özellikle “cehalet”le nitelendirir. Erdemsiz şehirlerin hepsinin ortak adı olarak tercih edilen cehalet kelimesi, bilginin zıttı olan bilgisizlik anlamına atıf yapmak için kullanılmış olabileceği gibi İslamdan öncesi dönem için kullanılan “cahiliye dönemi”ne atıf yapmak için de tercih edilmiş olabilir. Yukarıdan da anlaşılabileceği gibi bir şehrin erdemli olup olmadığını ayırt etmenin temel kıstası ilk başkan ve uyguladığı siyasettir. Eğer ilk başkan erdemli bir kişi yönetimi de erdemli bir yönetim ise bu şehir erdemli bir şehirdir ancak ilk başkanın yönetimi cahilî bir yönetim olursa bu şehir de cahili bir şehirdir. Fârâbî toplumların önüne konan sağlık, refah, cömertlik, büyüklük gibi hasletleri cahili iyilikler sayar. Bu tür iyilikler erdemli bir şehrin hedefi olamaz, bunları hedef alan şehir cahili bir şehirdir. Yine ilk başkanın yönetimi sapık (dalalet) bir yönetim ise ya da düzmece bir yönetim ise bu şehir de sapık şehir ya da düzmece şehir olarak isimlendirilir. Fârâbî es-Siyasetü’l-Medeniyye adlı siyasete dair kaleme aldığı bir diğer eserinde cahili yönetim biçimlerini sayarken bunlar arasında demokratik yönetim biçimlerini (el-medinetü’l-cema’iyye) de sayar. Onun demokratik yönetimleri cahili yönetimler arasında saymasının birincil nedeni bu yönetimlerde yaşayan insanların dilediklerini yapmakta serbest olmalarıdır. Düşünürümüze göre demokrasilerdeki serbestiyet ortamı erdemsiz fikirlerin neşvü nema bulmasına ve yayılmasına ortam hazırlayacaktır. Böylesi bir ortamda süflî arzularının peşinde koşan insanların sayısı çoğalacak ve yönetimi ellerine alan başkanlarda kendi kurallarını halka benimsetemeyeceklerdir. Hatta bu tür toplumlarda yöneticiler iktidara gelmek için halkın çoğunluğunun desteğine ihtiyaç duyduklarından onların gayri ahlâki olan yaşam tarzlarına göz yumacaklardır. Fârâblı filozofa göre demokrasi kendi bünyesinde hazcılığın her türüne açıktır, her türlü arzu ve ihtiraslar kendisine burada tatmin imkânı bulabilir ve bu tür idari sistemlerde erdemli kimselerin yönetimi ele almalarına da müsaade edilmez. Bu tür yönetimlerin olumlu yönü ise yönetime gelmelerine izin vermedikleri erdemli insanlara yaşama hakkı tanımalarıdır.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı