ANA SAYFA - FELSEFEYE GİRİŞ - FELSEFE TARİHİ - FELSEFE AKIMLARI - FİLOZOFLAR - FELSEFE SÖZLÜĞÜ - OKUMA ODASI - SOSYOLOJİ - PSİKOLOJİ - MANTIK - İLETİŞİM
 

Bir Anlam Kuramı Olarak Doğrulanabilirlik

Schlick’in, mantıksal pozitivizmin bir tür bildirisi olarak kabul edilen “Pozitivizm and Gerçekçilik” adlı çalışmasından söz etmiştik. Bu çalışmasına Schlick, pozitivizmin içinde bulunduğu krizi çözümleyerek başlar. Söz konusu krizi aşabilmek için pozitivizmi neyin temel olarak nitelendirdiğini tartışır. Öncelikle, pozitivizm metafizik karşıtlığı ile belirlenmektedir. Ancak bu yeterince iyi bir belirlenim değildir. Çünkü pozitivizmi karşıtıyla tanımlamaktadır. Bazıları pozitivizmi metafiziksel gerçekçilikten ayırt etmektedir. Bunun gerekçesi olarak da pozitivizmin deneyimde “verili” olanı esas almasını göstermektedirler. Schlick, bu yaklaşımı da benimsemez. Çünkü bu yaklaşımın kendisi de esas itibariyle metafizikseldir. Bu yaklaşım, pozitivizmi bir tür idealizme yaklaştırmaktadır. Öyleyse nasıl bir çıkış yolu bulunmalıdır? Schlick bu noktada daha köktenci bir adım atar ve “gerçeklik” kavramını tartışmaya açar. Acaba gerçeklik terimini kullanırken bununla neyi kastediyoruz? Neyle ilgili konuştuğumuzu anlayabiliyor muyuz? Bir başka deyişle, gerçeklikle ilgili tartışmaların daha en başında anlamlı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Görüldüğü gibi Schlick tartışmayı metafiziksel konumlar arası bir tartışmadan, bir anlam tartışmasına çekmektedir ki belki de bu yaklaşım mantıkçı pozitivizmin felsefî sorunlara karşı tavrının esasını ortaya koyar. Schlick tartışılan konunun anlamlı olup olmadığını neyin belirlediğini sorar:

Genel olarak ne zaman, bir sorunun anlamının bizim için açık olduğundan emin oluruz? Aşikârdır ki, ancak ve ancak soruyu olumlu olarak cevaplamamızı sağlayacak veya duruma bağlı olarak, soruyu olumsuz olarak cevaplamamızı sağlayacak şartları tam olarak ifade edebildiğimiz zaman. Bu şartları ifade ettiğimizde ve yalnız bununla, bir sorunun anlamı tanımlanabilir.

Bir önermenin anlamı, açıkçası, sadece şundan, belli olgu durumlarını (İng. state of affairs) ortaya koymasından ibarettir. Şüphesiz, önermenin kendisi de hâlihazırda bu olgu durumlarını ortaya koyabilir. Bu doğrudur, ancak önerme söz konusu olgu durumlarını sadece önermeyi anlayan kişiye ifade eder. Ancak ben ne zaman bir önermeyi anlarım? Ne zaman o önermede mevcut kelimelerin anlamlarını anlarım? Bunlar tanımlama ile açıklanabilir. Ama tanımlarda, anlamları önermeler vasıtasıyla betimlenemeyecek yeni sözcükler ortaya çıkar ki bunlar doğrudan ortaya konulmalıdır: Bir sözcüğün anlamı en nihayetinde gösterilmelidir, verilmelidir. Bu bir ortaya koyma, işaret etme edimiyle yapılır ve işaret edilen verili olmalıdır, aksi takdirde ona gönderme yapamam (“Positivism and Realism”, s.86 - 87).

