Doğa Durumu Varsayımı

“Eğer devlet olmasaydı, onu icat etmeye gerek olur muydu? İhtiyaç mı duyulurdu, yoksa icat etmek zorunda mı kalınırdı?” (Nozick 2000, s. 31). Bu soru siyaset felsefesi içinde ortaya çıkan en temel sorudur. Bu, siyaset felsefesinin devletin doğası ve kökeniyle ilgili sorusudur. Devletin var oluş nedenini açıklamaya çalışan siyaset kuramları bir varsayımdan hareket ederler.



Varsayım bir soruna olası çözüm getirerek bu sorunun çözümünde yol gösterici olan düşünce ya da tasarımlardır. Doğa durumu devletin kökeni sorununun çözümünde yol gösteren bir hareket noktası ya da tasarımdır.

Bu varsayım doğa durumu varsayımıdır. Siyaset felsefesinde doğa durumu gerçek bir durum olarak tasarlanmaz. Yukarıda da belirtildiği gibi doğa durumu bir varsayımdır, bir tasarımdır. Devletin var oluş nedenini açıklamak, devletin varlığını temellendirmek amacıyla tasarlanmış bir durumdur.



Hukukun amacını adalet olarak gören bütün doğal hukuk kuramları da varsayımsal bir doğa durumu tasarımından hareketle ortaya konulurlar. Dolayısıyla bu doğa durumu tasarımı hem adaletin hem de devletin temellendirilmesi açısından gerekli görülmüş bir varsayımdır. Özellikle 17. ve 18. yüzyıl felsefeleri içinde gelişen bütün doğal hukuk kuramları doğa durumu tasarımını dizgelerinin başına her ilk savlı dizgede olduğu gibi bir ilk durum, bir hareket noktası, bir kabul olarak koymuşlardır. İngiltere’de Thomas Hobbes (1588-1679) ve John Locke’un (1632- 1704), Fransa’da Jean Jacques Rousseau’nun (1712-1778) siyaset ve devlet kuramları hep doğa durumu temel varsayımından hareketle ortaya konmuş kuramlardır. Sadece 17. ve 18. yüzyıllarda değil, çağdaş siyaset kuramlarında da doğa durumu tasarımı bir varsayım olarak kullanılmıştır. Çağdaş siyaset felsefesinin en önemli temsilcilerinden John Rawls Bir Adalet Kuramı adlı yapıtında “orijinal durum” dediği bir doğa durumu tasarımından hareketle devletin ve hukukun temeli sorununa yanıt vermeyi denemiştir.

Öyleyse doğa durumu nedir? Bu durumla filozofların kastettikleri başlangıç aşaması nasıl bir aşamadır? Doğa durumu hiçbir devlet örgütlenmesinin, siyasi örgütlenmenin ve yönetimin olmadığı zamanki durumu dile getiren ya da insanın toplum dışında bozulmamış hâlde veya tamamen doğal hâlde bulunduğu durumu ifade eden bir tasarımdır. Doğa durumu devletin temeli sorununa varsayım olarak ele aldığı bir tasarımından hareketle yaklaşır. Doğa durumunda herkes doğa yasalarına bağlıdır. İnsan doğasının hem hak koruyan hem de haksızlığa eğilim gösteren farklı yanları olduğu için kimi filozoflar tarafından rahatsız edici bir durum olarak da görülmüştür. Doğa durumunun rahatsız edici yanlarını açıklamalarının temeline koyan düşünürler buradan hareketle de adına “toplum sözleşmesi” dedikleri bir sivil sözleşmeyi gerekli görmüşlerdir. Bazı başka düşünürler de doğa durumunu gerçek eşitlik durumu olarak görüp devletin ortaya çıkışını eşitsizliğin doğuşu olarak görmüşlerdir. Hobbes’un “herkesin herkese karşı savaşı”nın olduğu dönem olarak gördüğü doğa durumu Rousseau tarafından ise insanların eşitlik içinde yaşadığı bir özgürlük durumu olarak tasarımlanır. Doğa durumuna ilişkin bu farklı tasarımlar bu düşünürlerin farklı toplum ve devlet kuramlarının da temelini oluşturur. Modern sivil topluma ve modern devlete ilişkin görüşlerin temelinde böyle bir doğa durumu varsayımı vardır.



Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı