|
Henry Bergson'un
Felsefesinde Sezginin Önemi ve Sezgi Kavramı
Bergson anlayış gücünün gerçeği
kavramadaki yetersizliğini kendi düşünce düzeni içinde başka bir,
yetiyle gidermeye çalışmıştır. Onun "sezgi" adını verdiği bu yeti yapısı
gereği kişinin iç evreniyle ilgilidir. Sezgi (intuition-intuitus) içten
olanı, özde bulunanı görme anlamındadır. Araç yapan insanın (homo faber)
başlıca özelliği anlakla donatılmış olmasıydı. Bilen kişinin (homo
sapiens) en önemli özelliği de kendisinde sezgi denen yetinin
bulunmasıdır. Anlak dışa dönüktür, sezgi ise içe yöneliktir. Anlağın
kavrayamadığı "süre"yi sezgiyle bilme olanağı vardır. "Homo sapiens" in
bir yetisi olan sezgi özdeğe dayalı yaşamın denetimi altında değildir.
Sezgi insanın yöneldiği nesne boyuna devinen, sürekli bir akış içinde
olan, diriliği bulunan, süreç niteliği taşıyandır. Sezginin en önemli
başarısı süreyi kavramasıdır. İnsanın gerçeği bilmesi sezginin gücüne
bağlıdır. Sezginin bir yeti olarak ortaya çıkması kolay değildir. Kişide
kendi iç evrenine dönmeyi, kendi "temel ben"inin Varlık alanına girmeyi
sağlayan bir çabayı gerektirir. Bu çaba doğal eğilimlerin akışına karşıt
bir girişimdir. Bu girişim ise güçlü bir içedönüş eylemidir.
Sezgi bilgi kuramıyla bağlantılıdır, bilginin kazanılmasında başlıca
kaynaktır. Bergson'un felsefesinde sezgiye dayanan yöntemin uygulandığı
en önemli alan bilgi sorununun ortaya çıktığı yerdir. Ona göre bilgi
kuramı belli bir ölçüde ruhbilimin ilgi ortamına girer. Bu ortamda
bellek kavramıyla karşı karşıya gelinir.
Bergson belleği yapısı ve niteliği bakımından, işlevi yönünden ikiye
ayırmıştır. Birincisi gövdeye bağlı, sürekli yinelenmelerden oluşan,
kendiliğinden sürüp giden bir işleve dayanır, ikincisi ise anıların
imgeleriyle ilişkilidir, "salt bellek"tir. Hangi açıdan bakılırsa
bakılsın, bilgiyi sağlayan yetinin yaşamdan ayrılması olanaksızdır.
"Salt bellek"i de bu yaşam bağlantısı içinde görmek gerekir, yaşamla
olan bağlantı "yaşam kuramı" ile "bilgi kuramı" arasında içten bir
ilişkinin bulunduğunu gösterir.
Bilginin edinilmesinde tek geçerli ilke olan "sezgi"nin kaynağı da
yaşamdır. Bu nedenle sezgi-bilgi bağlantısı kişiyi yaşamın içine çeker.
Ancak, bilgi kuramının da anlağı genel gelişimi içinde ele alması
gerekir. Yoksa "anlağı genel gelişimi içinde görmek istemeyen bir bilgi
kuramı, bize, ne bilgi öbeklerinin kuruluş biçimini ne de bunları hangi
yolla genişletip aşabileceğimizi öğretebilir." Anlağın görevi yaşamı
anlatmaktan çok oluşturmaktır. Yaşam mantık ilkelerine göre ilerleyemez,
kimi sürelerde yanılmalara düşer, sapar.
Buna karşın evrensel bir nitelik taşıyan yaşam atılımı (elan vital)
kendi doğrultusunda gider, değişik bölümlere ayrılarak gelişir. İşte
bilgi kuramı ile yaşam kuramı arasındaki varlık bağlaşımını sağlayan
ilkeyi bilmek sezginin işidir. Sezginin güçlülüğü, derinliği bu
bağlantıyı kavramasıyla orantılıdır.
< Felsefe
Akımları Dizinine Geri Git
< Henry
Bergson
Dizinine Geri Git
< Rasyonalizm
Dizinine Geri Git
< Filozoflar
Dizinine Geri Git
> Bu sayfaya ilişkin etiketler:
Henry Bergson
kimdir, Henry Bergson felsefesi,
Henry Bergson düşüncesi,
Henry Bergson felsefesi nedir,
Henry Bergson düşüncesi nedir,
Henry Bergson eserleri nelerdir,
Henry Bergson ve felsefe,
felsefede
Henry Bergson, Henry Bergson felsefesi,
Henry Bergson ve sezgi,
Henry Bergson ve sezgi kavramı,
Henry Bergson ve sezgicilik,
Henry Bergson ve sezginin önemi |
|