|
Friedrich Wilhelm
Nietzsche ve Güç İstenci (Kudret İradesi) Kavramı
Nietzsche'de kudret iradesi, öğretinin doğuşu Nietzsche'nin
yaşamıyla paralel olarak incelendiğinde, başlangıçtan itibaren hep
mevcuttur.
Nietzsche'nin kudret iradesi ifadesiyle kastı, yaratıcılıkla alakalıdır.
Nietzsche'ye göre "insanlığın içinde müthiş bir güç, kendini deşarj
etmek ve yaratmak istemektedir." Buna göre insanlıkta dahil olmak üzere
her canlı, kudret için yaşar ve yok olur. Kudretin ise yegane yolu,
yaratmaktan geçer. Değer yaratan, değer yıkan ve zamanında ölmesini
bilen bir yaratıcılık!
Şöyle der Nietzsche: "Ben nerede canlı bir varlık buyduysam, orada
kudrete yönelik iradeyi gördüm. Hizmet edenin iradesinde bile efendi
olabilme iradesini gözlemledim."
Bu fikri yapısıyla Nietzsche, köle ve efendi ayrımını "evet"ler,
onaylar. Canlılar arasındaki hiyerarşi, özelliklede Nietzsche'de "tür"
ve "cins" kavramlarıyla açığa çıkmaktadır.
"Hayatın devam edegelen deneyi" olan insanda; kudret, iktidar hissiyatı,
içgüdüsel olarak insanı eylemlere zorlar. İrade tatmin olamamışsa,
Nietzsche'ye göre insan zevk alır; çünkü Nietzsche hazzı, iradenin
tatminsizliğinden kaynaklanan bir durum olarak görür.
"İradenin tatmini değildir zevkin sebebi. Tersine irade ileriye
gitmek ister ve o engel olan her şeyin üstesinden gelmeye çalışır. Zevk
hissi, düpedüz iradenin tatminsizliğinden kaynaklanır. Onun rakipsiz ve
dirençsiz olarak yeterli doyuma ulaşamamasıdır."
Nietzsche, hayattaki eylemleri yönlendiren hissin kaynağını kudret
iradesi olarak vermeye kalkmakla kalmaz. Nietzsche'ye göre her şey,
kudret iradesinin nihai şekillendirişleridir. Güç istencinin
yadsınamayacak bastırışıyla insan, yaşamak için veya mutluluk için değil
güç için yaşamalıdır.
Hayatta amacı mutluluk ve haz olarak olarak tanımlayanları küçümser ve
"ayaktakımı" olarak adlandırır.
Güç İstenci-Kudret İradesi olarak öldükten sonra yayımlanan eserinin
sonunda şöyle der: "... En gizliler! En güçlüler! En korkusuzlar! En
yarıgecemsiler! Bir ışık ister misiniz? Bu dünya kudrete yönelik
iradedir. Bunun dışında hiçbir şey değildir. Bizzat sizde kudrete
yönelik iradesiniz. Bunun dışında hiçbir şey değilsiniz!"
Hayatın en temel istenci olarak Nietzsche'de tanımlanan bu kavram,
Nietzsche'ye Schopenhauer'den miras kalmıştır. Tüm evrenin, insan dahil
“tek bir istenç” tarafından yönetilmesi!
Güç İstenci, Nietzsche'ye göre evrenin her türlü devinimindeki en temel
istenç olmakla beraber, tüm detayları mikro ve makro kozmosu kaplar. Tüm
değişim ve dönüşümler, bu istencin farklı kisvelere bürünmüş halidir.
Her detayda bu istencin izlerini yakalamak mümkündür.
Şöyle der Nietzsche Güç İstenci adlı yapıtının sonunda: “… Bu dünya
başlangıcı ve sonu olmayan güçten bir canavardır. Büyüklüğün, güç
büyüklüğünün çelikten sabit bir toplamıdır. O, ne daha büyür ne de daha
küçülür. Kendini tüketmez. Tersine sadece değişir; ama bütün olarak
değişmez derecede büyüktür.”
Nietzsche'nin dünya üzerine yaptığı bu yorum, Güç İstenci adlı temel
eserinin bitişindeki ünlü yorumdur. Kimi yorumcular, bu güçlü yorumun,
Nietzsche'nin felsefesinin temeli olarak alınması ve felsefesinin
analizini bu yolla yapmak gerektiğini düşünür.
Her türlü değişimin temel olan istençte asla bir azalma ya da artma
yapmadığı düşüncesi, madde-enerji dönüşümünün sürekli olarak aynı
kaldığı kanununu hatırlatır. Bu sebeple madde ve enerjinin birbirine
bütün halinde eksilmeden dönüşümü, genel manada güç istencinin
değişmeyecek kadar büyüklüğüne yorumlanabilir. Dolayısıyla Nietzsche'ye
göre her türlü oluşum ve değişim, güç istencinin ifadesidir.
Canlılar dünyasındaki tüm çekişme, çelişme, savaşım ve değişme
Nietzsche'ye göre bu istenç temelindedir. Nietzsche bunu şu sözleriyle
ifade eder: “Ben nerede canlı bir şey bulduysam, orada güce yönelik
iradeyi gördüm. Hizmet edenin iradesinde bile, efendi olmanın iradesini
gözlemledim…”
Canlı olan ne varsa, tüm davranışları bu temel istencin ifadesi olup,
Darwin'in iddia ettiğinden farklı bir durum oluşturur; çünkü hayatın
temel istenci Nietzsche'ye göre “hayatta kalabilmek” değil, iktidar
sahibi olabilmektir. Özellikle de bu istencin köklerini antik yunanda
bulmak mümkündür. Bu düşüncenin gelişmesinin sebebi, zaten Nietzsche'nin
Sokrates öncesi Yunan felsefesini detaylı olarak incelemesine ve
Sokrates öncesi Yunan felsefesine hayran olmasına bağlıdır.
Nietzsche'ye göre insanlar arasında bir güç hiyerarşisi vardır. Bu
hiyerarşi, gücü isteme bazındadır. Bu sebeple daha az güçlüler,
güçlülere hizmet eder; fakat bu hizmetteki amaç daha güçlü olabilmektir.
Bu durumu Nietzsche şöyle açıklar: “Daha güçlü olana daha zayıf
olanın hizmet etmesi, bunun için onu iradesi ikna eder ki zayıf olan
üzerine hükmetsin. Sadece bu o zevkten vazgeçemez. Nasıl daha küçük olan
daha büyük olana kendisini verirse, en küçük olandan zevk ve güç alması
için, tıpkı bunun gibi en büyük olan da kendini kudret uğruna verir ,
hayatını bunun için kullanır. Bu en büyük olanın kendini teslim etmesi,
vermesi, onun riziko ve tehlikelerle ölüm için zar atmasıdır.”
Nietzsche, güç istencinin anlaşılması ve yerinde olarak kavranmasına
engel olan bazı konulardan bahseder. Nietzsche'ye göre bunların başında
“mutluluk duygusu” gelir. Mutluluk duygusu gerçekte güç istencinin bir
yan ürünü olmasına rağmen, yabancılaşmış (Decadence) ruhların
tanımlamasıyla hayatın amacı olarak adlandırılır. Bu sebeple insan,
hayatta sadece mutluluğu aramalıdır. Huzur ve mutluluk için çaba sarf
eden insan, böylelikle asıl olan hayatın itici gücünü, devindiricisini
yadsımış ve uzaklaşmış olur.
Bu konuda Nietzsche'nin yorumu şöyledir: “Mutluluk hedef değildir.
Tersine kudret duygusu hedeftir. İnsanın ve insanlığın içinde müthiş bir
güç kendini deşarj etmek, yaratmak istemektedir. O, hiçbir zaman
mutluluk hedefi olmayan patlamaların kesintisiz zinciridir.”
Diğer bir engelleyici durum ise zevktir. Nietzsche'ye göre “bozulan
ruhlar” , zevki amaç edinip dünyaya çürümüş gözlerle bakmaktadır.
Nietzsche bu tip insanları “tiksinti verici” olarak tanımlar. Hayattaki
amacı zevk olarak tanımlamak ve her türlü zevki, bu dünyanın nimeti ve
tadılması gereken bir şey gibi algılamak büyük bir hatadır. İnsanı
gerçek amaçtan soyutlayarak zevk gibi bir “yan ürün”ün
hakimiyeti almak, Nietzsche'ye yozlaşma (decadence)'nin en tekin
etkisidir.
Zevk hakkında Nietzsche şöyle yorumda bulunur: “İradenin tatmini
değildir zevkin sebebi; tersine irade ileriye gitmek ister ve kendine
engel olan her şeyin üstesinden gelmeye çalışır. Zevk hissi düpedüz
iradenin tatminsizliğinden ortaya çıkar. Onun rakipsiz ve dirençsiz
olarak yeterli doyuma ulaşamamasıdır.”
Son olarak güç kavramına gelmek istiyorum. Yüzeysel okuyucular genel
olarak güç kavramını; maddi zenginlik, para türü şeylerce algılar ve
yorumlar; fakat Nietzsche'de tasarlanan ve en temel istenç olarak
tanımlanan bu ifade, günlük hayatta kullanılan güç tanımından çok daha
derin ve geniş kapsamlıdır ki tüm gerçekliği kaplar.
Nietzsche'ye göre her şey doğadaki güç dalgalarının bir yansıması,
etkisidir. Bilincimize etki eden bu itici güç, her insanda farklı olarak
adlandırılsa da o değişmez olarak kalan bir bütün olmayı sürdürür.
KAYNAK
http://zerdustoloji.blogcu.com/2601968/ Mehmet Berk
|