John Dewey Kimdir?

John Dewey, 1859-1952 yılları arasında yaşamış olan ve aletçilik olarak bilinen felsefe akımının kurucusu ünlü Amerikan filozof ve eğitim kuramcısı, Charles Sanders Peirce ve William James'in görüşlerinin bir sentezini yapmış olan Dewey, pragmatizmi, mantıksal ve ahlaki bir analiz kuramı olarak geliştirmiştir.



John Dewey 19. yüzyılın sonlarında Amerika'da ortaya çıkan ve pragmatizm olarak bilinen felsefi ekole bağlıdır. Pragmatizm, felsefenin ya da düşünmenin amacının dünyanın gerçek resmini bulmak olmadığı; ama bu dünyada nasıl daha etkili hareket edebileceğimiz konusunda bize yardım etmek olduğu noktasında başlar. Eğer pragmatik bir bakış açısına sahipsek "Bu işler böyle mi yürüyor?" diye sormamalı, "Bu bakış açısını benimsemenin pratik kazanımları nelerdir?" diye sormalıyız.

Dewey'e göre felsefi problemler insanların yaşamlarından ayrı, soyut problemler değildir. Onlar problemdir; çünkü insanlar kendi hayatlarını ve dünyalarını kavramaya çalışan, onun içinde nasıl en iyi biçimde davranacaklarına karar vermek için mücadele eden canlı varlıklardır. Felsefe gündelik hayattaki insan umutlarından ve beklentilerinden, hayatımızın akışı içinde karşımıza çıkan problemlerden başlar. Bu durumda da Dewey felsefenin bu sorunlara pratik çözümler bulmak için bir yöntem olması gerektiğini düşünür. Felsefe yapmanın dünyaya uzaktan bakan bir "izleyici" olmaktan çok hayatın problemlerine aktif olarak karışan biri olabilmeyi gerektirdiğine inanır.



John Dewey Hakkındaki Diğer Başlıklar:
 
- John Dewey'nin hayatı ve eserleri  
- John Dewey'nin eğitim anlayışı  
- Pragmatizm ve pedagoji  
- Temel ilgi alanları ve bilgi görüşleri  
- John Dewey'nin felsefe anlayışı  
- Düşünmek nedir?  
- Darwin'in Dewey üzerindeki etkisi  
- Bilgibilimin doğallaştırılması  
- Doğa ve doğa bilimi  
- Değerlerin doğallaştırılması  
- Yaparak öğrenme nedir?  
- Törel kuramı nedir?  

Dewey, Vermont’ta Amerikan İç Savaşı’nın başlamasından hemen önce dünyaya gelmiştir. Doğduğu yıl, Charles Darwin’in başyapıtı Türlerin Kökeni’ni yayımladığı yıldır. İlginç bir biçimde evrim kuramı, Dewey’in felsefî düşüncesine rengini vermiştir. Dewey, tüm yapıtlarında evrim kuramının sonuçlarını ortaya koymaya çalışmıştır.

Özetle;

Dewey’in felsefenin mahiyetine ilişkin görüşleri bir yandan epistemolojinin bir yandan da değerler kuramının doğallaştırılmasını içermektedir. Doğallaştırma ile burada, doğanın ve doğanın içerisinde bulunduğu evrimsel değişimin bir parçası haline getirmek kastedilmektedir. Doğa ile etkileşim halinde bulunan biz insanlar için esas olan, karşılaştığımız problemleri çözmektir. Söz konusu problemleri çözmek üzere ne kadar farklı işlem türü varsa, o kadar farklı bilgi anlayışı mevcuttur. Farklı bilim dallarında kullanılan farklı fikirler, kavramlar ve yöntemler, kendi amaçlarımıza ulaşmak, karşılaştığımız sorunları çözmek üzere kullandığımız araçlardan ibarettir. Çözmeye çalıştığımız problemlere göre bu araçlar çeşitlilik göstermektedir. Dewey’in bilgiye ve bilime yönelik bu yaklaşımı, araçsalcılık olarak adlandırılmaktadır.



Değerler sorunu söz konusu olduğunda ise Dewey’e göre, geçmişte iki farklı yol izlenmiştir. Bir grup düşünür, değerleri doğanın ötesinde veya üzerinde bir kaynakla (Tanrı, saf akıl v.b.) özdeşleştirmeye çalışırken, bir ikinci grup, öznel bir zemin (arzuların tatmin edilmesi, hazlar vb.) arayışına girişmiştir. Dewey, her iki yaklaşımın da ötesine geçmeye çalışmaktadır. Kendi bakış açısıyla uyumlu olarak, değerleri doğal bir biçimde açıklamaya çalışmakta bununla birlikte bireysel ya da öznel tercihlere terk etmek istememektedir. Dewey’in bu konudaki yaklaşımı, bilimsel varsayımlara ilişkin yaklaşımına benzemektedir. Herhangi bir anda mutlak bir kesinliğe yer vermemek buna rağmen ilerlemeyi olanaklı kılmak. Dewey’a göre, mutlak anlamda değerli olan bir şeyden, akla dayalı bir sorgulamadan bağımsız olarak söz etmek mümkün değildir. Bu konudaki yaklaşımını, Peirce’ın yaklaşımı ile ilişkilendirebiliriz. Kendinde iyi olana en yakın düşen şey, bilim topluluğunun arzu edilir ve iyi olduğu konusunda uzlaştığı şeydir. Bu itibarla, insanların etkinlikleri ile düşünceleri ya da sahip oldukları değerler arasında, karşılıklı bir etkileşim ve bağımlılık söz konusudur. Bu etkileşimlerden bağımsız kesinlikler ve değerler aramak, pragmatizmin ruhuna tamamen ters düşmektedir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı