Sokrates ve Sorgulama Sanatı - Sorgulanmamış Hayat Yaşanmaya Değmez

Sokrates adına yazılan idam kararının üzerine, MÖ 399'da bir duruşmaya çıkmış ve 501 Atinalının önünde "Muhasebesi yapılmayan, gözden geçirilmeyen, incelenmeyen hayatın yaşamaya değer olmadığını" ve kendi hayatını kurtarmak için dahi felsefe üretmekten vazgeçmeyeceğini açıklayarak kendini savunmuştur.



Peki, Sokrates'i yetmiş yaşında bir Atina mahkemesine çıkaran ve idama mahkûm eden şey nedir?

Sokrates'in yaşamının ilk dönemleri ve eğitimi tam olarak bilinmemektedir. Onun hakkındaki bilgilerimiz pek çok farklı kaynaktan edinilegelmiştir. Elimizdekilerden bir tanesi, öğrencisi Platon'un (MÖ 428/27 - MÖ348/347) Sokrates'in karakteri ve düşünce yapısına ilişkin müşfik, sevecen, canlı ve üç boyutlu bir anlatım sunan diyaloglarıdır. Buna ek olarak, Xenophon'un, hicivci bir oyun yazarı olan Aristophanes'in ve Yunan felsefesinin filozof ve tarihçisi Aristoteles'in onun hakkında anlattıkları bulunmaktadır.

399'un baharında öldüğünde yetmiş yaşında olduğuna dair mevcut kanıtlara dayanarak söyleyebiliriz ki Sokrates M.Ö. ya 469'da ya da 470'te dünyaya gelmiştir. Babası Sophroniscus heykeltıraş, annesi Phaenarete ise ebedir. İlginçtir ki daha sonraları Sokrates da kendisini, yerinde sorular sorarak başkalarının fikirlerinin doğumuna yardımcı olduğu için bir tür "felsefi ebe" olarak tanımlamıştır. Sokrates felsefeye yönelmeden önce muhtemelen heykeltıraş ve taş duvar ustasıdır.



Sokrates, örneğin bir askeri harekat sırasında buzun üzerinde çıplak ayakta yürümesi gibi, üstün birtakım fiziksel dayanıklılık becerileriyle ve yiğitlikleriyle tanınmıştır. Bir başka seferse, Platon'un Şölen'inde anlatıldığı üzere, transa geçmiş bir halde ayakta durarak otuz altı saat boyunca aralıksız meditasyon yapmıştır. Her iki olay da Sokrates'in daha yüce zihinsel veya ruhani bir amaca ulaşmak için fiziksel rahatsızlığı yok sayabilme yetisini doğrulamaktadır. Bunlar Sokrates efsanesini inşa eden hayret verici eylem ve davranışlara yalnızca birkaç örnektir.

Öte yandan, bu efsane asil büyüklüğünü Sokrates'in sanatına, bir başka deyişle mesleğine borçludur. Onun felsefi vazifesi bir kabinle, ya da ilahi olarak tayin edilmiş bir otoriteyle başlamıştır. Geleneğe göre Yunanlılar zorlandıkları sorularla karşılaştıklarında bunları Delfi şehrine taşırlardı, çünkü burada tanrı Apollo cevapları bir kâhine nakletmek suretiyle verirdi. Delfı'deki kâhin de Rahibe Pythia'ydı. Sokrates Savunma'da filozofluk istidadının veya ilahi görevinin, arkadaşı Chaerephon'un bir sorusuna kâhinin cevap verdiği zamana uzandığını anlatmıştır. Chaerephon'un sorusu şöyledir, "Yaşayan ve Sokrates'ten daha bilge olan kimse var mı?" Rahibenin cevabıysa "hayır" olmuştur. İlk başta Sokrates bu cevaptan şüphe duymuştur, çünkü biliyordun ki "hiçbir bilgeliği" yoktur, "ne büyük ne de küçük" bir bilgelik...

Sokrates kendisine "at sineği" adını takarken ne demek istemiştir? At sineği, çiftlik hayvanlarının yanı sıra diğer hayvanlara da ısırıklarıyla musallat olan büyük bir sinektir. Benzer şekilde, Sokrates de çevresindeki vatandaşlar için rahatsızlık vericiydi. Buradan yola çıkarak Atina'yı büyük bir ata benzetmiş ve Atina'dan, soru bombardımanına tutup taciz ederek hayatlarını nasıl yaşayacakları konusunda düşünmeye itmiştir.



Kâhinin haksız olduğunu kanıtlamak üzere yola çıkıp Atina sokaklarını dolaşmış ve başkalarını sorgulamıştır. Şairlere, din adamlarına, generallere ve zanaatkarlara erdem ve iyilik hakkında sorular sormuştur. Bilgileriyle nam salmış bu ve bunlar gibi başka itibarlı vatandaşların da hiçbir bilgiye sahip olmadıkları sonucuna ulaşmış ve böylece şu karara varmıştır, "Gerçek bilgelik Tanrı'nın mülkiyetindedir, bu kâhinse Tanrı'nın insan bilgeliğinin çok ufak bir değeri olduğunu ya da hiç değeri olmadığını söyleme şeklidir." Aslında Sokrates, bir açıdan en bilgedir: diğerleri bilgili olduklarını düşünmektedir, ama değillerdir. Aksine Sokrates hiçbir bilgiye sahip değildir ve bunu bilmektedir. İnsanın kendi cehaletinin farkında olması, gerçek bilgeliktir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı; "Her Yönüyle Felsefeyi Anlamak", Kenneth Shouler