ANA SAYFA - FELSEFEYE GİRİŞ - FELSEFE TARİHİ - FELSEFE AKIMLARI - FİLOZOFLAR - FELSEFE SÖZLÜĞÜ - OKUMA ODASI - SOSYOLOJİ - PSİKOLOJİ - MANTIK - İLETİŞİM
 

Tanrı Bilgisi

Descartes düşünen beninden, tinsel tözünün varlığından, bedensel varlığına, bir başka deyişle madde tözüne geçemeyeceğini düşünür. Çünkü bu kuşkulu bir geçiş olacaktır; arada doğrudan bir ilişki yoktur. Oysa düşünen tözü klasik terimlerle ruhu ya da zihni demek olduğuna göre, zihninin içinde bulduğu bu cogitonun ben varlığının bilincinin yanı sıra daha başka açık ve seçik türden hangi bilgiler ya da farkındalıklar olabileceğine bakar. Ve orada derhal Tanrı kavramını bulur. Uslamlaması şu şekildedir: Zihninde bir yetkinlik düşüncesi olduğunu, bu düşünceyi kendisinin üretemeyeceğini, çünkü kendisinin yetkin bir varlık olmadığını öne sürer. Bu düşünce ona dış dünyadan da gelmiş olamaz, çünkü dış dünya ve bu dünyadaki şeyler de yetkin değildirler. O halde bu düşünceyi onun zihnine kendisi yetkin olan bir varlık vermiş olmalıdır. Bu yetkin varlık da Tanrı’dan başkası olamaz. Şu halde Tanrı insanın zihninin dışında gerçek anlamda vardır. Biz insanların zihninde de açık ve seçik olarak idesi-kavramı yani bilgisi bulunmaktadır. Bu nedenle doğruluğu kesin olan bir bilgidir; biz bu bilginin sezgisel olarak farkına varabiliyoruz.

Descartes bu noktada Tanrı kanıtlaması için bir de felsefe tarihinden bir örnek verir. Bu da erken skolastiğin ünlü düşünürlerinden Aziz Anselmus’un “ontolojik kanıt “ olarak bilinen uslamlamasıdır. Bu kanıt, bir şeyin kavramından hareketle onun varoluşunu sonuç olarak ortaya koymakla ilişkilidir. Şu halde Tanrı tanımına göre en yetkin ve en gerçek (ens realissimum) varlıktır. Tanrıyı bir kez var olarak düşünelim, bir kez de yok olarak düşünelim. Tanrıyı var olarak düşündüğümüz zaman varoluş da dâhil onun güzel niteliklerinde hiçbir şey eksilmeyecektir. Bu da tanrının en gerçek oluşu ile bağdaşır. Ancak tanrıyı yok olarak düşünürsek ondan var olma- varoluş niteliği eksilecektir. Bu eksiklik Tanrının tanımı ile yani onun en gerçek ve yetkin oluşu ile bağdaşmaz. Şu halde yokluk ile Tanrı kavramı bağdaşmamaktadır; o halde Tanrı vardır. Bu uslamlamalar ile Descartes, kuşku sürecinde ele aldığı şekliyle Tanrının aldatıcı, kötü bir cin olması olasılığını da bertaraf etmiş oluyordu. Tanrıyı zihnimizde olduğu biçimiyle nasıl biliyorsak o şekilde vardır ve varlığının bilgisi de açık seçik bir bilgidir. Tanrı kendi bilgisini zihnimize kendisi yerleştirdiğine göre bu bilgi bizde doğuştan getirilen bir bilgi olmaktadır. Kuşkusuz ben-cogito bilgisi de bizde yine doğuştan getirilen bir bilinçlenme biçimi olmaktadır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı



Ana Sayfa | Felsefeye Giriş | Felsefe Dersleri | Felsefe Akımları | Filozoflar | Felsefe Tarihi | Felsefe Sözlüğü | Yeni Felsefe Sözlüğü | Sosyoloji | Psikoloji | Antropoloji | Mantık | Arkeoloji | Okuma Odası | Felsefe Grubu Öğretmenleri İçin Gerekli Belgeler | Ekonomi | İletişim

felsefe | fizik | coğrafya | tarih | Osmanlı Devleti


Düşünce PLATFORMU
  2005'ten beri, felsefe.gen.tr
  Bu web sitesi, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından derlenmiş ve hazırlanmıştır.
 
Felsefe.gen.tr, felsefeyi tehlikeli hale getirmeyi amaçlamaktadır. (Bakınız: Nietzsche)