Etik İle Siyaset Felsefesinin İlişkisi

Etik terimi köken olarak Yunanca ethos sözcüğünden gelir. “Etik felsefenin insanlararası ilişkilerde değer sorunlarını inceleyen, bu konuda bilgi ortaya koyan dalıdır” (Dinçer 2010, s. 116). Etik felsefenin “Ne yapmalıyım?” sorusuna yanıt veren temel bir alanıdır. Her felsefe disiplininde olduğu gibi etik de eylem söz konusu olduğunda ilkeleri ve temelleri araştırır, sorgular. Bu anlamda etik de temellendirme yapan bir felsefe disiplinidir.



Yunanca ethos sözcüğü gelenek, huy ve karakter gibi anlamlara gelir; Latincede “moral” sözcüğü ile karşılanır.

Siyaset felsefesinin özel konusunun toplum ve devlet olduğunu gördük. İnsan toplumsal bir varlık olarak toplum içinde yaşarken eylemde bulunur. Karşılaştığı çeşitli durumlar ve olaylar karşısında değerlendirmelerde bulunur ve çeşitli eylem ilişkilerine girer. İşte etik felsefenin bir dalı olarak kişiler arası ilişkilerde ortaya çıkan eylemin belirleyici ilkelerini araştırır. Bu ilkeleri araştırırken çoğu zaman kimi toplumsal sorunlara da değinir. Çünkü kişiler yaşarken toplum içinde eylemde bulunduklarından çoğu etik sorun kişilerin sahip oldukları haklar ya da ödev gibi kimi yükümlülükleriyle ilgilidir. Her kişi yaşadığı toplum içinde çeşitli hak ve ödevlerle karşı karşıya kalır. İnsan siyasal bir varlık olduğundan sık sık etik sorunlarla karşı karşıya kalan bir varlıktır aynı zamanda. İnsanın siyasal bir varlık olması toplum ve devlet kuran bir varlık olması anlamına gelir. Etik sorunlar da toplum ve devlet içinde yaşayan kişilerin karşılaştığı sorunlardır.

Siyaset felsefesi de toplum içinde yaşayan insanı ele alan bir felsefe disiplinidir. Öyleyse hem etik hem de siyaset felsefesi insanı, toplumsal-siyasal bir varlık olan insanı ele almaktadır. Etik de siyaset felsefesi de felsefenin pratik disiplinleri arasında görülür.



Felsefenin pratik disiplinleri teorik disiplinlerden farklı olarak insanın pratik, toplumsal, siyasi yönünü oluşturan değerleri, eylemleri ve eylem ilkelerini soruşturan alanlarıdır.

Felsefe hem teorik aklı hem pratik aklı soruşturmalarında ilke olarak alır. Siyaset felsefesi de etik gibi pratik aklın etkinliklerini soruşturur. Başka bir deyişle, eylemlerimize yön veren pratik aklı soruşturur. Bu anlamda Etik gibi siyaset felsefesi de pratik bir felsefe disiplinidir. Ama Etik özellikle kişi olarak eylemde bulunan insanı soruşturmasına konu eder. Oysa siyaset felsefesi insanın siyasi etkinliklerini, yani toplumsal yaşamını, bir bütün olarak toplumu ve toplumsal düzenlemeleri belirleyen ilkeleri eleştirir ve sorgular.



İnsanın pratik etkinlikleri insanın yapıp etmeleridir. İnsanın ne olduğu sorusuna da insanın pratik etkinliklerine, başka bir deyişle insanın yapıp etmelerine bakılarak yanıt verilebilir. İnsanın ne olduğu sorusunun yanıtı aynı zamanda insanın varolan içindeki, dünya içindeki yerini de belirleyecektir. İnsanın bütün varolanlar içindeki yeri, onun diğer varolanlardan farkını ortaya koyarak belirlenebilir. Bunun için de onun olanakları, kendine ait özellikleri bilinmelidir. İnsanın olanaklarının ne olduğunun ölçütünü onun bugüne kadar yapmış olduklarına bakarak bilebiliriz ancak. söz gelişi insan devlet kuran bir varlıktır. İnsanın bütün varolanlar içinde tek devlet kuran varlık olduğunu görürüz. Bu da insanın bir olanağına ilişkin bir bilgi verir bize. Bu bilgi insanın devlet kurma olanağına sahip bir varlık olmasıdır. Devlet kavramı siyaset felsefesinin en temel kavramlarından biri olduğundan siyaset felsefesinin bütün araştırmaları sonunda gelip insan sorununa dayanmaktadır. Etik de insanı ve eylemlerinin dayandığı ilkeleri soruşturan bir alan olarak insan sorunuyla yakından ilişkilidir. Öyleyse her etik görüş gibi her Siyaset Felsefesi görüşü de belirli bir insan anlayışına dayanır. Buradan hareketle de etik ve siyaset felsefesi arasında çok sıkı bir ilişki olduğu söylenebilir.

