Akılcılık Nedir, Ne Demektir?

Liberalizmin, geleneksel düşünme biçimlerinden ve hiyerarşilerden kurtulma ideali, bireysel seçim ve kararlara duyduğu güven, aslen ardında yatan Aydınlanma projesinin bir parçası olmasıyla ilişkilidir. Liberalizmin de görünür hale geldiği 18. yüzyıl, Aydınlanma Çağı olarak da anılır. Aydınlanmanın ana teması, Immanuel Kant’ın ünlü “Aydınlanma Nedir? Sorusuna Yanıt” makalesinin hemen başında yer alan mottonun dile getirdiği gibi “bilme yürekliliği göstermekle” ilişkilidir (Kant 1984, s. 213). Bu açıdan Aydınlanma, insanın batıl inançlardan, önyargılardan ve cehaletten kurtularak, tüm değerlendirmelerini aklın ışığında yapması isteğinin ifadesidir. Aydınlanmanın dünyanın ve toplumun açıklanmasında aklın yol göstericiliğine dair inancı, liberalizmin bireye ve bireyin özgürlüğüne ilişkin bakış açısını da belirler.



Her şeyden önce liberal kuramcılar, bireylerin rasyonel kararlar alabilecekleri konusunda sarsılmaz bir inanca sahiptir. Nitekim liberal kuramın sert çekirdeğini oluşturan özgürlük anlayışı, bireyin kendi çıkarına dair rasyonel seçim yapabilme yeteneklerinin varoluşuyla anlam kazanır. Liberal özgürlük anlayışı, bireyin kendisi için en iyi olanı tanımlama ve seçme yeteneğine vurgu yapar. Bu açıdan bireyler, önlerinde bulunan farklı seçenekleri, duygusal ya da toplumsal ahlak anlayışı- nın yönlendirmelerinden ve önyargılardan bağımsız bir şekilde kar ve zarar hesabıyla değerlendirir. Seçim özgürlüğünün varlığı, ancak bireylerin akılcı seçim yapma kapasitesine sahip oldukları varsayımı kabul edildiğinde gerçeklik kazanacaktır. Bu açıdan liberal kuram birey ve bireyin karşısında bulunan seçenekler arasında bir mesafeyi kaçınılmaz olarak kabul etmek durumundadır. Birey bütünüyle rasyonel iken, karşısında bulunan seçenekler farklı iyileri yansıtır. Eğer bireyin seçimlerine öncel bir iyi anlayışına sahip olduğu varsayılırsa, liberal kuramın bireyin özgürlüğüne dair inancının da çökeceği açıktır.

Liberal kuramcılar, bireyin özgürlüğüyle bağlantılı olarak devletin de ancak rasyonel bir örgütlenme biçimi kurduğunda kabul edilebilir olduğunu öne süreceklerdir. Devletin herhangi bir iyiye öncelik tanıyor oluşu, bireyin özgürlüğüne ister istemez bir müdahale anlamı doğuracağından, liberal kuram, devletin bireylerin seçimleri karşısında yansızlık taşıyan bir akılcı mekanizma olarak kurgulanması gerekliliğini dile getirir. Nitekim tarihsel olarak aristokratik değerlerin ters-yüz edildiği liberal görüşler, devleti her bireye yansız olacak biçimde kurgularken devletin kişilerden tümüyle bağımsız akılcı olarak örgütlenmesini ifade eden bürokratik yapısını da inşa etmiş olurlar.



Aydınlanmanın en büyük armağanı olarak değerlendirilen rasyonalizmin, liberal kuramcıların kuramlarına sinen bir diğer mirası da ilerleme düşüncesine duyulan inançta kendisini gösterir. Liberal bakış açısının akla duyduğu güven, bilimsel bilgi artışıyla her geçen gün dünyanın daha fazla açıklanabileceği, bilinebileceği düşünceleriyle perçinlenir. Böylece insan aklı giderek önyargılardan, batıl inançlardan, buna bağlı gereksiz hiyerarşilerden kurtularak rasyonel biçimde örgütlenebilen bir toplumsal modeli gerçek hale getirebilir.

Tüm bu ilerleme düşüncesi, eleştirel aklın sürekliliğinin ürünüdür. Özellikle Kant’ın aydınlanma tanımına damgasını vuran eleştirel akılcılık, kamusal alanın rasyonel örgütlenebilmesi için gereken tartışmacı kamunun ön koşuludur. Bu tartışmaların çatışmaya dönüşmemesi, ancak hoşgörünün liberal kuramın temel dayanağı oluşuyla engellenir.

Derleyen:
Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı