|
Jean Piaget ve Gelişim Modelleri
1. Duyusal-motor Dönem (0-2 yaş):
Bu dönemde bebek, farkındalığın hiç olmadığı bir dönemden yakın
çevresindeki duyusal motor eylemleri gerçekleştirebilme yetisine sahip,
nispeten uygun bir düzene geçer. Bu, pratik bir düzendir ve çevresel
fenomenlerin sembolik kullanılışlarından çok, onlara basit algısal ve
motor uyumları gerektirir. Duyusal-motor dönemin sonlarına doğru
sembolizasyona doğru aşamalı bir geçiş görülür. Doğumdan birinci aya
kadar reflekslerin yeterliliğine ihtiyaç vardır. Bu dönemde dahi,
Piaget’nin dile getirdiği bebeğin pasif değil aktif bir varlık olarak
kendisinin dönüşlü eylemi başlatmasıdır.
Duyusal motor dönemin ikinci aşaması birinci aydan dördüncü aya kadar
olan bölümdür. Bu dönemde birincil sirküler tepkiler ortaya çıkar.
Bunlar bebeğin bedeni bunlar odağı bedeni olan ve düşünce olmadan,
gerçekleşen uyum yerleşene kadar tekrar edilen sirküler eylemlerdir. Bu
eylemler amaçsızdır. Birincil sirküler eylemlere sürekli başparmağı emme
yada battaniyeyi parmaklarının arasına alıp oynama gösterilebilir.
Duyusal motor dönemin üçüncü dönemi dört ve sekizinci ayları kapsar ve
daimi bir istemliliğin artışıyla kendisini gösterir. Önemli nokta
ikincil sirküler tepkilerin gelişmesidir. Bu dönemdeki tepkiler
öncelikle vücudu odak almaktan çok çevreyi tanımaya ve nesneleri
kullanmasını gerektirir. Bu nedenle ikincil tepkiler olarak
adlandırılırlar. Bu dönemdeki eylemlerde sirküler olarak tanımlanırlar
çünkü; birbiri ardına tekrar edilen eylemlerdir. Örnek olarak
karyolasının üzerinde asılı oyuncağı hareket ettirmek için devamlı
kollarını sallayan bir bebek gösterilebilir.
Duyusal motor dönemin dördüncü aşaması sekizinci ve on ikinci ayları
kapsar. İkincil tepkilerin eşgüdümünü gerektirir. Araçlar ve sonuçlar
net bir şekilde ayırt edilir. İlk kez amaca yönelik hareket eder ve
basit sorunları çözmeye başlar. Daha önceleri eylemin ayrık olan
şemaları (belli bir sorunu çözmek için kullanılan genel yanıt ), bu
aşamada ben ve ben olmayan ayrılmaya başlar. Nesne devamlılığı
kazanılır. Bebek görüş alanından çıkmış bir nesneyi izlerse, nesnenin
kendi eylemlerinden ayrı bile olsa hala nesnel bir varlığının olduğunu
fark etmeye başlar.
Nesne devamlılığı dördüncü aşamada tamamen çözümlenemez. Bu dönemde
nesnenin hareketleri bir parça karmaşık olursa zorluk çeker. Duyusal
motor dönemin beşinci aşaması olan on iki-on sekizinci aylar arasında
bebek şu gerçeğin farkına varır. Bir nesne uzamsal olarak yer değiştirse
de hala devamlılığını koruyabilir. Böylelikle nesnenin değişmezliği daha
iyi saptanmaktadır. Artık süreklilik bebeğin nesneyi tek belirli bir
yerde bulmadaki eski başarısından ayrı şeydir. Beşinci aşamanın bir
diğer yönü üçüncü sirküler tepkilerin gelişimidir. Bu tepkiler yeni
nesneleri ve olayları tanımada yani bir başka deyişle yeniliği merak
etme, üçüncü sirküler tepkinin karakteristiğidir.aktif deneme yanılma
yoluyla bebek hedefe ulaşmanın yeni yollarını bulur. Oysa bu davranışlar
dördüncü aşamada daha bir basmakalıptır. Bebek, yeni değişimle, bu
değişimin nesneyi ya da onu edinme yeteneğinin nasıl etkileyeceğiyle
ilgilenir.
Altıncı aşama iki yaşa kadar olan aşamadır. Bu dönem açık eylemden
örtülü soyut betimlemeye geçişle tanımlanır. Çocuk yakın çevresinde
bulunmayan nesneleri betimlemek için soyut sembollerden
yararlanabilmektedir. Amaçlı faaliyet için mevcut deneyimin
sınırlandırılması azaltılır.
Çocuk birkaç sembolik şekil aracılığıyla o an mevcut olmayan modeli
betimleyebilme yetisine sahiptir. Bu dönemde soyut betimleme ve icadın
ortaya çıkmasıyla çocuk belirli bir davranışı gerçekten eyleme
dönüştürmeden önce eylem ya da durumları simgelerle ifade
edebilmektedir. Duyusal motor dönemin bu son aşamasında nesne
devamlılığı kavramı daha açık bir biçimde yerleşmektedir. Artık çocuk
uzamsal olarak yeri değiştirilmiş nesneyi en son saklandığı yerde değil,
en son gözden kaybolduğu yerde arayacaktır.
2. İşlem Öncesi Dönem (2-7 yaş):
kavram öncesi aşama iki yaşından dört yaşına kadar olan dönemi tanımlar
ve işlem öncesi dönemin iki alt döneminden biridir. Bu aşamada çocuk dil
yeteneklerini ve sembol oluşturma becerisini geliştirir. Belirteçleri (
nesnel durum, objelerin yerine geçen kelime ve imgeler) anlamlardan ( bu
kelime ve imgelerin ima ettiği algılanamayan durumlar-olaylar ) ayırt
etmeye başlar. Bu dönemde bebek şu gerçeğin farkına varır. Bir nesne
uzamsal olarak yer değiştirse de hala kendi devamlılığını koruyabilir.
Sembolik işlevin ortaya çıkması, çocuğu yakın çevrede fiziksel nedenlere
göre davranmaktan bağımsız kılar. Sembolik işlev çocuğun geçmiş
deneyimini şimdiki durumlara uygulamasına olanak tanır. Bu düzeyin bir
diğer temel özelliği modellemenin gittikçe daha az belirgin olması ve
artan biçimde içselleşmesidir. Oyun esnasında hayal gücü ortaya çıkar.
Çocuk nesnelere, kendileri dışındaki olguların sembolleriymişçesine
davranma yetisi geliştirir. ( süpürgeyi at olarak kullanabilir.) bu
düzeyde çocuk gittikçe artan bir biçimde dış dünya ve kendi eylemlerinin
soyut betimlemelerini denemeye başlar. Fakat düşünce olgun düşünceden
oldukça farklıdır. Örneğin Piaget tarafından “suncretism” olarak
tanımlanan birbirinden farklı şeylerin aynı kümelerde toplanması (
mutfaktaki tencere, bisküvi, paspas vb. bir gruptur) gibi, kavram öncesi
düşünce aynı zamanda ben merkezcidir. Çocuk sadece kendi bakış açısıyla
düşünür ve kendini diğer bir kişinin yerine koyma yetisine sahip
değildir. Yani kendisini eleştiremez. Kavram öncesi düşünce aynı
zamanda, odaklaşma eğilimindedir. Bir sorunun çok yönlü boyutu asla ele
alınamaz. Tekil özellikler çok boyutlu, bütünleşmiş bir modelle, bir
araya getirilemez.
Sezgisel aşama, işlem öncesi iki alt bölümün yaklaşık dört yaşından
sekiz yaşına kadar olan ikinci aşamasıdır. Bu somut işlemler düzeyine
hazırlık dönemidir. Bu dönemde, önceki dönemde olduğundan daha karmaşık
düşünceler ve imgeler oluşturulur ve çocuk devamlı kavramsallaştırma
yeteneğini geliştirir. Temel bir sınıf ve sınıf oluşturma içerme kavramı
yerleşir. Fakat; mantıksal ya da ilişkisel nedenlere bağlı değil algısal
benzerliğe dayanmaktadır. Örneğin çocuk deniz yıldızını türe dayalı
karşılaştırma ve sınıflandırma yerine kaya ya da taş benzeri nesnelere
olan benzerliğinden dolayı onu bir çeşit taş olarak sınıflandırabilir.
Bu dönemin bir başka özelliğide düşüncenin tersine çevrilememesidir.
Yani tek yönlüdür.
Bu dönemdeki bir çocuğa aynı miktarda su; önce biraz dar ve sonrada
biraz geniş olan bir kaba boşaltılıp çocuğa hangisinde daha fazla su
olduğu sorulursa çocuk dar ve uzun olan kabı gösterecektir. Burada
algısal olarak bir boyutuna odaklaşan çocuk iki yada fazla boyut
arasında düzen sağlama yetisinden yoksundur.
Sezgisel aşamada çocuklar korunumu kavrayamayabilirler. Çünkü nicelik ya
da miktar gibi soyut kavramları tanımlama yetenekleri de sorunun algısal
nitelikleriyle sınırlıdır. İşlem öncesi dönemdeki çocuk asıl durumu
eskisi haline getirecek işlemden haberdar değildir.
3. Somut İşlemler Dönemi (7-11 yaş):
Bu dönemde çocuklar mantıksal düşünüşün temellerini atarlar. Bir önceki
dönemle arasında hayli fark vardır. Somut işlem dönemindeki çocuk algıya
dayalı değişimlere rağmen niceliğin değişmeden kaldığı fikrini kavrar.
Yine bu dönemde işlemleri ters olarak düşünebilir. Artık aynı hacimdeki
ince uzun kapla geniş kap arasında hacim olarak fark olmadığını bilir.
Bir önceki dönemle ayıran bir başka özellikte ayırt edilen sınıf ve
sınıfsal içerme kavramının çocuk tarafından geliştirilmekte olmasıdır.
Parça bütün ilişkisi de aynı anda düşünme yeteneğinin gelişmesiyle
paralel gelişim gösterir.
Diğer farklar ise; ilişkisel terimleri kullanma yeteneği gelişir işlem
öncesi dönemdeki çocuk ilişkisel ifadelere nesnelerin mutlak nitelikleri
olarak bakar. ( daha koyu yada daha geniş gibi ), yine bu dönemdeki
çocuk nesneleri ağırlık, büyüklük veya niceliksel başka özelliklere göre
sıralama yeteneği vardır. Piaget bu kavramsal yeteneğe “serileme”
demiştir. Son olarak da somut işlemler dönemindeki çocuk bir dizi
eylemin soyut betimlemesinden de faydalanabilmektedir.
Somut işlemler somut fenomenlere genelde yakın zamanda meydana gelen
durumlara göre yapılanır ve düzenlenirler. İhtimali göz önüne alma veya
gelecekteki olaylara yada durumlara değinme daha çok faaliyet alanıyla
kısıtlanmıştır.
4- Soyut İşlemler Dönemi (11-15 yaş):
bu dönemin en genel niteliği gerçeğin tüm olasılıklar dizisinden sadece
bir tanesi olduğunu kavrayıştır. Gençlik çağlarındaki uslamlama
tümdengelimsel hipotezdir.
Bu dönemdeki düşünce her şeyin ötesinde önerme niteliği taşır. Yani genç
birey karşılaştığı ham bilgileri düzenlenmiş ifadelerde veya önermelerde
kullanır ve sonra onlar arasında bağlar geliştirir. Aynı zamanda da ara
önerme özelliği taşır. Yani, ham bilgiden şekillenen önermeler
arasındaki mantıksal ilişkileri gerektirir. Piaget bunları ikinci düzen
işlemler olarak ifade eder. Soyut işlem düzeyindeki birey belirli bir
sorunu çözmek için kombinasyonal analiz kullanabilmektedir.
Kombinasyonel analizlerden ve basitleştirici kurallardan faydalanma
yeteneği matematiksel düşüncenin alt yapısını biçimlendirir ve üst
matematiksel uslamlamanın kavranması için kesin bir ön adımdır.
Bu dönemde düşünce mekanizmaları ile zihnin meşgul edilmesi soyut işlem
dönemindeki bilişsel işleyişin başlıca özelliği olarak görülmektedir.
KAYNAK
- http://www.gata.edu.tr/dahilibilimler/cocukruh/piaget.htm - Dr.
Hüsnü Kurtuluş'un Yazısı
|