Edimsel Koşullanma Nedir?

Biz davranışlarımızı gerçekleştirirken, çevremizdeki uyarıcılar tarafından sadece itilmiyoruz, aynı zamanda uyarıcılara doğru çekiliyoruz da; yani davranışlarımız her zaman, hatta çoğu zaman birtakım uyarıcılara tepki vermekten ibaret değil.



Daha çok birtakım uyarıcılar elde etmek için ya da onlara ulaşmak için de davranış sergiliyoruz. Gerçekte insan, yaşamının çoğu alanında belirli birtakım uyarıcılara refleks türü tepkiler veren pasif bir varlık değil; tam tersine amaca ulaşmak için çevrede değişiklik yaratan aktif bir varlık (Gray, 1999).

Anne babasının sevgisini kazanmak ya da azarlamasından kaçınmak için ev ödevlerini vaktinde yapan bir çocuk ya da diplomasını alıp istediği gibi bir yaşama ulaşmak için sıkı ders çalışan bir üniversite öğrencisini düşünün. Bu kişilerin sergiledikleri davranışlar basit bir biçimde belirli bir uyarıcı tarafından başlatılmış, bireyi iten uyarıcılar temelinde açıklanamaz; bunlar, ulaşılması için bireyi kendine doğru çeken uyarıcılar temelinde, bireyin kendisi tarafından isteyerek başlatılan davranışlardır. B.F. Skinner bir etki üretmek için yaşadığımız dünya üzerinde birtakım edimler gerçekleştirdiğimiz bu tür davranışlara edimsel davranış adını vermiştir. Bu tür davranışların öğrenilme mekanizmasını ifade etmek için de edimsel koşullama terimini kullanmıştır (Gray, 1999).



Tarihsel olarak, Skinner'ın edimsel koşullama olarak adlandırmasından önce, bu tür öğrenmeyi ilk olarak ortaya çıkaran kişi Edward Lee Thorndike'dır. Pavlov'un Rusya'da klasik koşullama deneylerine başladığı sıralarda, Thorndike kedilerle yaptığı deneylerde Pavlov'unkinden farklı olan bir öğrenme sürecini anlatan bir yazısını yayımlamıştı. Thorndike bu deneylerde öğrenmenin temel mekanizması olarak etki yasasını formüle etmişti: Bu yasa, belirli bir durumda organizma için tatmin edici bir sonuç üreten tepkinin aynı durumda tekrar olma olasılığının yüksek ve organizma için rahatsız edici bir etki üreten tepkinin tekrar olma olasılığının düşük olacağını söyler. Yani, edimsel koşullamayı tanımlayan temel ilke şudur: davranış, ürettiği sonuçlar tarafından kontrol edilir.
 
Etki yasasını geliştiren ve daha popüler hale getiren kişi B. F. Skinner'dır. Davranışçılığı güçlü bir biçimde benimseyen Skinner için, öğrenmeyi gözlenebilir uyarıcı ve tepkilerle betimlemek ve öğrenmede zihinsel olaylara başvurmaktan kaçınmak çok önemliydi; bu yüzden öğrenme sürecine ilişkin kendi terim sözlüğünü oluşturdu. Bunların başında edimsel davranış ve edimsel koşullama terimleri gelmektedir. Diğer çok önemli bir terim, Skinner'ın tatmin ya da ödül yerine daha kapsamlı bir biçimde kullandığı pekiştireç terimidir (Gray, 1999).
 
Ayrıca, Skinner, kendi adıyla anılan bir deneysel düzenek geliştirmiş ve deneylerini bu düzenekte gerçekleştirmiştir. Skinner kutusu gerçekte çok basit bir kafestir ve özellikle böyle hazırlanmıştır. Kafesin zemininde sadece istenildiğinde, belirli bir amaç için kullanılacak olan elektrik akımın aktaran demir çubuklar vardır. Kafesin bir duvarında farenin ayağı, başı ya da kuyruğuyla hareket ettirebileceği, içeri doğru uzanan bir pedal ve aynı duvarda dışarıdan yiyecek verilebilecek bir yiyecek bölmesi mevcuttur. Klasik bir Skinner kutusunun özellikleri bundan ibarettir.



