Devletin Kökeni (Arkhesi) Nedir?

Her siyaset felsefesi tartışması önünde sonunda devletin kökeni, başlangıcı sorununa gelir dayanır. Devletin kökeni sorunu aynı zamanda yasaların ve tüm toplumsal siyasal kurumların kökeni sorunudur. Bir arkhe sorunudur bu sorun.

Felsefede arkhe sorunu ile temel bulma sorunu kastedilir.



Aynı zamanda bu sorun “devlet”in ne olduğu sorunuyla da ilgilidir. Çünkü felsefede bir şeyin ne olduğu sorusu kaçınılmaz olarak o şeyin ne için olduğu sorusuyla ilgilidir. O hâlde “devlet nedir?” sorusu devletin ne için varolduğuyla ilgili olarak yanıtlanır. Bu da devletin varlık temelinin sorulmasından başka bir şey değildir. Devletin varlık temeli devletin ne amaçla var olduğunun bilgisel bir açıklamasını vermektir. Başka bir deyişle devletin var oluşunun hangi mantıksal-bilgisel temellere dayandığının açıklanması ve temellendirilmesidir. Söz gelişi Platon Politeia (Devlet) adlı yapıtında devletin var oluş nedenini ve temelini insanların bir arada yaşama ve birbirlerine gereksinim duymaları olgusundan hareketle açıklar. Devletin varlık nedenini Platon bir bilgi nesnesi olan “devlet” ideasında bulur. İşte siyaset felsefesinin amacı devletin oluşunun bilgisini vermek değil, devletin var oluş amacının bilgisini vermektir. Başka bir deyişle siyaset felsefesinin amacı devletin var oluş amacının bilgisinden hareketle devlet olgusunun kendisini temellendirmektir.

Siyaset felsefesi tarihsel olarak devletin nasıl ortaya çıktığına bir yanıt aramaz. Tarihsel süreçte bir devletin nasıl kurulmuş olduğu ya da genel olarak devletin nasıl ortaya çıktığı, tarih sahnesinde ilk devletin hangisi olduğu siyaset felsefesinin sorun alanının dışında kalır. Bu soruların yanıtını başka bilimler, söz gelişi Tarih veya Siyaset Bilimi verebilir. Oysa her felsefe kavramsal bir soruşturma olduğundan Siyaset Felsefesi de böyle deneysel ve tarihsel olgulara yanıt verme çabasında olmayacaktır. Bunun yerine devlet olgusunu kavramsal olarak ele alacak ve adına ‘devlet’ denilen varlığın var olmak zorunda olup olmadığını ve var olmak zorundaysa niçin var olmak zorunda olduğuna ilişkin bir açıklama, bir temellendirme verecektir. Bir gerekliliğin, bir zorunluluğun nedenini, ussal temelini göstermeye çalışacaktır. Yoksa “İnsanlık tarihinde devletin ilk kez ortaya çıktığı belli bir an saptayamayacağımız apaçıktır” (Cassirer 1984, s. 174). Böyle bir tarihsel bilgi yoksunluğu siyaset felsefesinde devlete ilişkin köken araştırması yapanları ilgilendirmez. O hâlde burada köken terimi tarihsel veya kronolojik köken anlamında değil, mantıksal köken anlamındadır. Bir mantıksal başlangıç terimi olarak köken devletin varlığıyla ilgili bir temellendirme verir. Bu temellendirme ya da başlangıç da insan doğasında yatar. Başka bir ifadeyle devletin doğasının temelini insan doğası oluşturur. Devlet olgusu başlangıcını insan doğasında bulur. Devletin doğasının insan doğasıyla ilişkisini Platon Politeia adlı yapıtında gösterir. Burada insandaki adaleti araştırmak için toplumda adaleti sorgulamaya başlar ve kaç tür devlet varsa o kadar o sayıda da insan karakteri olduğunu söyler.



İnsan felsefesi bize insanın varlık yapısı hakkında bilgi sağlar.

İnsan felsefesi insan doğasını kavramaya çalışan, insan denen varlığı bütününde nesne edinen, insana ait olan özelliklerden ve olanaklardan hareketle insanın ne olduğu sorusuna yanıt arayan bir felsefe dalıdır.



Buna göre insan hem iyi hem de kötü yanları olan bir varlıktır. “İnsanda hem bir hak duygusu, bir adil olma duygusu hem de haksızlığa ve adaletsizliğe doğru bir eğilim vardır” (Mengüşoğlu 2006, s. 277). İnsan hem çıkarını düşünerek suç işleyebilen, haksızlık yapabilen bir varlıktır, hem de başkalarına saygı gösteren, kendi çıkarını başkalarının hakkının önüne koymayı reddeden bir varlıktır. İnsanın bu birbiriyle uyuşmaz yanlar içeren varlık yapısı insan doğası denilen şeyi oluşturur. İnsanın adaletsizliğe ve kendi çıkarı uğruna suç işlemeye olan eğilimini vicdan denilen şey her zaman engelleyemez. Bu engellemeyi yapacak güç devlet denilen siyasal varlıktır. Devletin varlık yapısının insanın varlık yapısından doğması böyle olur. Devlet bu durumda adaletsizliği ve haksızlığı önleyecek, insanın eylemlerini ve yapıp etmelerini düzenleyecek bir güç olarak karşımıza çıkar. Dolayısıyla devletin kökenine ilişkin açıklamalara baktığımızda hep bu insan doğasından hareketle yapılan açıklamalar görürüz. İnsan doğasından hareketle yapılan bu açıklamalar bizi doğa durumu denilen bir başlangıca, kökene götürür.

Derleyen:
Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı