|
Saint Simon Kimdir?
(1760-1825)
Düşünce tarihinde, toplumun bilimi olarak gördüğü sosyolojinin düşünce
babası olarak tanınan Fransız filozof ve iktisatçısıdır.
Temel eserleri: De la Reorganisation de la Societe europenne
[Avrupa Topluluğunun Yeniden Örgütlenmesi Üzerine], Du Systeme
industriel [Sanayi Sistemine Dair], Cateschisme des Industriels
[Sanayicilerin İlmihali].
Saint-Simon, toplumda bir reforma gitmeyi amaçlamış, toplumun endüstri
çağının, endüstrinin gereklerine göre düzenlenmesi gerektiğini
savunmuştur. Bilimsel düşünceye dayanan bir toplum bilimi kurmanın
zamanının geldiğini, artık pozitif bilim çağının başlamış olduğunu öne
sürdüğü için, aynı zamanda pozitivizmin de kurucusu olarak da bilinen
Saint-Simon'un en büyük düşü, insan toplumunun reformdan geçirilmesi
olmuştur. Ona göre, Fransız Devrimi mutluluk getirmemiştir. Evrensel
insan haklarının ilanı, Saint-Simon'a göre, aşağı sınıfların cehaletini
ve yoksulluğunu ortadan kaldırmamıştır. Toplumdaki tüm insanların
mutluluğunun yeni bir toplumsal düzenleme, bir sosyal reformla
sağlanabileceğine inanan Saint-Simon, toplumda gerçekleştirilecek
reformun toplumsal yasaların bilgisine dayandığını ve bunun bilimlerde
de bir reformu gerektirdiğini düşünmüştür.
Bundan dolayı, onun felsefesi öncelikle toplum konusunu ele alır ve bir
toplum felsefesi olarak ortaya çıkar. Toplumu bir organizma olarak
gören ve bu organizmanın evrimini inceleyen Saint-Simon'a göre, toplumun
kökeninde çıkar öğesi vardır. O, bir toplumun insanlarının birbirlerine
gelişigüzel yaklaşmadığını söyler. İnsanlar, ancak bir çıkar durumu
ortaya çıkınca, bir toplum halinde bir araya gelirler. Toplum, SaintSimon'a göre, çıkar öğesinin bir sonucu olarak uzlaşmayla
kurulur. Bir toplumun kurulabilmesi, çıkarın sonucu olan bir toplumsal
bağın var olmasına ve dolayısıyla kolektif bir vicdanın oluşmasına
bağlıdır.
Saint-Simon'a göre, insanlar kendileri ne özgü orijinal varlıklar
olmanın yanında, doğada hüküm süren determinizme tabi olan varlıklardır.
Fizik ve kimya alanındaki ağırlık merkezi yasası gibi, toplumları
yöneten bir ilerleme yasası vardır. Sosyoloji biliminin görevi, bu
yasanın varlığını gösterip, insanlara bu yasaya itaat etmeyi
öğretmektir. Zira, Saint-Simon'a göre, bu yasayı insanlar koymuş
değildir. Biz, bu ilerleme yasasını, siyasi, ahlâki, ekonomik, vb,
olaylar içinde görürüz. Sosyolojinin tarihsel yöntemi benimseyen bir
gözlem bilimi olmasının nedeni budur. O, bu ilerleme yasasını düzenli
bir yöntemle açıklayarak, Avrupa Uygarlığının toplumsal ve siyasi
evriminin genel yasalarını elde etmeye çalışmıştır.
İnsanın toplumsal tarihinin kendilerine ayrı düşünce tarzlarının
karşılık geldiği üç ayrı aşamadan, yani sırasıyla çoktanrıcılık/kölelik, teizm/feodalizm ve pozitivizm/endüstriyalizm evrelerinden
geçtiğini öne süren Saint-Simona göre, toplumsal değişme ve düzenin
yasaları, pozitivizmin marifetiyle, bulunabilir. Toplumun, ona göre,
başlıca görevi, yaşamak için gerekli nesneleri çoğaltan üretimi
geliştirmektir; çünkü mutluluk ancak bu şekilde sağlanır. Yeni düzende
toplumu anlar, yani endüstri alanında çalışanlar yönetecektir. Endüstri
alanında çalışanlarla, o zanaatlarla uğraşanları, çiftçileri,
fabrikatörleri, yatırıma açtıkları kredilerle üretime katılan
bankerleri, türlü üretim dallarındaki uzmanları anlatmak ister. Toplumu
endüstri alanında çalışanların yönetmesi. yoksulları yoksulluklarından
kurtaracaktır; ona göre, bilimle, akla uygun olarak düzenlenecek üretim,
bütün çalışanları her bakımdan yükseltecektir. Herkes çalıştığı,
görevini yerine getirdiği ölçüde, üretimden payına düşeni alacaktır.
Üretimi yönetenler, Saint-Simon'a göre, halkı keyiflerine göre değil,
fakat üretimi geliştirmenin gereklerine göre yöneteceklerdir. Bu
yöneticilerin görevlerini kötüye kullanmalarına, halkı aldatmalarına,
halka ödevlerini anlatacak yeni bir din ile toplumu aydınlatacak
bilginler engel olacaktır.
Şu halde, ekonomik ve siyasi yönetimin başında banka, fabrika, maliye
uzmanlarının bulunmasına karşılık, inanç ve eğitim gibi işlerin başında
da bilim, sanat uzmanları bulunacaktır. Yeni din, kardeşlik ve sevgiye
dayanan bir inanç olmalı ve her türlü hurafeden arındırılmalıdır. Başka
bir deyişle, modern toplumun yön ve düzeninin, üretici olmayan
bürokratlar tarafından değil de, bilim adamları ve sanayiciler
tarafından belirlendiğini öne süren Saint-Simon'a göre, modern
toplumdaki kriz de, pozitivizme dayanan yeni bir din ile çözülebilir.
O, bilim konusunda, tüm bilimlerin şimdiye dek bilimsel olmayan yöntem
ve adımlarla işe başlamış olduğunu söyler. Bundan başka, her bilim
birtakım dini tasarımlar, metafizikle ilgili sanılarla yüklüdür.
Başlangıçta, teolojik bir temeli olan ve metafizik kavramlarla
geliştirilen, gerçek olmayan bir bilimin yerine, Saint-Simon'un çağında
gerçek bilim, pozitif bilim geçmiştir. Ona göre, ilerlemeyi sağlayan
etken de bilimin, başlangıçta onun içine karışmış olan bu öğelerden
temizlenmesidir. Saint-Simon, artık pozitif bilim çağının başlamış
olduğunu söyler.
|