ANA SAYFA - FELSEFEYE GİRİŞ - FELSEFE TARİHİ - FELSEFE AKIMLARI - FİLOZOFLAR - FELSEFE SÖZLÜĞÜ - OKUMA ODASI - SOSYOLOJİ - PSİKOLOJİ - MANTIK - İLETİŞİM


Jacques Derrida Kimdir?

Jacques Derrida, 15 Temmuz 1930 El-Biar'da, (Cezayir) doğdu; 8 Kasım 2004'te Paris'te öldü.

Fransız bir filozof, edebiyat eleştirmeni ve Yapısökümcülük olarak bilinen eleştirel düşünce yönteminin kurucusudur.

Lütfen Bakınız:

- Derrida'nın hayatı ve eserleri - Ses-merkezcilik ve söz-merkezcilik
- Yapısalcılıktan sonrası - Derrida'nın felsefesinin güzergâhı
- Derrida'nın felsefe anlayışı - Dekonstrüksiyon nedir?
- Logosun sökümü - Dekonstrüksiyon etik ve siyaset

Özetle;

Anlamın kökeninde çoğul farkların hareketi veya oyunu ve karar verilemezlik bulunmaktadır. Klasik metafizik manasında “felsefe” bu oyuna dayanmakta ama onu gizlemekte, durdurmaktadır. Farkların birbiriyle ilişkisini ve etkileşimi görebilmek için klasik metafiziğin felsefenin ne olduğu, ne olmadığı hakkındaki iddialarının, tarihsel kanaatlerinin sorgulanması gerekir. Bu da ancak metafiziğin içinde çalışan, onun ilkelerini, kavramlarını, stratejilerini sorgulayan bir dekonstrüksiyonla gerçekleşebilir. Dekonstrüksiyon metafiziğ in hangi değerlerden ve kabullerden oluştuğunu açığa vurur ve bunları tartışmaya açar.

Derrida, felsefi kariyerine bir Husserl yorumcusu olarak başlar. “Geometrinin Kökenine Giriş” adlı eserinde geometrinin nesnesinin “ideal” olmasının anlamını tartışır. Bu bağlamda fenomenolojinin içindeki çeşitli gerilimlere ve paradokslara işaret eder. Ses ve Fenomen, Husserl fenomenolojisinin mevcudiyete dayanan metafiziğin önyargılarından mustarip olduğunu gösterir, fenomenolojinin bir dekonstrüksiyonunu yapar. Grammatolojiye Dair, modernlikte logos merkezciliğin bir dekonstrüksiyonudur. Birçok yazar ve filozofta yazı ve fark izleklerini takip eder. Bu üç eserin ortak noktası “dekonstrüksiyon”u bir felsefe yapma stratejisi olarak ilân etmeleridir. Dekonstrüksiyonun psikoloji, edebiyat, kültürel araştırmalar, dilbilim, feminizm, sosyoloji ve antropoloji alanlarında önemli bir etkisi olmuştur. Bu disiplinlerin metafizik önyargılarını sorgulamalarına yol açmıştır. Dekonstrüksiyonun özellikle ilgi çekici olmasının sebebi onun geleneksel felsefenin kapanışını kırması, felsefi düşünümü dışarıya, “felsefi olmayan”a açıyor olmasıdır.

Metafizik, düşünme biçimimizi, verdiğimiz kararları, yaşam tarzımızı belirlemektedir. Dekonstrüksiyon metafiziğin gizli varsayımlarını açık hale getirir ve sorgular. Bunu yaparken bu varsayımların denetlemeye ve durdurmaya çalıştığı anlam üreten hareketin ta kendisine işaret eder.

Derrida, bu hareketi farkların bir oyunu olarak düşünür; ona “différance” adını verir. Ona göre dünyanın anlamlılığını kuran bu oyundur. Bu oyun hem özneye hem de nesneye de önceldir.

Metafizik, varlığı bir bilgi nesnesi olarak ele alır ve “mevcudiyet” olarak kavrar. Bilginin temelinde bir “mevcudiyet” deneyiminin bulunduğuna inanır. Bu deneyimi temsilden, yazıdan, tekrardan, boşluk ve yokluklardan, muğlâklıktan arındırmaya çalışır. Metafiziğe göre felsefe dili bu deneyimi ifade etmeye çalışır. Klasik metafiziğin anlayışına göre, yazı kökensel mevcudiyet tecrübesine sözden daha da uzaktır. Derrida buna “logosmerkezcilik” adını verir. Logosmerkezcilik aynı zamanda, bir sesmerkezciliktir (fonosantrizm). Bu, yazının aşağılanması ve “konuşmanın yüceltilmesi”dir. Bu yüceltmenin sebebi anlamın kökeniyle ilişkinin hep bir mevcudiyet ilişkisi olarak tahayyül edilmesidir. Yazıyı değersizleştirmek, sözü yüceltmek metafizik bir gelenektir. İlk eserlerinde Derrida, metafizik geleneğin söz ile yazıyı karşıt olarak konumlandırış tarzını sorunsallaştırarak tartışır.

Derrida siyaset felsefesinde toplumsal yaşamı, onun siyasi örgütlenişini temellendiren, meşrulaştıran kuramları göz önüne alır. Hem liberal toplumsal sözleşme kuramlarını hem de devleti nesnel tinin gelişimiyle ilişkilendiren Hegelci devlet kuramını eleştiriye açar. Ona göre hukukun dayandığı temel, kurucu bir edimin performansından başka bir şey değildir. Ulus devletin temeli olarak inşa edilen mitik anlatılar aslında olmayan şeyleri varederler. Bunlar insanı bir yurttaş kimliğinde üretmeye yarayan performatif edimlerdir. Kurucu edimde de bir différance hareketi işlemektedir; bu hareket yalnızca kurucu edimin beyanında değil, ortaya koyduğu yasametinde de görülebilir. Bir metnin “bir anlamı ifade etmesine” ilişkin bütün saptamalar yasametin için de aynen geçerlidir. Anlam, farkların ilişkisinden dokunmuştur. Différance, anlamı oluşturan ve diyalektik olmayan harekete ilişkin bir kavramdır. Basitçe, anlamın farkların mekânsal ve zamansal hareketi içinde oluştuğunu savlar, tek-anlamlılık imkânını ortadan kaldırır.
 
Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı



Ana Sayfa | Felsefeye Giriş | Felsefe Dersleri | Felsefe Akımları | Filozoflar | Felsefe Tarihi | Felsefe Sözlüğü | Yeni Felsefe Sözlüğü | Sosyoloji | Psikoloji | Antropoloji | Mantık | Arkeoloji | Okuma Odası | Felsefe Grubu Öğretmenleri İçin Gerekli Belgeler | Ekonomi | İletişim

biyoloji | felsefe | fizik | tarih


Düşünce PLATFORMU
  2005'ten beri, felsefe.gen.tr
  Bu web sitesi, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından derlenmiş ve hazırlanmıştır.
 
Felsefe.gen.tr, felsefeyi tehlikeli hale getirmeyi amaçlamaktadır. (Bakınız: Nietzsche)