|
Materyalizm Nedir?
Evrendeki tek cevherin madde olduğunu ve bütün varlıkların maddeden
türediğini öne süren görüş
Alm. Materialismus, Fr. materialisme, İng. muterialism, es. t. Maddiye
Bütün evrenin, her varlığın ve olgunun, en temelde maddi özellik
gösteren öğelerden oluştuğu, bunlarla ilgili açıklamaların da bu öğelere
ve aralarındaki ilişkilere indirgenebileceği yolundaki görüş.
1. Her türlü gerçekliğin -yalnızca nesnel değil, ruhsal ve tinsel
olan gerçekliğin de- özünü ve temelini özdekte gören, özdekten başka
hiçbir tözün bulunmadığını öne süren dünya görüşü.
Özdeği evrenin ilkesi yapan eski Yunan atomcularından Leukippos ve
Demokritos'tan beri özdekçilik türlü biçimlerde ortaya çıkar.
İngiltere'de 17. yüzyılda Hobbes, Fransa'da 18. yüzyılda Lamettrie ve
Holbach, Almanya' da 19. yüzyılda Ludwig Büchner'le en yüksek düzeye
ulaşmıştır.
2. (Ahlak felsefesinde) Yalnızca yararlı ve haz veren şeyleri
erişilmeye değer sayan, içeriksel-özdeksel değerler dışında kendi başına
var olan bağımsız bir değerler alanını kabul etmeyen dünya görüşü.
Maddecilik özellikle, dualist ve tinselci görüşler karşısında
gelişmiştir. Bunların ilkinden daha çok tekçi özelliğiyle, ikincisinden
ise idealizme karşı gerçekçi özelliğiyle ayrılır. Dualizmdeki apayrı ve
birbirine indirgenemeyecek iki varlık görüşüne karşı maddecilik,
varlığın en temelde tek bir biçimi olduğunu ileri sürer. Buna göre,
düşünsel ya da zihinsel denen olgular ya maddi olguların karmaşık
biçimleridir ya da varlıkların temellerindeki yapıya indirgenerek
açıklanabilir. Tinselci ve idealist görüşler karşısında da maddecilik
düşünsel ya da zihinsel olguların kendi başlarına var olmadıklarını,
görünürdeki var oluşlarının ise onları olanaklı kılan maddi bir temel
üzerinde açıklanabileceğini öne sürer. Ruh-beden ya da düşünce-madde
ayrımının aldatıcı olduğunu bu iki varlık türünün gerçekte tek bir maddi
temelin iki farklı görünüşü olduğunu savunur.
Maddecilik tarih ve toplum gibi insana ilişkin varlık alanlarının
açıklanmasında bunlara bir “amaç”, “erek”, ya da “istek” atfetmek
yerine, maddi bir temele dayanan anlamlı nedenlere başvurmayı öngörür.
Bu yaklaşıma göre insanların toplum ve tarih içinde ürettikleri düşünsel
içerikli olgular vardır, ama bunlar tek başlarına ne ortaya
çıkabilirler, ne de bu alanlarda etkili olabilirler. Bunları hem ortaya
çıkaran, hem de etkiliymiş gibi görünmelerini sağlayan maddi ve somut
nedenler vardır. Bu nedenler, tarihsel ve toplumsal değişimlere yol açan
asıl etkendir. Düşünsel içerikli olgular ancak bu asıl etkene
başvurularak açıklanabilir.
Maddecilik psikoloji gibi bireylerin zihinsel süreçlerini inceleyen
bilgi dallarında da örneğin duygu, düşünce, amaç koyma ve yönelmelerin
nedenlerini, bunların temelinde yatan organik, fizyolojik maddi
süreçlerde arar. Buna göre, insanın belirli bir düşünceye sahip olması ,
bedenindeki en yalın fizyolojik süreçlerden beynindeki elektromagnetik
etkinliğe kadar bir dizi maddi etmenin sonucudur. Zihinsel süreçlerin
temelinde yatan maddi süreçler yeterince anlaşılırsa, zihin de
anlaşılmış olacaktır.
Batı felsefesinde maddecilik geleneğinin başlangıcı Sokrates öncesi
filozoflardan Demokritos ve öğretmeni Leukippos’a dayandırılır.
Atomculuğun da ilk biçimini ortaya atan bu filozoflara göre, bütün
everen daha fazla bölünemeyecek, katı, tek başına var olan küçük
parçalardan (atomlardan) oluşuyordu. Dünyadaki her olay, bu atomların
birbirleriyle etkileşiminin yarattığı süreçlerden kaynaklanıyor, algı ve
bilgi de bu parçacıkların insanların organları üzerindeki etkilerinden
doğuyordu. Eski Yunan ve Latin sonrası dönemde, Hıristiyanlığın
etkisiyle maddecilik hemen tümüyle bir yana atıldı.
Yeni çağda çeşitli bilimlerde ulaşılan somut sonuçlar, felsefede de
maddeciliğin yeniden doğmasına yol açtı. 17. yüzyılda, İngiltere’de
Thomas Hobbes ve Fransa’da Pierre Gassendi, eski atomculardan da
esinlenerek, maddi temeller üzerine kurulu bir dünya görüşünü işlediler.
Gassendi deneyimle elde edilen olguları açıklarken modern bilimlerin
yöntemlerini kullandı. Hobbes ise duyumların beyinde oluşan maddi
hareketler olduğunu ileri sürdü.
Materyalizm 19. yüzyılda doğa bilimlerindeki önemli gelişmeler sonucu
yeniden güçlendi. Özellikle Darwin’in biyolojide yarattığı devrim, doğal
düzene ilişkin görünürdeki kanıtların tümüyle nedensel nedenlere
dayanarak açıklanabileceğini gösterdi.
20. yüzyılda modern fizikte görülen devrim niteliğindeki gelişmeler
nedensel temellere dayalı yaklaşımları sarsarken, katı ve bölünmez maddi
temel sayılan “atom” düşüncesinin de sorgulanmasına yol açtı. Bunun
sonucunda maddecilik tartışması daha çok bilimsel yöntem ve uygulamalar
açısından sürdü. Fizikteki gelişmeler nedeniyle madde kavramı gittikçe
daha az açıklayıcı ve anlaşılır olmaya başladı.
|