|
Orta Çağ Felsefesi Tarihi
Orta Çağ Felsefesi Nedir?
Orta Çağ felsefesi tarihsel dönem itibariyle ilkçağ felsefesinin
bitiminden modern düşüncenin başlangıcına kadar olan dönemi kapsar. İ.S.
2. yüzyıldan 15. yüzyıl sonlarına; 16. yüzyıl başlarına, Rönesans'a kadar
olan dönem olarak ele alınır. Bu dönemin felsefe tarihi açısından
kendine özgü özellikleri vardır. Bir çok felsefe tarihi kitabında
ortaçağda felsefe yok sayılır ya da ortaçağın karanlık bir çağ olduğu
değerlendirmesine bağlı olarak felsefenin de karanlığa gömüldüğü öne
sürülür. Bunun yanı sıra ortaçağda felsefenin varlığını kabul eden ve bu
felsefenin özgül niteliklerini açıklayan felsefe tarihi çalışmaları da söz konusudur.
Orta Çağ Felsefesinin Genel Özellikleri
Ortaçağ felsefesi, klasik batı felsefesi tarihi ekseninde bakılacak
olunursa antik çağ felsefesinin sonlarında belirginleşmeye başlayan din
yönelimli ya da dinsel içerikli felsefe tarzının gelişmesi olarak
gerçekleşir. Bu noktada belirgin bir özellik olarak felsefenin dinsel
tartışmaların bir aracı durumuna gelmiş olduğu, genel batı felsefesi
tarihçilerinin ortak saptamasıdır.
Burada söz konusu olan din Hıristiyanlıktır.
Ortaçağ boyunca dinsel öğretileri temellendirmek ya da dini dünya
görüşüne kategorik bir temel sağlamak, felsefe yapma tarzının genel bir
görünümü olmuştur. Hıristiyan dininin kendisine felsefe aracılığıyla bir
açıklayıcılık sağlamaya, geçerliliğini temellendirmeye yöneldiğini
görmekteyiz. Bu dönem boyunca inanç-bilgi-akıl-tanrı ekseninde yürütülen
tartışmaları görmekteyiz. Din ile felsefe ilişkisi bu dönem boyunca
çatışmalı durumlarda gösterir; bazı din bilgeleri felsefenin dinden, Hıristiyanlıktan uzak tutulması gerektiğini söyler ve buna çaba
gösterir, buna karşılık başka bazıları inancın ve dinin
temellendirilmesinde felsefenin gerek olduğunu söyler.
Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşü, meydana getirdiği kaotik ortamda
kültürel ve düşünsel gelişmelerde bir bir kesintiye yol
açmıştır. Antik çağda oluşan ve süregelen düşünsel gelişmelerden belirgin
bir uzaklaşma ve bu gelişmelerin reddedilişi görülür. Din-felsefe
ilişkisi bu ortamda girift bir görünüm sunar; bir yanda felsefe din
içerisinde kaybolmuş gibi görünürken, bu kayboluş aynı zamanda
felsefenin din içinde saklanmasını ve korunmasını getirir.
Dinsel
düşünce kendisini temellendirmek için felsefeyi muhafaza ederken, bilgi
sevgisi olarak anlaşılan haliyle olmasa ve dini amaçlara hizmet için
kullanılsa bile belirli bir ölçüde antik çağda şekillenen felsefi
düşüncenin korunmasını sağlamıştır. Felsefe bu dönemde açıkça görünür
olmasa bile içkin özelliklerini tamamen yitirmemiştir. Bu bağlamda
ortaçağ felsefesi, kilise öğretileriyle varlığını sürdürmüş; fakat Rönesas'tan itibaren bilimsel ya da eleştirel düşünceye yönelmeye
başlamıştır. Bu söz konusu nitelikteki orta çağ felsefesini Macit Gökberk
"Hıristiyanlaştırılmış Antik Felsefe" olarak değerlendirmektedir.
Belirtilmesi gereken başka bir nokta ise bu felsefenin öteki dönemlerde
görülen felsefe yapma tarzından farklı olarak statik nitelikte oluşudur.
Orta çağ felsefesinde Arap felsefesinin ya da İslam felsefesinin etkisini
de belirtmek gerekir. İslam felsefesi batı düşüncesinde bu tür
gelişmeler olurken, antik çağ felsefesi ile irtibatlı olmuş, kaynakları
çevirmiş, İslam'a özgü iç tartışmalarda bu kavramsal ve yöntemsel
araçları kullanmıştır. 1200'lü yıllardan itibaren bu alandaki kaynaklar
batı'ya yönelim gösterir ki felsefe tarihçilerinin çoğu, batıdaki
din-felsefe ayrımlaşmasının hızlanmasında bu etkinin belirgin bir yeri
olduğunu söylerler. İslam filozofları da benzer şekilde inancı antik çağ
felsefesinden alınan kavramlarla temellendirmeye, akıl ve mantık yoluyla
açıklık sağlamaya yönelirler.
Bu yönelimle kutsal metinleri yorumlama, tefsir ve mantık ya da dil analizlerinin ortaya konulduğu görülür. Bu
yaklaşım orta çağ felsefesinin genel karakteristiğidir bir
anlamda. Yorumsamacılığın kökleri ortaçağ felsefesine uzanır. Diğer
ortaçağ filozofları gibi onlarda tanrıdan hareket ederek, varlığa ve var oluşa, insan varlığına ve düşüncesine açıklık getirmeye
çalışırlar. Bunlarla birlikte antik çağ düşüncesinin taşınması ve
geliştirilmesi bakımından Farabi, İbn-i Rüşt, İbn-i Sina, İbn-i Arabi gibi
filozofların Batı felsefesi üzerinde etkisi birçok bakımdan belirleyici
olmuştur.
Döneme Damgasını Vuran Önemli Düşünce Adamları:
Gnostikler Kimdir?
Augustinus Kimdir?
Anselmus Kimdir?
Albertus Magnus Kimdir?
Aquinalu Kimdir?
Ockhamlı William (Xenon) Kimdir?
Ayrıca Lütfen Bakınız:
Orta Çağ Felsefesi Tarihi 2
Hıristiyanlık Felsefesi Nedir?
İslam Felsefesi Nedir?
Orta Çağın Felsefe Gelenekleri Nelerdir?
Skolastik Felsefe Nedir?
Tümeller Tartışması Nedir?
|