|
Saint Simoncular
ve Kadın
"Saint Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist" Kitabından Bir Örnek
Saint-Simoncular ve Kadın
Fransa yeni bir imanın susuzluğu içindedir. Mistisizm moda olmuştur.
Saint-Simoncular da kendilerini mistisizmin cazibesine kaptırırlar, hem
de başkalarından daha fazla. Çünkü uzun zaman kafalarıyla yaşamışlardır,
maddenin kanunlarını incelemekle geçmiştir ömürleri, çoğu mühendisdir.
Matematikten, fizikten gına getirmişlerdir, havaya ihtiyaçları vardır.
Yanan alınlarını serinletecek nemli bir rüzgara, heyecanın rüzgarına
muhtaçlar. Tenkitten imana geçiş bu. Eugene Rodrigues, ürperen "bir
gönül. Talihsiz bir aşktan sonra hayata gözlerini yuman bu genç dost,
Saint-Simoncular için yeni bir imanın müjdecisidir. Onun hatırasını
anmak için geniş bir aşk yuvası kurarlar. aşk yuvası demek, kadın demek
değil midir, kadın olmadan dünya yeni bir hayata kavuşabilir mi?
Saint-Simoncular yeni bir imana koşarken karşılarında kadını bulurlar.
Bu tabiiydi. Yeni dini ancak o uygulayabilir, yeni dünyayı ancak o
kurabilirdi. Saint-Simon Yeni Hıristiyanlıkta en kalabalık ve en yoksul
sınıfın kalkındırılmasını vasiyet etmişti, insan insanı sömürmemeliydi
artık. Oysa sömürülenlerin başında kadın vardı, isyan etmeyen bir köle.
Kadın da isçi gibi kurban, o da isçi gibi kabiliyetlerini geliştirmek
imkanından mahrum.
Saint-Simoncular sömürülenlerin kurtulmasını istiyorlar, ama toplumu
altüst etmeden, zora başvurmadan, çarpışmadan. Amentülerinin ilk maddesi
barışı getirmekti. Elbette kadını yardıma çağıracaklardı. Enfantin,
daha1831'de "bu intiharlar, cinayetler, savaşlar dünyasını ancak kadın
huzura kavuşturabilir" diyordu. 1837'de, aynı inancı haykırıyordu jüri
azalarına "Tekrar ediyorum: erkekler! dirliği düzenliği, hürriyeti
boşuna kendi aranızda arıyorsunuz, Tanrının bu nimetlerine ancak kadın
gark edecek sizi".
Barrault, daha coşkundu: "anne, Tanrının dünyaya yolladığı melek! Küreyi
Sezarların kanlı pençesi mıncıklamış, o artık muhteşem ve sakin, senin
beyaz ellerinde dinlenecek. "
Savaşları sona erdirecekti kadın, barışın rahibesiydi. İnsanlık barış
düzenine onun kılavuzluğu sayesinde girecekti. Saint-Simoncuları isçi
sefaletinden çok kadın ilgilendiriyor. Tarih felsefelerini o
gerçekleştirecek. Dostların sitemleri boşuna. Politikada kadın olmadan
hangi is başarılabilir? İsçinin yaralarını onun eli,saracak.
Feminizm, yeni müminlerin gönlünü alev gibi saran bir dava. Medeniyetin
bütün aksaklıkları aynı kaynaktan geliyor: erkek, kadının haklarını,
kadının gücünü unutmuş. Kadın, haklarına kavuşmadıkça, insanlığın
geleceğinden ümit yok.
İyi ama, kadın nasıl kurtulacak? Yeni Kilisenin Papası Enfantin
hazretlerini güç duruma sokan dava da bu. Enfantin'e göre, kadın erkekle
eşit olmazsa sömürme devam eder. Fakat kadını kadın kurtaramaz. kadını,
kadın + erkek kurtarır. Evlilik ıslah edilmeli ki kadının hakları da,
gücü de artsın. Ama bu ıslahın sınırları ne? Enfantin'in cevabı
sanıldığı kadar devrimci değil: boşanma hürriyeti. Yalnız herkesin aynı
yaratılışta olmadığı unutulmamalı. İnsanlar var, tek kişiye bağlanırlar;
insanlar var ki hercaidirler, değişiklik ihtiyaçtır onlar için.
Sevgileri derin ve devamlı olanlara, değişmeyenler (immobile) adını
verir Enfantin, şıpsevdilere değişenler (mobile). Her iki temayüle de
saygı göstermeli değil miyiz?
Enfantin uçurumlara eğilir: kaderin yaraladığı genç kadınları,
anlaşılmayanları, isyankarları teselli eder. Fuhuşla zina kanunların
meyvası. İkiyüzlülüğe paydos. Amaç Antikiteyle ortaçağ düşüncesini
kaynaştırmak. Saint-Simon Altın çağ önümüzdedir, demişti; Saint-Simoncular
Altın çağın anahtarı kadının elindedir, diyorlar.
Ne burjuvazi dinliyor Saint-Simoncuları, ne isçiler, kurtulmak
istemiyorlar.. Peşlerinde bütün bir husumet dünyası: mahkumiyetlerini
isteyen savcı, karikatürlerini yapan gazeteciler ve halkın yuhaları..
Üstelik en kalabalık, en yoksul sınıf yaşadıklarının farkında bile
değil. Hayal kırıklığı, boyuna hayal kırıklığı. Tek avutucu, tek ümit,
tek ışık: kadın. Zincirleri o kıracak, yaraları o saracak. Bekliyorlar;
ürpertiyle, heyecanla, inançla bekliyorlar. Ama bekleyiş sonu gelmeyen
bekleyiş, hassas ruhlarını isyana sürüklüyor. Bir şeyler yapmak
istiyorlar.
Paris anlamıyor Saint -Simoncuları. Bu yalanlar beldesinden
uzaklaşıyorlar. İlk durakları Lyon: çalışanlar ülkesi. Ama Lyon çok
yakın. Hayal ettikleri sevgili yok orada. Mesih-kadın, meçhul ülkelerde,
uzakta, dinlerin beşiği, rüyanın vatanı, bütün romantiklerin özlemini
çektikleri dünyada: Doğu'dadır. Ruhla ten, o güneşli ülkelerde
kaynaşacak.
Saint-Simonculardan bir kısmı Marsilya'dan denize açılır. Ver elini
İstanbul. Barrault burada rastladığı bütün kadınları saygıyla selamlar.
Padişah hoşlanmaz bu delilerden. Önce hapse attırır hepsini sonra
İzmir'e sepetler. Paris'teki havarilerden bir kısmı, İzmir'den Mısır'a
gider, Enfantin'le buluşurlar. Enfantin bütün ümitlerinin kadında
gerçekleşeceğine inanan bu coşkun aşıkları avutmak zorunda kalır. Kadına
ulaşmanın yolu endüstriden geçer, der onlara. "Nişanlımız şimdilik
yeryüzüdür, der, anamız odur. Kucaklayalım dünyayı, okşayalım. Kazmaya,
küreğe sarılalım, Süveyş Kanalını açalım." kadının hayal kırıklığına
uğrattığı havariler, yeni bastan mühendis olurlar.
|