Edimsel Koşullamanın Gerçekleştirilmesi

Edimsel koşullamayı gerçekleştirebilmek için organizmanın bir ortamda yapabileceği olası davranışlardan birini edimsel davranışı, yani organizma için belirli bir durumla sonuçlanacak olan davranışı seçmek ve organizma bu davranışı yaptıktan sonra ulaşacağı sonucu belirlemek zorundayız.

Skinner'ın aç bir fareyi Skinner kutusuna bıraktığını düşünelim. Kafese bırakılan fare, türüne özgü birtakım keşfedici tepkilerde bulunacaktır, muhtemelen kafesin içerisinde dolanarak sağı solu kemirmeye çalışacak, tırmalayacak ya da koklayacaktır. Tüm bunları yaparken tesadüfi bir biçimde pedala basacak ve pedalı hareket ettirecektir. Dışarıdan pedala bağlı olan bir mekanizma otomatik olarak yiyecek kutusuna yiyecek bırakacaktır. Fare bu yiyeceği yedikten sonra kafesin içinde rast gele dolanıp keşfedici davranışları yapmaya devam edecek ve yine tesadüfi bir biçimde pedala basacak ve yiyecek yemeyle sonuçlanacak olan süreci başlatmış olacaktır. Aynı olay birkaç defa tekrarlanınca, fare, pedala basmak ile yiyecek elde etmek arasındaki bağı kurmuş olacak ve bundan sonra yiyecek elde etmek için hızlı bir biçimde sürekli pedala basacaktır. Artık bu noktada edimsel koşullamanın gerçekleşmiş olduğunu söyleyebiliriz.

Farenin Skinner kutusunda yaptığı tüm davranışlar içinde sadece pedala basma davranışı edimsel davranış olarak seçilmiş, fare, sadece pedala bastığında yiyecek almıştır. Farenin pedala basması sonucu yiyecek alması, edimsel koşullamada gerçekleştirilen çok temel işlemdir. Pekiştirme adı verilen bu işlem, Thorndike'ın etki yasasının bir bölümünün Skinner tarafından yeniden adlandırılması ve yeniden formüle edilmesidir. Yani, eğer organizmanın yaptığı davranış, organizmanın doyumuyla sonuçlanıyorsa, organizma büyük olasılıkla o davranışı tekrar yapacaktır, farenin yiyecek almak için pedala basmasında olduğu gibi. Burada, pedala basma sonucunda yiyecek verilmesi işlemi pekiştirme, verilen yiyecek ise pekiştireçtir. Pekiştirme, bir davranışın tekrar olma olasılığını artırma işlemidir. Pekiştireç, bir davranışın tekrar olma olasılığını artıran durum ya da nesnedir. Diğer yandan Thorndike'ın etki yasasındaki diğer bölüme, Skinner'ın yaklaşımında ceza adı verilmektedir. Ceza, davranışın olumsuz bir sonucudur ve davranışın tekrarlanma olasılığını azaltır. Yani, eğer organizmanın yaptığı davranış, organizmayı rahatsız edici ya da ona acı verici bir durumla sonuçlanıyorsa, organizma büyük olasılıkla o davranışı tekrar yapmayacaktır. Bu işlemin adı cezalandırma, organizmanın davranışı sonucunda aldığı acı verici uyarıcının adı ise cezadır. Edimsel koşullama esnasında davranış edinimi, tıpkı klasik koşullamada olduğu gibi birikimli bir yapıda gerçekleşir. Yani, her bir pekiştirmede, organizma bir öğrenmenin üstüne biraz daha ekler. Başlardaki her bir pekiştirme büyük miktarlarda öğrenme ile sonuçlanırken, sonraki her pekiştirmedeki öğrenme miktarı azalır ve giderek tavan noktasına ulaşır, yani bir noktadan sonra pekiştirmenin varolan öğrenme üzerine ekleyeceği hiçbir şey kalmaz; dolayısıyla öğrenme gerçekleşmiş demektir.

Ayrıca lütfen bakınız:

- Pekiştirme ve ceza türleri
- Edimsel koşullanmada sönme ve kendiliğinden geri gelme
- Edimsel koşullamada genelleme nedir, ayırt etme nedir?
- Şekillendirme nedir?
- Pekiştirme nedir? Pekiştirme tarifeleri

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Psikolojiye Giriş" ve 2. Sınıf "Deneysel Psikoloji", 4. Sınıf "Sosyal Psikoloji" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Psikoloji Ders Kitapları ve MEB Liseler İçin Psikoloji Dersi Ders Kitapları