Düşler ve Fanteziler Nasıl Oluşur?

Düşler ve fanteziler, daha sonra ele alacağımız hipnoz veya çeşitli ilaçların alımıyla gerçekleşen bilinç değişikliklerinin tersine günlük yaşamda çaba harcamaksızın gerçekleşen doğal bilinç değişiklikleridir (Morris, 2002).



Sigmund Freud, bir keresinde mutlu insanların değil doyuma ulaşmamış insanların düş kurduklarını söylemişti. Eğer bu yorum doğruysa o zaman pek çoğumuz mutsuz insanlarız. Çünkü pek çok insan uyanıkken düzenli bir biçimde hayali ya da daha önce yaşanmış olayların düşünü kurmaktadır. Dahası pek çok insan bu deneyimleri öylesine yoğun bir biçimde yaşamaktadır ki geçici olarak dış dünya ile bağlantıları kopmaktadır (Baron, 1996).

Gündüzleri uyanıkken kurduğumuz düşlerle ilgili iki temel soru, bu düşlerin içeriğinin ve işlevinin ne olduğudur. Psikologlara göre rast gele düşler kurmuyoruz. En sık rastlanan düş içerikleri; başarı ya da başarısızlık, saldırganlık ya da düşmanlık, cinsellik ve romantiklik, suçluluk ve problem çözme ile ilgilidir. Beklenebileceği gibi farklı kişiler belirli türden düşler kurmayı tercih etme eğilimindedir. Örneğin kaygı düzeyleri yüksek olan kişilerin genellikle endişeyle ilgili ve kendilerine çok haz vermeyen düşler kurmaları olasıdır. Diğer yandan başarılı olmaya çok önem atfeden kişilerin düş temaları; hırs, rekabet, kıskançlık vb. olabilir. Ayrıca "mutlu düş kurucular" olarak adlandırılan kişiler; düş kurmaktan hoşlanan, düşlerini geleceği planlamak ve problemleri çözmek için kullanan insanlardır (Morris, 2002).



Düş kurma açısından gözlenen diğer bir bireysel farklılık konusu, düş kurma sıklığı ve kurulan düşlerin yoğunluk derecesidir. Düş kurma sıklığı açısından bireyler arasında büyük farklılıklar vardır. Bazı insanlar boş zamanların yansını düş kurarak geçirdiklerini belirtirken diğer bazıları çok ender düş kurduklarını belirtmektedirler. Düşlerin yoğunluk derecesi de büyük bireysel farklılıklar göstermektedir. Bazı kişiler, düş ve fantezilerini çok canlı ve gerçek gibi yaşadıklarını ve bunların adeta gerçek olduğunu düşündüklerini söylerler. Düşle gerçeğin birbirine karıştığı ya da düşün gerçek yerine geçtiği durumlar, daha çok ruhsal hastalıklarda görülen halüsinasyona yakın durumlar olabilir. Diğer yandan çoğu insanın düşleri bu kadar canlı ve gerçek değildir (Smith ve ark., 2003).

Eğer dünyada çok sayıda insan, uyanık olduğu vaktin azımsanmayacak bir kısmını düşlerle ve fantezilerle geçiriyorsa o hâlde bunu gerekli ve yararlı buluyor olmalıdırlar. Gerçekten düş ve fantezilerin yaşamımızda olumlu işlevleri var mı? Buna verilecek kesin yanıtlar yoktur; ama birtakım olasılıklardan bahsetmek mümkündür. Bazı psikologlar, düş ve fantezilerin gerçek dünyadan kaçmanın dışında pek bir işe yaramadığını düşünmektedir (Morris, 2002). Günlük yaşamın rutininden ve stresinden sıyrılmak için kullanıldıklarında düş ve fanteziler, bir emniyet supabı işlevi görür. Yani kısa bir süreliğine de olsa gerginliği azaltır.



Freudçu bakış açısından fanteziler, başka türlü bilince çıktıklarında kişide suçluluk ya da kaygı uyandıracak arzuların ifade edilmesini ve böylelikle onlarla başa çıkmayı olanaklı kılar. Bu arzular, normalde bastırılması gereken cinsellik veya düşmanlıkla ilgili arzulardır (Morris, 2002).

Düş ve fantezilerin diğer bir yararı, onların gün içinde duygu durumumuzu olumlu yönde değiştirecek hazır araçlar olarak elimizde bulunmalarıdır. Düş ve fantezilerin belki de daha önemli bir yararı, gerçek yaşamdaki problemleri çözmek için bize yardımcı olmalarıdır. Problemin çözümüne giden çeşitli eylem biçimlerini ve olası sonuçlarını hayal etmek, gerçek yaşamda problemin çözümü için yararlı planlar yapmaya yardım eder (Baron,1996).

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Psikolojiye Giriş" ve 2. Sınıf "Deneysel Psikoloji", 4. Sınıf "Sosyal Psikoloji" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Psikoloji Ders Kitapları ve MEB Liseler İçin Psikoloji Dersi Ders Kitapları