Çeviri Faaliyetlerinin Rönesans Felsefesine Etkileri Nelerdir?


İslam felsefesinin kavramsallaşması ve sistematik bir yapıya bürünmesinde özellikle Antik Yunan, Mısır ve Hint felsefelerinden Arapçaya yapılan çevirilerin etkisi büyüktür.



Çevrilen eserler, İslam coğrafyasında tartışmalarla irdelenmiş ve yorumlanarak özgün düşünceler oluşturulmuştur. Bu durum, Bağdat ve Tunus gibi yerleri bilim ve felsefenin merkezi konumuna getirmiş; astronomi, tıp ve felsefe gibi alanlarda gelişmeler olmuştur.

İslam dinini yayma düşüncesiyle Emevi ve Abbasi yönetimlerinin geniş bir coğrafyaya yayılması, beraberinde bilim ve felsefenin de bu coğrafyalarda gelişmesini sağlamıştır. 12. yüzyıldan itibaren görülen bu gelişme sürecinde Batı; ilk olarak İslam ilimleri, Antik Yunan, Hint ve Mısır eserlerini Arapçadan kendi dillerine çevirmeye başlamıştır. Batı’nın ilk çeviri merkezleri; İspanya’nın Toledo, İtalya’nın Sicilya ve Salerno şehirleridir. Çeviri merkezlerinin buradan başlamasının nedeni İslam kültürünün özellikle Toledo ve Sicilya’da uzun süre varlığını devam ettirmesidir. Aralarında Müslüman, Yahudi ve Hristiyanların bulunduğu mütercim bir grup; tıp, astronomi, kimya, felsefe ve mantık gibi alanların eserlerini çevirmiştir. Bu dönemde Aristoteles’in “Metafizik”, İbn Sînâ’nın “el- Kanun fi’t Tıp” ve Sahl b. Bişr’in “Astronomi Risalesi” gibi bilim ve felsefe eserleri çevrilmiştir. Bunun yanı sıra Kur’an-ı Kerim de tercüme edilmiştir.



Çeviri hareketinin yoğun olarak 16-17. yüzyılın sonlarına kadar devam ettiği görülmektedir. Batı, İslam felsefesiyle ve çeviri kitaplarıyla karşılaşmadan önce Antik Yunan felsefesinin yalnızca kutsal öğretileri destekleyen düşüncelerini almış, diğerlerini ise dışlamıştır. İki kültürün etkileşimi, Antik Yunan felsefesinin neredeyse tamamının Batı tarafından öğrenilmesini sağlamış ve dolayısıyla Rönesans’ın ortaya çıkmasının nedenlerinden biri olmuştur.

12. yüzyıl çeviri hareketinin tarihsel seyrine bakıldığında bazı önemli olaylar şu şekildedir.

• 12. yüzyılda Afrikalı Konstantin, Tunus’tan getirdiği tıp alanındaki eserleri Salerno’da Latinceye kazandırmıştır.

• 13. yüzyılda Roma İmparatoru II. Frederick, İslam ilimlerinin yakından öğrenilmesi için 1224’te Salerno’da bir üniversite kurdurmuş ve buraya mütercimlerin atanmasını sağlamıştır. Çeviri faaliyetlerinin Avrupa’ya yayılmasında bu üniversite kaynaklık etmiştir.

• 13. yüzyılda çeviri hareketi Almanya ve Fransa’ya yayılarak 14. yüzyılda bütün Avrupa’yı etkisi altına almıştır.

• Çevirilerle kazanılan birikim, başarılı bir dönüşüme uğramış ve 15. yüzyılda İtalya’da başlayacak Rönesans için zemin hazırlamıştır.

• 15. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar astronomi ve matematik bilginlerinin Latinceye çevrilen eserleri ve ele aldıkları problemlere yönelik çözümleri; bu yüzyıllarda yaşamış Kopernik, Galilei, Newton ve Leonardo D. Vinci gibi bilim insanlarının tartışmaları arasına girmiştir.

• Yunancadan Farsçaya çevrilen eserler, Tebriz ve Trabzon üzerinden Anadolu ile Bizans’a geçmiştir. 15. yüzyılda İstanbul’un Fethi’nden sonra Osmanlı’ya geçen tartışma ve problemler sentez bağlamında değerlendirilmiştir. Ayrıca ünlü matematikçi ve astronom Nasreddin-i Tusî’nin İslam âlimlerince problemleri çözülmüş olan trigonometriye yönelik eserinin ilk kez Osmanlı Dönemi’nde çevirisi yapılmıştır.

• İslam felsefesinde tartışılan problemlerin çeviriler yoluyla inanç, varlık ve bilgi gibi felsefi konularda Batı filozoflarını etkilediği görülmektedir.

• Çeviride ulaşılan kitap, buluş, harita ve aletler Avrupalı bilim insanları tarafından kullanılmış ve geliştirilmiştir. Bu durum, Avrupa’daki bilim çalışmalarında tekniğin de ilerlemesine katkıda bulunmuştur.


Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı