|
George Berkeley
ve Bilgi Görüşleri
Berkeley de kendisinden önce yaşamış olan Locke gibi, bizim doğrudan ve
aracısız olarak algıladığımız her şeyin kendi zihnimizdeki ideler
olduğunu, doğuştan düşünceler bulunmadığını, tüm idelerimizin algısal
deneyin sonucu olduğunu, ve bilgimizin duyudeneyi yoluyla sahip
olduğumuz idelerden türediğini savunmuştur. İdelerden türeyen bilginin
tek bir istisnası vardır: Tinsel varlıklara ya da insanın kendi benine
ilişkin bilgi.
Berkeley'e göre, kendi zihnime ya da benime ilişkin olarak doğrudan bir
algısal deneye sahip olamadığım, ama doğrudan ve aracısız olarak
yalnızca zihnimin çeşitli niteliklerini ya da faaliyetlerini algıladığım
için, benim, kendi zihnime ya da benime ilişkin bir ideye sahip olduğum
söylenemez. Bununla birlikte, buradan yola çıkılarak zihinden ya da
benden söz etmenin anlamsız olduğu sonucuna varılamaz. Çünkü, sonsuz
sayıda ideye ek olarak, bu ideleri bilen ve algılayan bir şey, algılama,
isteme, imgeleme ve anımsama gibi faaliyetlere ek olarak, bu
faaliyetleri gerçekleştiren aktif bir varlık vardır ki, bu da zihin ya
da ruh ya da bendir.
İdelerden insan zihninden ya da bir algı eyleminden bağımsız olarak
kendi başlarına var olan şeyler olarak söz etmek çelişik olsa bile,
bizim birincil niteliklere ilişkin idelerimize benzeyen niteliklere
sahip olan nesnelerin insan zihninden bağımsız olarak var oldukları
düşünülebilir. Bu düşünceye Berkeley, bir idenin ancak başka bir ideye
benzeyebileceği, buna karşın bir sese ya da bir şeklin başka hiçbir şeye
değil de, yalnızca başka bir ses ya da başka bir şekle benzeyebileceği
karşılığını verir. Dahası, ona göre, biz zihnimizdeki idelerin
nesnelerin niteliklerine benzeyip benzemediklerini hiçbir zaman
bilemeyiz, çünkü bizim dolayımsız olarak algıladığımız her şey kendi
idelerimiz olup, idelerimizle bu idelere benzeyen nitelikler ilke olarak
birbirlerinden farklı olduklarından, bizim idelerimizle bu ideler
benzeyen nitelikleri birbirleriyle karşılaştırma imkanımız yoktur.
|