|
Leviathan Nedir?
Leviathan; Tevrat ve İncil'de kötülüğü temsil eden bir su
canavarının adı olarak geçmektedir. Bu kavram 1651 yılında Thomas
Hobbes'un ünlü "Leviathan" adlı eseri ile
mutlak güç ve yetkilere sahip egemen bir devleti ifade etmek üzere
kullanılmıştır.
Thomas Hobbes bu kavramı "Leviathan: Bir Din ve Dünya Devletinin
İçeriği, Biçimi ve Kudreti" isimli kitabında şöyle açıklar:
"Onları (vatandaşları) yabancıların istilasından koruyabilmenin,
birbirlerine zarar vermekten engellemenin, kendi sanayilerini ve
yeryüzünün meyvelerini güvence altına almanın yolu bütün gücü ve kudreti
bir tek insan ya da insanların meclisine vermektir... (Toplumda yaşayan)
İnsanlar birbirlerine ‘Ben haklarımdan vazgeçiyorum ve tüm haklarımı bu
insana ya da insanların meclisine veriyorum’ demelidirler. Böylece bütün
güç ve kudret tek bir insanda toplanır. bu devlet ya da latince civitas
olarak adlandırılır. bu büyük leviathan'ın doğması demektir."
Leviathan'ın Doğuşu: Hak ve Özgürlüklerin Koruyucusu Olarak Devlet
Devletsiz bir toplum olabilir mi? Ya da devlet olmaksızın birey ve
toplum var olabilir mi? Daha doğrusu devletsiz bir toplumda "kaos"
olmaksızın "düzen" içinde yaşamak mümkün olabilir mi? Tabi ki hayır!..
Devlet, en başta insanların mal ve can varlıklarını korunması için
gereklidir ve rasyonel bireyler, devleti kendi hak ve özgürlüklerini
korumak için oluşturmuşlardır.
"Onları (vatandaşları) yabancıların istilasından koruyabilmenin,
birbirlerine zarar vermekten engellemenin,kendi sanayilerini ve
yeryüzünün meyvelerini güvence altına almanın yolu bütün gücü ve kudreti
bir tek insan ya da insanların meclisine vermektir... (Toplumda yaşayan)
insanlar birbirlerine ‘ben haklarımdan vazgeçiyorum ve tüm haklarımı bu
insana ya da insanların meclisine veriyorum’ demelidirler. Böylece bütün
güç ve kudret tek bir insanda toplanır. Bu DEVLET ya da Latince CIVITAS
olarak adlandırılır. Bu büyük LEVIATHAN‘ın doğması demektir."
Thomas Hobbes
Leviathan'ın Büyümesi: Hak ve Özgürlükleri İhlal Eden Bir Kurum
Olarak Devlet
Önceleri biz insanların hak ve özgürlüklerini korumak için oluşturulan
devlet, zamanla büyüdü... Bireyi korumak için oluşturulmuş olan devlet,
birey üzerinde tiranlık kurmaya başladı. Güya "iyiliksever devleti"
temsil eden krallar, imparatorlar, sultanların baskı ve zulmü altında
insanlar ezildi... Yaşam hakkı, özgürlük hakkı, mülkiyet hakkı hiçe
sayıldı... Asırlar "despot devlet"in izlerini taşıdı... Ekonominin
gelişmesine paralel olarak devlet faaliyetleri de genişledi...
Faaliyetleri genişledikçe harcamaları arttı. Harcamaları arttıkça daha
fazla vergilemek zorunda kaldı. Bu da yetmedi, sınırsızca ve sorumsuzca
borçlandı... Para basma yetkisini kötüye kullandı... Sonuçta ekonomide
hastalıklar ortaya çıkmaya başladı. İsraf ve savurganlıklar çoğaldı.
Devlet, asıl varlık nedenini unuttu. Ve devlet, sosyal faydasından çok
sosyal maliyeti olan bir kurum olmaya başladı.
"Devlet büyüdükçe, özgürlük de o oranda küçülür." Jean
Jacques Rousseau
Leviathan'a Gem Vurmak: Özgür Bir Toplum İçin Sınırlı Bir Devlete
Doğru
"Devlet gerekli midir? sorusu ütopik libertarianların ya da anarko-kapitalistlerin
"entellektüel fantezi"lerinden başka bir şey değildir. Dolayısıyla
"devlet gerekli midir?" sorusu değil, "devlet, ne kadar gereklidir."
sorusu realiteye uygundur. Bugün için sorulması gereken soru da budur.
"Devletin toplumun güvenliğini sağlama ve muhafaza etme niyetine
rağmen, onun sahip olduğu gücü kötüye kullanmaya eğilimli bir kurum
olduğuna tarihin hemen her sayfasında şahit olunabilir." John
C. Calhoun
|