Nesneler ve Adlar

Tractatus’ta Wittgentein, adların nesnelere işaret ettiğini söylemekteydi. Dahası, söz konusu nesnelerin “basit” oldukları yani “karmaşık” olmadıkları, daha basit unsurlara çözümlenemedikleri öne sürülmekteydi. Eğer adlar basit nesnelere karşılık gelmezlerse, adların tanımlamasının sonsuza kadar süreceği ve belirli bir anlamın ortaya çıkamayacağı söyleniyordu. Felsefî Soruşturmalar’da Wittgenstein, bu fikrini tamamen değiştirmiş görünmektedir.



Öncelikle Wittgenstein, bir adın anlamı ile neyi kastettiğimizi açıklamaya çalışır. Bir adın anlamı ile o adı taşıyan şey, bir ve aynı değildir. Wittgenstein’ın bu ayrı mı ortaya koymak için verdiği bir kanıtlama şu şekildedir: Bir adı taşıyan bir kişi öldüğünde adın anlamı ortadan kalkmaz. Aksi takdirde o kişinin öldüğünü dahi söyleyemeyiz (Philosophical Investigations, 40). Eğer adın anlamı, adı taşıyan değilse nedir? Wittgenstein’ın görüşüne göre bir sözcüğün anlamı onun dildeki kullanımıdır (Philosophical Investigations, 43). Buradan anlaşılan, adların (genelde de sözcüklerin) anlamı onların işaret ettiği basit nesneler değildir. Söz konusu anlamlar dil oyunları içerisinde belirlenmektedir.

Wittgenstein bu noktadaki görüşünü daha da pekiştirmek üzere “basit” sözcüğü üzerinde de durur.



Fakat, gerçekliğin kendilerinden oluşturulduğu basit bileşenler nelerdir? Bir sandalyenin basit kurucu parçaları nelerdir? Kendisinin yapıldığı odun parçaları mı veya moleküller mi veya atomlar mı? “Basit”in anlamı: Karmaşık olmayan. Burada esas olan şudur: Hangi anlamda “karmaşık”? Mutlak anlamda “bir sandalyenin basit parçaları”ndan söz etmek hiçbir surette bir anlam ifade etmez (Philosophical Investigations, 47).

Bizim, karmaşık olandan ne anladığımız ya da karmaşık olanı çözümleme biçimlerimiz değişkenlik gösterir. Dolayısıyla, içinde bulunduğumuz dil oyunundan bağımsız olarak mutlak anlamda basit parçaların bulunduğundan söz etmek olanaksızdır. Yine içimizden bir ses, orada bir yerde, bizim kurmacalarımızdan bağımsız basit unsurların olduğunu söylese de Wittgenstein, bize bu sese kendimizi kaptırmamamızı salık vermektedir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı