|
Kritisizm Nedir?
Alman düşünürü Immanuel Kant'ın öğretisi...
Kant'a göre felsefe araştırması, bir değerlendirme (eleştiri) olmalıdır.
Felsefe us'la yapılıyor. Öyleyse usu değerlendirmek onun ne olduğunu ve
ne olmadığını iyice bilmek gerek. Felsefe nasıl bir usla yapılıyor?..
deneyden yararlanmayan bir salt us'la. Öyleyse salt us nedir. Salt us,
duyarlığın verilerinden alınmamış olan (apriori) bir bilgiyi
gerçekleştirdiği iddiasındadır. Buysa nesneler düzenini aşarak düşünce
düzenine yükselmek demektir.
Öyleyse salt usun bilme yöntemi bir aşkınlık yöntemi'dir. Salt us bu
yöntemle gerçek bir bilgi edinebilir mi?.. Öyleyse bilgi ne demektir ,
önce onu tanımlamak gerekir. Kant'a göre her bilgi, bir yargıdır. Ne var
ki her yargı, bir bilgi değildir. Örneğin "her cisim yer kaplar" yargısı
bize yeni bir bilgi vermez, çünkü "cisim" kavramı esasen "yer kaplamayı"
içerir; bu yargıda sadece bir çözümleme yapılıyor ve "cisim" kavramı
çözümlenerek kendisinde esasen bulunan bir bilgi hiçbir gereği yokken
yeniden ortaya konuyor.
Oysa "bu yük ağırdır" yargısı bize yeni bir bilgi verir, çünkü "yük"
kavramı kendiliğinden hafif ya da ağır olduğunu bildirmez; burada,
ötekinin tersine, bir çözümleme değil bir bireştirme yapıyoruz ve "yük"
kavramıyla "ağır" kavramını birleştirerek yeni bir bilgi elde ediyoruz.
Demek ki bize bilgi veren yargılar çözümsel yargılar değil, bireşimsel
yargılardır. Salt us bu bireşimsel yargıyı aşkınlık yöntemiyle, deneyi
aşarak gerçekleştirebilir mi? Kant bu soruya kesin olarak şu karşılığı
veriyor: gerçekleştiremez. Böylece metafiziği kesin olarak yıkmış
oluyor: "salt us deneyden yararlanmadan hiçbir bilgi gerçekleştiremez."
Öyleyse metafizik tasarımlar, insanların romantik düşlerinden başka bir
şey değildirler. Kant öncesi felsefenin tanrılaştırdığı us, böylelikle
tahtından indirilmiş oluyor; artık, aşkınlık yöntemiyle çalışan salt usa
güvenilmeyecektir. Kant eleştirmeye devam ediyor: salt us, bireşimsel
yargı olan bilgi'yi niçin gerçekleştiremez? Çünkü us, sadece bir
birleştirme işini gerçekleştirmektedir ve bu iş için gerekli gereçleri
nesneler düzeninden almaktadır. Elimizle tuttuğumuz taşı yere bırakınca
onun düştüğünü görüyoruz ve ancak ondan sonradır ki (apesteriori)
"bırakılan taş düşer" bilgisini edinebiliyoruz. Bu deneyi yapmadan önce
(apriori) bu konuda hiçbir bilgimiz olamaz. Bize bu gereçleri veren
duyarlık'tır. Duyarlık , bize bu gereçleri nasıl veriyor? Zaman ve mekan
içinde veriyor. Oysa nesneler düzeninde zaman ve mekan diye bir şey
yoktur.
Demek ki bunlar duyarlığın dışardan almadığı, kendinden çıkardığı bir
şeylerdir ve duyarlık bunları katmadan, dışardan aldığı hiçbir şeyi bize
gönderemez. Bunlar deneyden elde edilemeyeceklerine göre, usun
verilerimidir? Kant, bu soruya da kesinlikle şu karşılığı veriyor:
hayır, bunlar usun verileri olamaz. Çünkü küçük çocuklar zaman ve uzayı
düşünmeksizin bilirler, hiçbir ussal işleri gerçekleştiremedikleri halde
sevdikleri şeylere yaklaşır, sevmedikleri şeylerden uzaklaşırlar.
Öyleyse, duyarlık, ne nesneler ne de düşünce düzeninden aldığı bu
şeyleri nasıl elde etmiştir? Kant, bu soruya , kendine özgü bir karşılık
veriyor: sezi ile. Kant'a göre bunlar birer biçim'dir ve ancak
duyarlığın sezisiyle elde edilebilir.
Zaman iç duyarlığın biçimidir, içimizden gelen her duygu zamanla
birliktedir; mekan dış duyarlığın biçimidir, dışımızdan gelen her duygu
mekanla birliktedir. Katılmadıkları hiçbir duyumun gerçekleşemeyeceği bu
biçimler, usun verileri olmadıkları halde deneyüstü (transzendentale)'dürler.
Deneyden çıkarılmışlardır ama bunlarsız da deney yapılamaz. Kant'a göre,
aşkın bilgi olamaz ama deneyüstü bilgi olabilir.
Bir soru daha gerekiyor: deneyden gelen verilere duyarlığın seziyle elde
ettiği biçimlerin katılması, bilimsel bir bilgiyi gerçekleştirmeye yeter
mi? Yetmeyeceğini söyleyen Kant, sonunda us'a deneyüstü bir görev
bulmuştur: bireştirme işi. Kant' a göre us bu görevi
gerçekleştirmeseydi, ne duyuların verileri ve ne duyarlığın katkıları
bilimsel veriyi gerçekleştirebilirdi. Öyleyse us , bu bireştirme işini
nasıl yapıyor? Duyarlığın katkısıyla birlikte gelen bilgi süreçlerini
düzenleyici kalıp (kategori)'lara sokarak. Us, bu kalıpları ne deneyden
ve ne de duyarlığın sezişinden almıştır; bu kalıplar onda temel olarak
vardırlar ve kendisiyle birliktedirler.
Demek ki, Kant'a göre bilgi, gene de, nesneler düzeninde değil, us'un
düşünme düzeninde gerçekleşmektedir. Kant, böylelikle kendi düşünme
yöntemini de bulmuş oluyor: deneyüstü yöntem (transzendental methode).
Kendi kurduğu bu terimle, eleştirici bakışını dile getirerek, bilginin
duyuların ürünü olduğunu savunan duyumculukla anlığın ürünü olduğunu
savunan anlıkçılık(entellektüalizm)'ın üstüne aşıyor ve gerçeğin, her
ikisinin birleşik bir üstünde'liğinde olduğunu savunuyor.
Kant'a göre; kesin, tümel, her zaman ve her yerde geçerli bilgi elbette
deneyüstü önsel bir bilgidir. Çözümsel yargıların tümü sonsaldır,
deneden sonra gerçekleşmişlerdir ve bu yüzden bilimsel ve kesin bir
bilgi vermezler. Bireşimsel yargıların da önsel olanları vardır ama
sonsal olanları da vardır. İşte asıl kesin ve bilimsel bilgi bu önsel
bireşimsel yargı'lardır.
|