Denkleştirici veya Düzeltici Adalet Nedir?

Denkleştirici veya düzeltici adalet ise, dağıtıcı adaletin aksine, kişilerin özel durumlarını, yeteneklerini göz önünde bulundurmadan davranmayı gerektirir. Ancak burada uygulama alanı sadece hukuksal alandır. Bir başka deyişle, denkleştirici veya düzeltici adalet Aristoteles’e göre, hukuki ilişkide taraf olanların eşit muamele görmesini gerektirir (Güriz 2001, s. 8). Örneğin adam öldüren birinin bu suçunun cezasını çekmesi, sözleşme yapanın sözleşmesini ihlal etmesi durumunda karşı tarafa verdiği zararı ödemesi, düzeltici veya denkleştirici adaletin gereğidir. Başka bir deyişle, işlediği suçu, çekeceği ceza ile düzelterek adaletin tekrar sağlanması söz konusudur. Bir yandan da cezanın ya da ödeyeceği tazminatın işlediği suça ya da yaptığı hataya denk gelmesi gerekir. Bu yüzden denkleştirici ya da düzeltici adalet olarak tanımlanmaktadır. Ancak burada ödetilecek karşılığın aynı ile iadesi değil, orantıya göre iadesinin yapılması olduğunu vurgulamak gerekir. “Aynı karşılığı alma ne paylaştırıcı ne de düzeltici adalete uygun düşer” (Aristoteles’ten aktaran Balı 2001, s. 87). Burada denkleştirici adalet derken Aristoteles’in “kısasa kısas” ilkesinden söz etmediği ortaya çıkmaktadır; yani dayak atan birinin, aynı şekilde cezalandırılması adaleti sağlamaz, adil olan, bu davranışın yanlışlığını ona göstermek ve onu eğitmektir.



Aşağıda verilen mahkeme kararı denkleştirici adalete çok iyi bir örnektir. “Rize’nin Fındıklı ilçesinde, ‘salata yaparken söylendiği’ gerekçesiyle eşinin yaralanmasına neden olan kocaya mahkeme, bir yıl boyunca “evlilik hayatında mutlu olmanın yolları” konulu kitap okuma cezası verdi.”



Aslında Aristoteles’in bu iki adalet türü arasında çok sıkı bir ayrım yaptığı söylenemez. Zira Aristoteles her iki adalet türünde de eşitlikten söz etse de, bu mutlak bir eşitlik değildir, orantılı olması gereken bir eşitliktir. Tıpkı zenginliklerin, şanın, unvanın orantılı dağıtılmasından söz ettiği gibi, ceza ve külfetlerin de denk gelecek, ama aynı zamanda orantılı olacak şekilde dağıtılmasından ya da verilmesinden söz eder. Sadece denkleştirici veya düzeltici adalet daha çok hukuki haklarla ilgilidir denilebilir. Ancak bu ilişki, klasik ve çağdaş adalet teorilerinde farklılaşarak kendilerine yer bulmuştur. İşte klasik liberalizmde “kural adaleti”, çağdaş adalet teorilerinde “piyasa adaleti” olarak geçen soyut veya usuli adalet teorileri ile maddi veya yeniden dağıtıcı adalet teorileri arasındaki ayrım, temelde bu dağıtıcı adalet ile denkleştirici adalet ayrımına dayanmaktadır.

Locke, Hume ve Kant modern felsefenin en önemli düşünürlerinden olup, devlet ve siyaset üzerine önemli düşünceler ortaya koymuşlardır.



Özellikle Locke liberalizmin öncüsü olarak kabul edilmiştir. Aydınlanma çağının büyük düşünürü I.Kant’ta bilgi ve ahlak anlayışında olduğu gibi siyaset ve hukuk alanında da bir aydınlanma devrimi yaparak kendisinden sonra gelen iki farklı gelenek olan analitik ve Kıta Avrupa'sı felsefe gelenekleri için de, siyaset ve hukuk felsefesi için de önemli bir figür olmuştur.


Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı