|
George Berkeley
ve Metafizik Anlayışı
Bilginin tek kaynağının algı olduğunu, algıda ise bizim yalnızca kendi
idelerimizi ya da duyumlarımızı bilebileceğimizi öne süren epistemolojik
nitelikli öncüllerden yola çıkarak, yalnızca idelerin ve ideleri
algılayan zihinlerin var olduğu ve duyularımız üzerindeki eylemiyle
idelere neden olan maddenin hiçbir şekilde var olmadığı şeklindeki
ontojik sonuca ulaşan Berkeley, bununla birlikte tıpkı Locke'un yapmış
olduğu gibi, nedensel bir algı anlayışı benimseyerek, zihnimizdeki
idelere neden olan bir varlığın, yani Tanrı'nın var olduğunu öne
sürmüştür. Başka bir deyişle, o maddenin yerine Tanrı'yı
yerleştirmiştir.
Berkeley'e göre, biz algılarımızın, idelerimizin, onlar 1 canlı ve açık
oldukları, 2 diğer deneylerimizle uyumlu oldukları, ve 3 insan
iradesinin keyfi bir eyleminin sonucu olmadıkları, yani insan zihninde,
nedensiz ve temelsiz olarak keyfi bir biçimde yaratılmadıkları zaman,
gerçek olduklarını kabul eder ve onları fantezilerden, düşsel algı ve
idelerden ayırırız. Yani, duygularımız, idelerimiz bize bağlı ve keyfi
olmadıkları için, bu algı, duyum ve idelerin insan zihninin dışında bir
nedeni olmalıdır.
Başka bir deyişle, madde var olmadığı, var olsa bile, bütünüyle olumsuz
ve belirsiz bir biçimde tanımlandığından dolayı, bizim zihnimizdeki
idelere neden olamayacak kadar pasif olduğu, ikinci olarak ideler kendi
kendilerinin ya da başka idelerin nedenleri olamayacağı ve nihayet bu
gerçek ideleri insanın bizzat kendisi yaratamayacağı için, Berkeley'e
göre, zihnimizdeki bu idelere, algımızdaki duyumlara neden olan başka
bir tinsel varlığın var olması gerekir ki, bu tinsel varlık da
Tanrı'dır.
Bu görüşe, bizim tinsel bir varlığı, bir Tanrı'yı algılarımıza,
duyumlarımıza, idelerimize neden olurken de, başka bir zaman da hiçbir
şekilde tecrübe etmediğimiz söylenerek, duyumlarımıza, idelerimize neden
olan bir Tanrı düşüncesinin, en azından niteliklerinin duyularımız
üzerindeki eylemi sonucunda bizde algılara, idelere neden olan bir madde
düşüncesi kadar keyfi olduğu söylenerek itiraz edilebilir. Böyle bir
itiraza karşı Berkeley, bizim tamamen irademize bağlı olarak çeşitli
şeyleri çeşitli şekillerde imgelediğimiz zaman, tinsel varlıkların
ideler yaratmasına ilişkin bir tecrübeye sahip olduğumuz yanıtını verir.
Ve biz, tinsel varlıklar olarak kendimizin zihnimizde ideler oluşturma
gücüne sahip olduğumuzu biliyorsak, ona göre, bu bilgi başka bir tinsel
varlık olarak Tanrı'nın bizim zihnimizdeki idelere neden olmakta olduğu
olgusu için sağlam bir temel oluşturur.
Berkeley söz konusu maddesizcilik öğretisiyle ilgili eleştirileri,
örneğin insanlar tarafından tecrübe edilen izlenim ya da idelerle
özdeşleştirilmesi durumunda, doğanın insanların ortaya çıkışlarından
önce var olmadığı, ya da bir odanın içinin insan ona baktığı zaman
varlığa geldiği, insan ona bakmaktan geri durduğu zaman yok olup gittiği
türünden itirazları bertaraf edebilmek için, şu halde, Tanrı'nın evreni
var oluş hali içinde tutan her şeyi bilme gücüne müracaat etmiştir.
Başka bir deyişle, o ezeli-ebedi olup, her şeyi bilen tinsel bir varlık
olarak Tanrı'nın var oluşunu kabil etmek suretiyle, dış dünyanın Tanrı
tarafından tecrübe edilen ideler, izlenimler toplamı olduğunu, dış
dünyadaki nesnelerin Tanrı'nın zihninde bulunduğunu, onların bizim
tarafımızdan algılanmadıkları zaman, Tanrı tarafından algılandıklarını
öne sürer.
|