|
Plotinos; Tüm
Oluşumun Kaynağı Olarak Tanrı Fikri
Tanrı, tüm varlıkların kaynağıdır. Bütün karşıtlıklar ve farklılıklar
ondan kaynaklanmaktadır. Ancak onun kendisi çoğulcu ya da farklı bir
yapıya sahip değildir. O, mutlak olarak tektir. Her şeyi kapsayan
sonsuzluğu içinde Birdir: Her şeyi yaratan, ilk nedensiz nedendir.
Her şey Ondan meydana gelmiştir, çoğulculuk her zaman için birliği
gerektirecektir Birlik, tüm oluşumun öncelidir ve ötesindedir. Onun
aşkınlığı üzerine söyleyebileceğimiz her şey yetersiz kalacaktır; çünkü
ona atfedilen güzellik ve iyilik ancak onu sınırlayıcı bir işlev
görebilir. Onun ne olduğunu söyleyemeyiz, yalnızca ne olmadığını
söyleyebiliriz. Onu bir oluşum olarak tanımlamak olanaklı değildir. O
güzellik, doğruluk, iyilik, bilinçlilik ve bunlara bağlı niteliklerin
üzerindedir. Onu bir düşünüş olarak algılayamayız. Çünkü bu bir düşünüş
ve düşünce gerektirmektedir.
Dünya, Tanrıdan sonra meydana gelmiş olmasına karşın, onu Tanrı
yaratmamıştır Çünkü yaratım için bilinçlilik ve istenç gerekmektedir, bu
da sınırlandırma anlamına gelir. Tanrı, bir dünya yaratmaya karar
vermemiştir. Dünya, Tanrının evrim geçirmesiyle de oluşmamıştır. Evren,
Tanrıdan ortaya çıkan bir oluşumdur. Onun sonsuz gücünü gözler önüne
sermektedir . Plotinus, bu ortaya çıkışın anlamı için birkaç metafor
ortaya atmaktadır. Tanrı, sonsuz kaynağından tükenmeyen bir akışın
meydana geldiği bir kaynaktır, ya da Tanrı, güneşin hiçbir kayba
uğramadan yaydığı ışıkların güneşidir. Plotinus, metaforlarını ilk
ilkenin bağımsızlığı ve mutlak gücünü gözler önüne sermek amacıyla
kullanmaktadır. Neden, onun üzerine geçmez ya da kendisini onun içinde
kaybetmez, etki nedeni sınırlamaz, etki Tanrının algılaması için önkoşul
değildir. Dünya, Tanrıya bağlıdır fakat Tanrı dünyaya bağlı değildir.
Organik yeniden üretimdeki ebeveynler gibi, Tanrı doğumdan sonra
varlığını eskiden olduğu gibi sürdürmektedir.
Işık kaynağı olan güneşten ne kadar uzaklaşırsak, karanlığa (özdeğe) o
denli yakınlaşmış oluruz Yaratım, yetkinlikten yetkin olmayana düşüş
anlamına gelmektedir. Oluşum skalasında ne denli aşağıya inersek, o
denli yetkin olmayana, çoğulculuğa, değişime ve ayırıma ulaşmış oluruz.
Daha sonraki her evre, bir önce gelenin gerekli etkisidir—onun kopyası,
gölgesi ve ilmeğidir. Ancak sonraki her evre, daha yüksek seviyeye
ulaşma çabası içindedir, kaynağa geriye doğru dönüş çabası
yaşanmaktadır.
|