Aristoteles Nikomakhos’a Etik adlı yapıtında bu yapıtın bir siyaset araştırması olduğunu söyler. Etik incelemesinin aslında bir siyaset incelemesi olduğunu söylemekle ne dile getirmek istemiş olabilir sorusu burada sorulacak bir soru olarak etik ve siyaset ilişkisini göstermek bakımından önemli bir ipucu sağlayacaktır bize. Aristoteles etik incelemesinin aslında bir siyaset incelemesi olduğunu söylerken kastettiği, bu incelemenin siyaset araştırmasına giriş niteliğini taşıdığıdır. Başka bir ifadeyle, etik siyaset araştırmasının başlangıcını oluşturur demektedir bize. Bu da her siyaset araştırmasının dayandığı temel ilkelerin aslında etik ilkeler olması gerektiği anlamına gelir. Her siyaset araştırması etik ilkeler üzerinde temellenmiyor olabilir, ama etik ilkeler üzerinde temellenmesi gerekir. Filozof bunu siyasetin temelini etik oluşturur diyerek dile getirecektir. Bu temellerin ne türden temeller olduğu sorusu da bizi etik mi önce gelir siyaset mi önce gelir sorusuyla karşı karşıya bırakır. Bilgisel bakımdan etik bir araştırma siyaset araştırmasından önce gelecektir. Böylece siyaset olgularının etik ilkelere gidilerek açıklaması verilebilecektir. Siyaset olgularının etik ilkelerle açıklanabilir oluşu, siyaset felsefesinin temel olgularının bilinme temelinin etik ilkeler olduğu anlamına gelir. Bir anlamda etik, siyaset araştırması için bilgisel anlamda bir temel oluşturacaktır.

Etiğin varlık temelini, insanın kendine özgü doğası oluşturur. İnsanın siyasi bir varlık olması, onun devlet kuran bir varlık olması, başka bir deyişle insanın sahip olduğu olanaklar toplamı etiğin ontolojik temelini oluşturur.



Varlık temeli felsefede ontolojik temel diye geçer ve bir şeyin varlığının dayandığı temel anlamına gelir. Niçin bir şey varolmak zorunda sorusuna verilen her yanıt, o şeyin ontolojik temellerinin ne olduğu sorusuna verilmiş bir yanıttır.

Etik ilkeler varlıklarının nihai temelini kendine özgü olanaklarıyla insan doğasında bulurlar. Öyleyse siyaset ilkeleri etik ilkelere bilgisel anlamda indirgenebilirse, varlıksal anlamda da insan doğasına indirgenebilir. Şu hâlde Etik ile Siyaset Felsefesi arasındaki ilişki bir alt disiplin üst disiplin ilişkisidir. Temel olan disiplin üst disiplin olacağına göre siyaset felsefesi etiğin alt disiplinlerinden biri olacaktır. Böylece etik ile siyaset felsefesi arasındaki ilişki içinde hangisinin önce geleceğinin yanıtı da verilmiş olmaktadır. Etik siyasetten önce gelen bir disiplindir. Yukarıda söz edilen Aristoteles’in etik yapıtı için bu yapıtın aslında siyaset araştırması olduğu sözlerini bu ilişkiyi gözden kaçırmadan yorumlarsak her siyaset araştırmasının kaçınılmaz bir şekilde etikle başlaması gerektiği sonucunu çıkarabiliriz. Bir ülkede siyaset olguları etik ilkeler gözetilerek değerlendiriliyorsa o ülkede insan hak ve özgürlüklerinin, insanın olanaklarının güvence altına alınması olanaklı olabilecektir.



