|
Georg Lukacs'ın
Felsefesi
Lukacs, Tarih ve Sınıf bilinci adlı ünlü kitabında Marksizmi kavrayışını
ve geliştirme yönünü ortaya koyar. Burada Bütünsellik, Dolayım, Sınıf
bilinci, Şeyleşme, Devrimci özne türünde kavram ve kategorileri
şekillendirir. Temel yaklaşımı özne-nesne özdeşliği üzerine kuruludur,
ve aynı zamanda teori-pratik birliği olarak belirgindir.
Daha sonra Lukacs burada ortaya koyduğu kimi kavram ve perpektifleri
yadsıyacaktır ya da değiştirecektir, ancak buna rağmen Lukacs'ın
çalışması hem Marksizm içinde (özellikle Batı Marksizminde) hem de
Marksizm dışında (özellikle İdeoloji teorisi ve yabancılaşma
tartışmalarında) etkili olmuştur.
Lukacs'da tüm düşünsel gelişim aşamalarında özne'ye ve pratik'e yapılan
vurgu görülür. Hegel üzerinden Marksizmi yeniden değerlendirmeye
çalışması da bir anlamda bu teori-pratik birliği ve bunun temeli olarak
özne-nesne özdeşliğinin Hegel'de mevcut olması dolayısıyladır. Lukacs,
Marks aracılığıyla Hegel'in tarih teorisini materyalist bir konuma
sokmaya çalışır. Lukacs'ın teleolojik olmayan bir tarih anlayışını, özne
kavramından vazgeçmeksizin kurmaya çalıştığını söylemek yanlış olmaz.
Tarih ve Sınıf bilinci'den sonra Lukacs, özellikle Marks'ın ekonomi
politik eleştirisine odaklanır ve bunun üzerinden düşünmeye başlar.
Özne-nesne özdeşliği konusundaki fikirlerini, 1960'larda bu kitaba
yazdığı yeni bir önsezde yadsır, aşırı öznelcilik eğilimi gösterdiğini
dile getirir. Temel argümanlarını öznel düşünmenin etkisinde olarak
görür. Lukacs'ın daha materyalist ve nesnel bir düşünce yöneliminde
olduğunu belirtilmektedir ki 2000 sayfa civarında olmasına rağmen
tamamlayamadığı kitabı Toplumsal Varlığın Ontolojisi adlı çalışması bu
yönelimin bir işareti olarak değerlendirilir. Bu değişme ve
özeleştirilerle birlikte, yine de özne'den vazgeçmeksizin bir teleolojik
olmayan tarih düşüncesine ulaşmak çabasının, Lukacs'ın Marksizm-içi
arayışının ana meselesi olduğunu belirtmek gerekir.
|