Klasik Koşullanmada Genelleme ve Ayırt Etme

Klasik koşullamada, tek bir koşullu uyarıcıya bağlı olarak gerçekleşen öğrenme, bu orijinal koşullu uyancıyla sınırlı kalmaz.



Organizma, genelleme denilen süreç sayesinde, koşullu uyarıcıya benzer uyarıcıya da aynı koşullu tepki verir. Genelleme, orijinal koşullu uyarıcıya benzer bir uyarıcının aynı koşullu tepkiyi ortaya çıkarmasıyla sonuçlanan bir süreçtir. Dolayısıyla bir öğrenme temelinde yapılan başka öğrenmelerden ya da öğrenmenin bir uyancıyla sınırlı kalmayıp genişlemesinden söz edebiliriz. Örneğin zil sesine salya salgılama tepkisi vermeyi öğrenmiş olan Pavlov'un köpeği çıngırak gibi zil sesine yakın diğer seslere de salya salgılayacaktır. Watson'un 11 aylık Albert adında bir bebekle yaptığı korku koşullaması da klasik koşullamadaki uyarıcı genellemesi için iyi bir örnek oluşturur. Daha önceleri beyaz farelerden korkmayan küçük Albert, fareyle birlikte ani ve şiddetli gürültü verilmesi sonucunda beyaz fareden korkmaya başlamıştır. Basit bir korku koşullaması olan bu işlem sonrasında, Albert sadece beyaz fareye değil, fare gibi beyaz ve tüylü olan diğer nesnelere de (beyaz sakal, tenis topu vb.) korku tepkisi vermeye başlamıştır.



Genellemenin temelinde koşullu uyancıya benzerlik olduğu için, orijinal koşullu uyancıya benzerlik arttıkça koşullu tepkinin ortaya çıkma olasılığının arttığı, benzerlik azaldıkça koşullu tepkinin ortaya çıkma olasılığının azaldığı söylenebilir. Genelleme süreci sonsuz değildir. Yani bir uyancıdan başka uyarıcılara yapılan genellemelerin bir sının vardır. Bu sınırdan sonra orijinal koşullu uyarıcı temelinde öğrenme yapılamaz ve ayrıca zaten aşırı genellemenin bir yanan da yoktur. Resimde gördüğü dört ayaklı hayvanın "inek" olduğunu öğrenen bir çocuk, her gördüğü dört ayaklı hayvana inek demeye başlayabilir. Bu kural temelinde yapılan bu aşırı genelleme çocuğun öğrenmesinin önünü açan değil önünü kapatan bir durum yarattığından, genelleme tam tersine bir süreçle daraltılmalıdır. Benzer bir biçimde, bir köpeğin saldırısına uğradığı için köpeklerin tehlikeli olduğu inancını geliştiren bir çocuğun da öğrenmesi sınırlanmış olur. Tüm dört ayaklı hayvanların inek olmadığı ve tüm köpeklerin tehlikeli olmadığını öğretebilmek için genelleme süreci tersine döndürülmeli, bu kez uyarıcıların ayın edilmesi öğretilmelidir.

Paradoksal gibi görünse de birbirine zıt olan genelleme ve ayırt etme süreci öğrenmede birbirini tamamlayan iki önemli süreçtir. Ayırt etme, genelleştirilmiş bir koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcı arasındaki bağın zayıflatılması suretiyle genellemeyi sınırlandıran bir süreçtir. Uyarıcıların ayırt etmeyi öğretebilmek için, örneğin Pavlov'un deneyinde, sistematik olarak, organizmaya zil sesi sunulduğunda yiyecek verilip, zil sesine benzer başka bir ses (mesela çıngırak sesi) sunulduğunda yiyecek sesi verilmezse, hayvan sadece zil sesine salya salgılama tepkisi verecek ama çıngırak sesine bir tepki vermeyecektir. Benzer bir biçimde, küçük Albert, sistematik olarak, sadece beyaz fare ile birlikte olduğunda ortama ani ve şiddetli gürültü verilip benzer bir uyancıyla (mesela bir tenis topu) aynı ortamdayken gürültü duymazsa, sadece beyaz fareye korku tepkisi vermiş olacak ama benzer uyancılara bu tepkiyi vermeyecektir. Yaşamımızda da zamanla mesela bazı köpeklerin tehlikeli olduğu, sadece bazı mantarların zehirli olduğunu öğreniriz ve tepkilerimizi buna göre ayarlarız.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Psikolojiye Giriş" ve 2. Sınıf "Deneysel Psikoloji", 4. Sınıf "Sosyal Psikoloji" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Psikoloji Ders Kitapları ve MEB Liseler İçin Psikoloji Dersi Ders Kitapları