|
George Berkeley
Kimdir?
Berkeley bir rahip ve misyonerdir. Böyle olunca da Locke'un felsefesini
mistik yönde geliştirmek ona düşmüştür.
Locke ruhta bulunan soyutlama yeteneği sayesinde tümel kavramlar
türetebileceğimizi ileri sürmüştü. Berkeley buna karşı çıkar hatta tümel
kavramların ruhta bile bulunduğunu kabul etmez. Ona göre nesneler
arasında ortak olanı gösteren yeni tasarımlar kuramayız. Örneğin bir taş
düşünüldüğünde bütün taşları kapsayan ayrı bir taş kavramımız yoktur
sadece sözü edilen taşı karşılayan, temsil eden tek bir taş kavramımız
vardır.
Berkeley nesnelerin genel ve soyut niteliklerini de yok sayar. Yer
kaplama, şekil, durum gibi genel nitelikler yoktur. Nesneler üzerine tüm
bilgimiz algılarımızdan ibarettir. Bir nesneye ait, algıladıklarımızın
dışında başka bir şey yoktur. Örneğin bir taşın rengi, şekli, büyüklüğü
vb. nitelikleri dışında bir varlığı veya bu niteliklerini taşıyan bir
özü yoktur. Taş algıladıklarımızdan ibarettir. İnsanlar algıladıkları
şeyleri var kabul ederler. Bir algıyı karşılayan bir obje olduğu fikrini
ise filozoflar uydurmuş ve algılanmış nesne ile var olan nesne ikilemine
neden olmuşlardır.
Ancak ortada bir algı varsa bunun bizim dışımızda bir nedeni de olması
gerekir. Çünkü bu tasarımları insanlar yaratamaz. Algılarımızın
canlılığı, düzeni ve karşı konulmazlığı bunu kanıtlar. Bu algıların
nedeni maddi olmadığına göre manevidir yani Tanrı'dır. Böylece insanın
algıları Tanrı'nın bir yaratması olmuş ve dış dünyanın ayrı bir varlığı
olmadığı kabul edilmiştir. Doğru tasarımlar da Tanrı'da bulunur, insanın
doğru tasarımları da bunlara uygun olanlardır. Yanlış ve yanılmalar da
Tanrı'nın tasarımlarına uygun olmayanlardır.
Locke iki açık kapı bırakmıştı. Birincisi materyalizme, ikincisi
mistisizme. Berkeley ikincisinden geçerek sonuna kadar yürümüş ve
nesnelerin varlığını reddetmiştir. Algılarımızdan ibaret olan bu
tasarımların sonsuz güçlü olan Tanrı'nın bir yaratması olduğuna ve
mucizelerin olabileceğine inanmıştır. Bu ise o zamanlar Newton
tarafından öne sürülen doğadaki mekanik zorunluluk ve nedensellik
ilkelerinin tam karşıtıdır.
|