Siyaset Felsefesi özgürlük, eşitlik, hak ve ödev gibi kimi temel idelerle çalışacağı için öncelikle bu idelerin felsefi açıklamasını, kavramlaştırılmasını vermek gereklidir. Bu bir anlamda siyaset olgusuna felsefi açıdan bakmak, siyaset olgusunu felsefi olarak açıklamak, siyaset sorunlarına felsefi çözümler getirmek demektir. İşte tam burada siyaset ile etik kesişirler. Siyaset insanın başkalarıyla ilişki içinde gerçekleştirdiği eylemlere bağlı olarak ortaya çıkan bir olgudur ve aynı şekilde etik de insanın başkalarıyla ilişki içinde gerçekleştirdiği eylemlere açıklama getiren bir disiplindir. Öyleyse her siyaset olgusu aslında etik bir olgudur, bu yüzden de siyaset felsefesi etikten bazı temeller alacaktır (Jürgen - Kempski 2007, s. 536). Devlet ve toplum öğretileri olarak her siyaset felsefesi devlet ve toplumun hangi hukuksal norm ve kurallara göre düzenlenmesi gerektiğini soruşturarak toplumsal özgürlük, toplumsal eşitlik gibi kavramların gerçekleşme olanağının koşullarını belirlemeye çalışır. Toplumsal düzenleme için gerekli olan hukuksal normların, yasaların genel- geçerliğinin ya da gerekliliğinin temellendirilmesi talebi Felsefenin bir disiplini olarak etiği hukuk ve siyaset felsefesi alanları için de temel disiplin yapar. Söz gelişi toplumsal adaletin sağlanması, toplumsal özgürlüğün gerçekleşmesi için gerekli olan ilk koşul öncelikle adaletin ve özgürlüğün kendisinin ne olduğunun belirlenmesi, kavramsal olarak açıklanması olacaktır. Hatta uluslararası hukuk ölçütlerine göre olanaklı bir uluslararası adaletten söz etmek için bile genel olarak adaletin kendisinin ne olduğuna ilişkin bir belirleme gerekecektir. Bu da siyasi düzenlemelerin temel hukuk ilkelerine göre yapılması, temel hukuk ilkelerinin ise etiğin temel kavram ve ilkelerinden hareketle belirlenmesi gerektiği talebidir.

Devlet olgusunun temellendirilmesi devletin varoluş amacına gidilerek yapılmakta ve bu amaç da etik ilke ve kavramlardan hareketle belirlenen bir amaç olmaktadır. Gerek etiğin gerekse siyaset felsefesinin felsefenin pratik disiplinleri olarak görülmesinde en önemli etken siyasetin pratik bir insan etkinliği olmasıdır. Etik ise insanın pratik etkinliği soruşturan, nesne edinen bir felsefe disiplini olarak ortaya çıkmaktadır. Eğer insanın pratik etkinliklerini araştıran kuramlar inceledikleri nesneden dolayı pratik alanlar oluyorsa bu etiğin de siyaset felsefesinin de pratik disiplin oldukları anlamına gelir. Bununla birlikte hem etik hem de siyaset olgusu varlık temelini insanın varlık yapısında bulurlar. Bu da aslında her felsefe disiplininin insanın olanaklarının gerçekleşmelerini ele aldığını gösterir. Bu anlamda etik ve siyaset felsefesi gibi siyasi olgu olarak devlet ve toplum olgularını soruşturan her incelemenin aslında insanın varlık temelini kuran bir tür ontoloji, felsefi antropolojiye dayandıklarını gösterir.



O halde siyaset genel olarak etik bir olgu olduğundan her siyaset araştırması Aristoteles’in de vurguladığı üzere aslında başlangıç noktası etik olan bir araştırmadır.

Özetle;

Etik insanlararası eylemlerde değer sorunlarını inceleyen bir felsefe disiplini olduğundan, siyaset de toplum içinde yaşayan insanların karşılıklı ilişkilerinin düzenlenmesi demek olan toplumsal düzenlemelerle ilgili bir olgu olduğundan, siyasetin bir etik olgu olduğu söylenebilir. Çünkü siyaset felsefesinin temel kavramları aslında etiğin temel kavramlarından hareketle açıklanır. Devlet olgusunun temellendirilmesi devletin varoluş amacına gidilerek yapılmakta ve bu amaç da etik ilke ve kavramlardan hareketle belirlenen bir amaç olmaktadır. Gerek etiğin gerekse Siyaset Felsefesinin felsefenin pratik disiplinleri olarak görülmesinde en önemli etken siyasetin pratik bir insan etkinliği olmasıdır. Etik ise insanın pratik etkinliği soruşturan, nesne edinen bir felsefe disiplini olarak ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte hem etik hem de siyaset olgusu varlık temelini insanın varlık yapısında bulurlar. Bu anlamda etik de siyaset de, siyasi olgu olarak devlet ve toplum olgularını soruşturan her incelemenin, aslında insanın varlık temelini kuran felsefi antropolojiye dayandıklarını gösterir. Öyleyse her siyaset araştırması temelini insanın varlık yapısında bulan siyaset olgusunu araştırır. Siyaset olgusu devlet ve toplum olgusu demeye gelir. Devletin ve toplumun varoluş temelini, nedenini soruşturmak, devletin ve toplumun ne olduğunu soruşturmak siyaset araştırmasının temel amacını oluşturur. Devletin ve toplumun varoluş nedenlerinin adalet, özgürlük, eşitlik gibi idelere göre incelenmesi de siyaset felsefesinin etikle olan bağlantısını oluşturur. Çünkü bu ideler etiğin temel kavramlarıdır.



Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı