Stresin Kaynakları Nelerdir?

Değişme

İnsanlar yaşamlarındaki olayların istedikleri gibi gelişmesini ve kendilerine kontrol edilebilir olmasını tercih ederler. Plan dışı, beklentilerin ötesinde iyi ya da kötü tüm farklı durumlar bireylerin stres yaşamasına neden olur. Amerikalı psikologlar olayların belirli bir stres ağırlığı olduğundan yola çıkarak strese neden olan olayların listesini oluşturmuşlardır. Psikologların yaptıkları araştırmalara göre bireyin yıl içersinde toplamda 300 veya daha yukarı puan toplaması stresin yarattığı baskı altında çeşitli fizyolojik ya da psikolojik rahatsızlıklara yakalanma riskini arttınr. Yapılan araştırmalar sonucu dünyada ve Türkiye'de insanların üzerinde önem sırasına göre stres yaratan yaşam değişikliklerine ilişkin sonuçlar Tablo 1 ve 2'de verilmektedir.





Türkiye'de yapılan araştırmada ise stres yaratan olaylarda kültüre bağlı farklılıklar görülmektedir. Tablolar incelendiğinde Türkiye'deki araştırma sonuçlarına göre yeni bazı stres unsuru maddeler eklenmiş, bazı maddelerin puan yoğunlukları değişmiştir.




 
Tablolar incelendiğinde günlük basit olaylardan, çok ciddi sorunlar yaratabilecek olaylara uzanan bir yapı görülmektedir. Küçük olaylar da birikerek ya da birbirine eklenerek toplamda büyük stres durumlarına yol açmaktadır.

Baskı

Yaşam şartları, kültürel, ekonomik sınırlılıklar, kendinize koyduğumuz hedefler strese yönelik ayrı bir baskı unsuru oluşturabilir. Eğer birey kendisine ulaşamayacağı hedefler koyuyorsa ya da bu hedeflere ulaşma adına yeterli bir çaba içinde değilse bu durumdan dolayı kendisini başarısız olarak nitelendirebilir. Birey kendini, oluşturduğu hedefler doğrultusunda baskı altına alabilir. Bireyin hedefleri onu gerçekleştirecek kaynaklarından daha üst seviyelerde olabilir. Aslında yeteneği olmadığı halde kendisine iyi bir şair olmak gibi bir hedef belirleyen kişi, bu hedefe ulaşamadığında başarısızlık sebebiyle stres altına girebilir.

Bireyden beklentiler de baskı sebebidir. Üniversite sınavında kendi istemediği halde okumak istediğinden farklı bir alanı seçmek zorunda bırakılan bir lise öğrencisi bu beklentiyi karşılamak adına aynı şekilde stresle karşı karşıyadır. Çevrenin beklentileri doğrultusunda oluşturulan bir yaşantı şekli bireyin bu duruma ayak uyduramaması halinde kaygı verici bir hale dönüşebilmektedir.



Çatışma

Bireyler çoğu zaman farklı ihtiyaçlar, fırsatlar, amaçlar arasında seçim yapma durumunda kalırlar. Birden fazla amacın aynı anda gerçekleştirilmeye çalışması çatışmayı doğurur. Bireylerin tüm isteklerini aynı anda elde etmek gibi bir koşulun yerine gelmesi pek mümkün olamadığından, bireyler seçenekleri değerlendirme aşamasında yaşadıkları sıkıntılara bağlı stresle karşı karşıya kalırlar. Lewin (1935), çatışmayı açıklarken yaklaşma ve kaçınma kavramlarını kullanmıştır. Bireyler hoşlandıkları, kendilerine cazip gelen seçeneklere yaklaşmakta, hoşlanmadıkları ve uzaklaşmak istedikleri seçeneklerden kaçınmaktadırlar. Bireyler, yaklaşmak ve kaçınmak istedikleri seçeneklerin farklı birlikteliklerinden oluşan yaklaşma-yaklaşma, kaçınma-kaçınma ve yaklaşma-kaçınma çatışmaları yaşarlar.

Yaklaşma-yaklaşma çatışmasında birey kendisi için cazip iki seçenekten birini seçme konumunda sıkıntı yaşayabilmektedir. Aynı saatteki beğendiği iki filmden sadece birini seyredebilme imkinınm olması, yalnız birine parası yetecekken beğendiği iki farklı çift ayakkabıdan sadece birini alabilmek gibi benzer olaylar bireylerin seçim yapmasını zorlaştırmaktadır. Bu tür olaylarda bireyler kendileri için çekici iki olasılıktan birini seçmek zorunda kalmaktadır. Karşılaşılan olaylar örneklerde olduğu gibi basit seçimler olabildiği gibi bireyin tüm hayatını etkileyebilecek seçimler de olabilir. Kiminle evleneceğine karar vermek, farklı çekici iş tekliflerinden birini seçmek bu duruma örnek olarak verilebilir. Bu tarz çatışma durumunda karar vermenin ertelenmesi ya da sürecin uzaması bireyi daha stresli bir hale getirebilmektedir.



Kaçınma-kaçınma çatışmasında yaklaşma-yaklaşma çatışmasının tersine kendisi için pek de cazip olamayan iki seçenekten birine karar vermek durumundadır. Burada seçilecek iki durum da birey için sıkıntı vericidir. Bireyin seçenekler arasından kendisi için en az sıkıntı veren tercih etmesi beklenir. İki olumsuz durumla ilgili olarak birey eğer iki durumu da seçebilme ya da durumdan uzaklaşabilme şansına sahipse çatışma daha kolay çözümlenebilir. Eğer durumda herhangi bir kaçış yolu yoksa ve halk arasında ifade edildiği gibi "aşağıya tükürsen sakal, yukarıya tükürsen bıyık" ise çatışma sonucu birey sıkıntı ve gerginlik yaşayacaktır. Aslında işini sevmeyen kişinin işini sevmemesine rağmen işinden ayrıldığı koşulda iş bulamama durumuyla karşı karşıya kalacak olması bu çatışmaya örnek olarak verilebilir. Kocasından şiddet gören bir kadının ayrıldığı takdirde ekonomik yönden sıkıntı yaşayacağım düşünmesi ve bu iki olumsuz koşuldan birini tercih etmek zorunda kalması yine farkla bir örnek olarak sunulabilir. Bu örnekte kadının mevcut durumdan kaçabilmesi mümkün değildir. Kadın için olumsuz seçeneklerden biri evli kalmaya devam ederek şiddet ortamında evliliğini sürdürmesi, bir diğeri ise kocasından boşanmanın getirdiği ekonomik ve sosyal baskılarla karşı karşıya kalmaktır. İki tercihte de sonuç olarak olumsuz durumlarla karşılaşılması kararın verilmesini zorlaştırmaktadır ve daha da çok strese neden olmaktadır. Yaklaşma-kaçınma çatışmasında bireyin hem olumlu hem de olumsuz yanlara sahip bir amaca yönelik kararsızlık durumunu içerir. Örneğin, kişinin aldığı şehir dışındaki yeni bir iş teklifi sonucu ailesinden uzak kalması söz konusudur. Kişi bu işin kendisine getireceklerini düşünerek bu işi almayı isterken öte taraftan ailesini ihmal edecek olmanın sıkıntısını yaşamaktadır. Çikolata yemeyi sevmesine rağmen kilo almaktan korkan bir kadın da bu duruma örnek olarak yenilebilir.

Engellenme

Bireyler gerek kendilerinin oluşturduğu gerekse çevreleri tarafından onlar için oluşturulan hedeflere ulaşmaları önlendiğinde ortaya çıkan engellenme ile ilgili stres yaşayabilirler. Aynı şekilde çözülemeyen sorunlar, istek ve ihtiyaçların karşılanamaması yoluyla engellenen bireyler hayal kırıklığı yaşayabilmektedirler. Çok sevdiği bir kala maddi sebepler dolayısıyla evlendirilmeyen genç engellenmenin etkisiyle çevresine ve topluma karşı kin ve düşmanlık besleyebilir. Bazı engellemelerde stres durumu daha kolay atlatılabilirken bazı durumlarda yaşanan engellemelerin yarattığı olumsuzluklar daha zor aşılmaktadır. Arkadaşlarıyla gece sinemaya gitmek isteyen gencin talebinin ailesi tarafından reddine ilişkin stres durumu ile daha önceki örnekte yer alan evlilik talebine ilişkin reddedilmenin ortaya çıkaracağı stres boyutları farklılık gösterecektir.

Engellenme durumu kültürden kültüre ve toplumdan topluma değişiklik gösterebilmektedir. Kimi batı toplumlarında rekabetçilik, başarı göstergesi olarak insanlara sunulan değerlere ulaşamama durumu, bireylerin yaşadıkları ufak başarısızlıklarda dahi yüksek seviyede stres yaşamalarına neden olabilmektedir. Öte yandan farklı toplumlarda bireylerin dil, cinsiyet, etnik köken, ten rengi ve benzeri özelliklerinden dolayı ayrım görmeleri ve bu sebepten dolayı engellenmelerle karşılaşmaları önemli bir stres unsuru olarak göze çarpmaktadır. Bu toplumlarda kişiler baskın toplum anlayışı ile mücadele ve sonucunda yaşadıkları hayal kırıklıkları sebebiyle strese daha çok maruz kalabilmektedirler. Değişme, engellenme, baskı ve çatışma gibi genel kavramların yanında stres kaynaklarını bireylerin yaşadıkları çevre ile ilgili ve bireyin kendisi ile ilgili stres kaynakları olarak iki başlık altında incelemek mümkündür (Tutar, 2004).

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Psikolojiye Giriş" ve 2. Sınıf "Deneysel Psikoloji", 4. Sınıf "Sosyal Psikoloji" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Psikoloji Ders Kitapları ve MEB Liseler İçin Psikoloji Dersi Ders Kitapları