|
Friedrich Hegel
ve Mutlak İdealizm
Hegel felsefesi her şeyden önce
bireylerin kendi kendilerine ilişkin olarak özgür bir bilince
ulaştıkları bir insanlık tarihi felsefesidir. Ama bilinç kendi başına
özgür değildir; bilincin özgürleşmesi 'Tinin fenolojisinde'nde
betimlenen karmaşık bir süreçle gerçekleşir.
Bu eserde Hegel, bilincin bütün dünya ölçeğinde kendi kendini nasıl
sınadığını ve yalın bir öznel kesinlik ile kendi kendinin nesnel
bilgisine nasıl ulaştığını ortaya koyar. Bilinç, dünyanın bilincine
vararak, kendi kendisinin bilincine de, 'efendi ile köle arasındaki
diyalektik olarak adlandırılan yolla' varacaktır. Gerçekte bu
diyalektik, her biri kendisini olduğu gibi tanıtmak isteyen iki bilinç
biçimi arasındaki kölelik ve egemenliklerini insanlık içinde -çünkü
insanlık hayvanlardan kesinlikle farklı olarak, yaşamı aşma yeteneğine
sahiptir- betimler. Her biri bunu bir ölüm kalım savaşı içinde, hem
kendisi hem öteki için yapacaktır. Köle kaybedecek, yaşam önünde diz
çökecek ve efendi için çalışarak ona hizmet edecektir. Ancak köle (Marx'ta
proleter) esaretinden de bu çalışma içinde ve bunun sayesinde
kurtulacaktır; çünkü dünyayı dönüştürerek, kendi kendisine bağımsızlığa
ulaşmanın somut araçlarını verecektir.
Bu süreç sonunda, bilinç Akıl'a ulaşır. Dünya ona yabancı olmaktan
çıkar; dünyaya ilişkin bilgisi onun gerçek bilgisidir, ve onun gerçek
bilgisi de dünyaya ilişkin bilgisidir. Ama bilinç artık sadece bireyin
bilinci değildir; bilinç, içinde 'ben'in biz olduğu, biz'in ben olduğu'
tinsel bir topluluğun bilincidir. ve bu da Tin'den başka bir şey
değildir. Tin, tarihsel gelişim kilit anları olan belli sayıda 'figures'
aracılığıyla tarih boyunca kendini ortaya koymuştur. Bu kilit anlar
yunan etiğinden, Hegel'in dönemindeki çağdaş Prusya'ya kadar uzanır. Bu
süreç sonunda ancak bilinç, Tinin kendi bilinci haline gelerek mutlak
bilgiye ulaşır; filozof da böyle bir bilginin yorumcusu olur.
|