Schlick’e göre sözcüklerin anlamlarının belirlenmesinde bu yöntem geçerlidir. Schlick’e göre bu o kadar aşikârdır ki bir kuram olarak bile adlandırılamaz. Öte yandan bu anlam anlayışı kabul edilirse bunun köktenci sonuçları olacaktır. Bir önermenin anlamlı olabilmesi, ilkesel olarak doğrulanabilme şartlarının belirlenebilmesini gerektirir. Eğer bir önermenin doğrulanabilme şartlarını veremiyorsak ne olacaktır? Bu durumda söz konusu önermenin anlamsız olduğunu kabul etmek durumunda kalırız.

Schlick farklı örneklerle bu anlam anlayışının sonuçlarını tartışır. Örneklerden birisi, bir atomaltı parçacığının (bir elektronun) merkezinde etkili olan fakat parçacığın dışında gözlemlenemeyen bir kuvvetin bulunduğu iddiasıdır. Böyle bir iddianın doğru ya da yanlış olduğu şartlar ifade edilemez. Birisi böyle bir önerme sürdüğünde anlamsız bir şey söylemiş olur. Schlick görelilik kuramından hareketle bir başka örnek seçer. Bilindiği gibi göreliliğe dayalı fizik anlayışı mutlak bir uzay anlayışını reddetmektedir. Birisinin kalkıp mutlak uzayın varlığından söz ettiğini düşünelim. Bu önermesinin doğrulanabileceği şartları ifade edebilir miyiz? Hayır, edemeyiz. Bu durumda kalkıp, söz konusu önermenin anlamlı olduğunu da söyleyemeyiz.

Schlick’in ele aldığı bir başka örnek, Peirce’ın da daha önce tartıştığı, renk tayfının sistemli olarak tersine çevrilmesi vakasıdır. Böyle bir durum, gözlemlenebilir davranışlarda herhangi bir fark yaratmamaktadır. Bu durumda da iki farklı kişinin, iki farklı ve simetrik olarak yer değiştirmiş birer renk tayfına sahip olduğunu öne sürmek anlamlı olmayacaktır.

Schlick, tartışmasını felsefeden örneklerle sürdürür. Descartes’ın “Ben varım.” ya da “Zihinsel içerikler vardır.” önermelerini ele alır ve böyle bir önermenin doğ ru olmadığı şartların düşünülemeyeceğini öne sürer. Doğruluk şartları verilemeyen bu önermeler de dolayısıyla anlamsız kabul edilmek durumundadır. Schlick son olarak, “varlık” terimi üzerine bir tartışmaya girer ve “Deneyimimizin ötesinde bir gerçeklik vardır.” türü bir önermenin anlamlı olup olmadığını tartışır. Aynı düşünce çizgisini izleyerek böyle bir önermenin ne doğrulanabileceğini ne de yanlışlanabileceğini söyler. Dolayısıyla gerçekliğe ilişkin metafiziksel savlar içeren önermeler de anlamsızdır. Anlamsız olmasına rağmen bu önermeleri ifade etmeyi felsefeciler neden sürdürmektedir? Birisinin kalkıp bu önermeler anlamlı ancak doğrulanamıyorlar demesi Schlick’e göre kabul edilemez. Schlick bunun ancak psikolojik bir ihtiyaçla açıklanabileceğini savunur.

Sonuç olarak, mantıksal pozitivizmin metafizik karşıtlığının nedeni metafiziksel tezlerin yanlış olmaları değildir; anlamsız olmalarıdır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı



Ana Sayfa | Felsefeye Giriş | Felsefe Dersleri | Felsefe Akımları | Filozoflar | Felsefe Tarihi | Felsefe Sözlüğü | Yeni Felsefe Sözlüğü | Sosyoloji | Psikoloji | Antropoloji | Mantık | Arkeoloji | Okuma Odası | Felsefe Grubu Öğretmenleri İçin Gerekli Belgeler | Ekonomi | İletişim

felsefe | fizik | coğrafya | tarih | Osmanlı Devleti


Düşünce PLATFORMU
  2005'ten beri, felsefe.gen.tr
  Bu web sitesi, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından derlenmiş ve hazırlanmıştır.
 
Felsefe.gen.tr, felsefeyi tehlikeli hale getirmeyi amaçlamaktadır. (Bakınız: Nietzsche)