|
Friedrich Wilhelm
Nietzsche; Hıristiyanlık ve Deccal
Nietzsche, "Hıristiyanlığa düşmanız, nefretle bakıyoruz, tüm
romantizm ve anavatana tapınma biçimlerine de..." diyerek Batı
Kültürü'nün çöküşünü (decadence), ahlak değerlerine sökülüp
atılamazcasına kök salmış olduğunu saptadığı, "çileci ülkü"ye yönelik
olarak sunduğu soykütükçü çözümlemerle açıklama yoluna gitmiştir.
Nietzsche'nin din konusunda sert düşünceleri vardır. Hıristiyan
öğretisine karşı takındığı tutum, başkaldırışı ve bu öğretiye lanetler
yağdırması, 19. yüzyılda çok ses getirmese de, Nietzsche'nin
tanınmasıyla ve üne kavuşmasıyla beraber büyük yankı uyandırmıştır.
Çünkü Nietzsche, Deccal adlı eserinde Hıristiyanlığa lanetler yağdırmış,
onu küçümsemiş ve kökeni konusunda çeşitli araştırmalarda bulunmuştur.
Ona göre "İlk ve son Hıristiyan çarmıhta ölmüştür."
Nietzsche, Deccal adlı eserinin hemen başında şu sert yorumu yapar:
“Zayıf ve hasta yapılı olanlar yok olmalıdırlar.Bu, bizim insan
sevgimizin ilk kuralıdır.Onlara bu konuda yardım edilmelidir. Bir
günahtan daha zararlı ne olabilir? Zayıf ve hasta yapılı olanlar için
bir anlayış: "Hıristiyanlık!"”
Nietzsche'nin dine başkaldırışı, özelde Hıristiyanlığa olmakla birlikte,
genelde tüm nihilistik özellik gösteren dinleredir. Nietzsche'nin
başkaldırışı, tüm dinlere değildir. Çünkü Nietzsche, doğrudan dine
değil, nihilizme başkaldırır ve dolaylı olarak bu başkaldırışını
nihilistik öğeler taşıyan dinlere de yöneltir.
Nietzsche'ye göre Hıristiyanlık, köle ahlakını taşıyan ve hayatı
yadsıyan bir öğretidir. Bu sebeple sürü psikolojisinin temeli, bu
öğretiye dayanır. Bir tür çilecilik olarak adlandırılabilinecek
Hıristiyanlık, Nietzsche'ye göre yok edilmelidir. Çünkü Nietzsche'ye
göre Hıristiyanlık, insan neslinin sonunu getirebilecek nitelikte yanlış
bir anlayışın sonucudur.
Nietzsche'ye göre Hıristiyanlık, bilimin de düşmanıdır.
“Hıristiyanlık gibi gerçeklikle ilişkisi olmayan, gerçeklik gelir
gelmez uzaklaşmak zorunda olan bir din, doğal olarak dünya hikmeti'nin,
yani bilimin düşmanı olacaktır.”
Yine Deccal adlı eserinde, Hıristiyanlık'ı kültür yıkıcısı bir din
olarak nitelendirmiştir. Çünkü eski kültürlerin izini, varlığı ve var
oluşu yadsıması sebebiyle silmiş ve yağmalamıştır.
“Hıristiyanlık, eski kültürün mirasını bizden çaldı. Sonra da bizi,
İslam kültürünün mirasından yoksun bıraktı. Temelde bize, Grek ve
Roma'dan daha yakın olan ve doğrudan duyu ve zevkimize hitap eden
İspanya'nın muhteşem Magribi kültürü ayaklar altında çiğnendi. Neden?
Çünkü soyluydu, çünkü kökenlerini insanca içgüdülerden alıyordu...”
Hıristiyanlık, Nietzsche'ye göre insanî içgüdüler taşıyan her türlü
kültüre ve uygarlığa düşmandır. Çünkü ona göre Hıristiyan, gerçeği fikri
olarak yaşayan her şeye düşmandır ve onu yağmalamak, kendisi adına yok
etmek ister.
“Hıristiyanlık süslenip, ona elbise giydirilmemelidir. O, yüksek
insan tipine karşı savaş açtı. Bu tipin tüm içgüdülerini yasakladı.
Şeytanı, şeytan olanı bu içgüdülerden damıttı. Güçlü insan ayıplandı ve
toplum dışına itildi. Hıristiyanlık, zayıf, adi, kötü yapılı olan her
şeyin yanında oldu ve güçlü bir yaşamın aksini sağlayacak içgüdüleri
idealleştirdi...”
Nietzsche şöyle devam etmektedir: “Yaptıklarımla bir sonuca vararak
yargımı açıklıyorum; Hıristiyanlığı lanetliyorum! Hıristiyan kilisesinin
karşısına, bir savcının şimdiye dek ortaya sürdüğü en büyük suçlamayı
ifade ediyorum. Bana göre Hıristiyanlık, yozlaşmanın en uç biçimidir ve
algılanabilecek nihaî bir yozlaşmanın istemine sahiptir!”
Ecce Homo adlı eserinde de bu konuda: “Anladınız mı beni? Beni ben
yapan, beni insanlığın geri kalanından ayıran, Hıristiyan ahlâkının
maskesini düşürmüş olmamdır. Hıristiyan ahlakı -yalan isteminin en kötü
niyetli biçimi- insanlığın gerçek Kirke'si; insanlığı harabeye çeviren
Hıristiyan ahlakı... Yaşamın temel içgüdülerini küçümseme öğretildi:
Öyle ki, bedeni yok etmek için bir "ruh", bir "tin", yaratıldı sahte bir
şekilde, yaşamın ön koşulunda, cinsellikte, pis bir şey barındırdığı
öğretildi sürekli; öyle ki katı bencillikle, muvaffakiyet için son
derece önemli olan şeyde kötülük ilkesi aranıyor...”
“Hıristiyan ahlakının maskesinin düşürülmesi eşi benzeri olmayan bir
olay, bir dönüm noktasıdır. Bunu halka açıklayan kişi, karşı konulamaz
bir güç, bir yazgıdır. -İnsanlık tarihinini ikiye böler: kendinden önce
yaşayanlar, kendisinden sonra yaşayanlar...”
|