ANA SAYFA - FELSEFEYE GİRİŞ - FELSEFE TARİHİ - FELSEFE AKIMLARI - FİLOZOFLAR - FELSEFE SÖZLÜĞÜ - OKUMA ODASI - SOSYOLOJİ - PSİKOLOJİ - MANTIK - İLETİŞİM
 

Estetik Dersleri

1. İnsanların estetiği bir tür bilim dalı olarak ne çıkarmaları ilginçtir. Onların estetikle neyi kastetmek istedikleri hakkında konuşmayı çok isterdim.

2. Estetiğin neyin güzel olduğunu açıklayan bir bilim dalı olduğu düşünebilir bunu söylemek bile çok gülünç olur. Sanırım o zaman bize hangi kahve türlerinin tadının güzel olduğunu da söylemesi gerekir.

3. Bu olayı kabaca şöyle düşünüyorum: Güzel bir yemek yenildiğinde veya güzel bir koku duyulduğunda vs. zevkin ortaya çıktığı bir alan vardır. Bir de her ne kadar güzel bir yemek yediğimizde ya da güzel bir müzik parçası dinlediğimize de aynı yüz ifadesi yapsak ta tamamen değişik olan bir sanat alanı vardır. (Ayrıca çok sevilen bir şeye de ağlayabiliriz)

4. Sokakta en iyi arkadaşını kaybetmiş birine rastladığımızı farz edelim ve bu kişi ses tonuyla ve el kol hareketleriyle bunu açıkça ifade etsin. "Onun kendini ifade ediş tarzı çok güzeldi!"denilebilir. Diyelim ki sonra kendi kendimize şu soruyu soruyoruz: "Vanilyalı dondurmayı sevmemle bu kişinin kendini ifade ediş tarzına duyduğum hayranlığın nasıl bir benzerliği var?" Bu kıyas oldukça saçma görünebilir. (Fakat her ikisi arasında bir bağ kurulabilir) Birinin, "Fakat bu, zevkin bambaşka türü!" dediğini farz edelim. O zaman "zevk"in farklı anlama geldiğini mi öğreniriz? Her iki durumda da aynı kelime kullanılıyor. Her ne kadar birinci durumda zevk hissi bulunduğumuz yargıda yer almasa da, bu tür zevkler arasında her hangi bir ilişki vardır.

5. Sanki, "Sanat eserlerini böyle değerlendiriyorum; bazılarını hoş, bazılarını ise hor görüyorum."deniliyormuş gibi. Bu oldukça ilginç olabilir. Sanat eserlerini ve başka şeyleri hoş veya hor görmemize neden olan her türlü ilişkiyi keşfedebiliriz. Örneğin vanilyalı dondurma yemekten hoşlandığımızı keşfetsek, belki de artık bu hoşnutluğa fazla bir önem vermeyiz. Bir şeyin hoşuma gittiğine veya gitmediğine karar verebileceğim tecrübelerle dolu küçük bir alan da olabilir. Örneğin bir toplumda mavi veya yeşil pantolon giymek çok anlamlı olabilir, başka bir toplumda ise hiçbir anlam ifade etmeyebilir.

6. Bir şeyden hoşlandığımızı nasıl ifade ederiz? Sadece tepkilerimiz ve yüz ifadelerimiz mi söz konusu olur? Tabi ki hayır. Genelde bu bir şeyi ne kadar sık okuduğuma veya bir takım elbiseyi ne kadar sık giydiğime bağlıdır. Belki de bir kez olsun "Bu takım elbise güzel" demem, sadece sık sık giyer ve ona bakarım.

7. Bir ev inşa ettiğimizi farz edelim. Pencereleri ve kapıları belli ölçülere göre yapıyoruz. Bu ölçülerin hoşumuza gitmesi söylediklerimizden dolayı mı olur? Hoşumuza giden şeyler hoşnutluğun bir ifadesi olarak mı adlandırılır? ( Bir şeyden hoşlandığımız hemen kendini belli eder)

8. Örneğin modayı ele alalım. Moda nasıl ortaya çıkar? Etek genişliğinin geçen yıla göre daha geniş olmasıyla mı? Bu, terzilerin bu tarzdan daha çok hoşlandıkları anlamına gelir mi? Tabii ki zorunluluktan değil. İşte bu yıl eteklerin modelini böyle yapıyor ve daha geniş dikiliyor. Belki de geçen yılın etek modellerini çok dar buldular, (bu nedenle) bu sene daha geniş dikiyorlar. Belki de bunu yaparken hiçbir hoşnutluk ifadesi kullanılmıyor. (Ama terzi "böylesi güzel" demiyor. O iyi bir terzi. O sadece memnun)

9. Bir kapı tasarlanır, ona bakılır ve : "Yüksek, daha yüksek, daha yüksek... tamam böylesi iyi" denir. ( El kol hareketi) Bu nedir? Bir hoşnutluk ifadesi mi?

10. Belki de estetik için en önemli olan şeyi, örneğin hoşnutsuzluğu, tiksinmeyi ve huzursuzluğu estetik tepki diye adlandırabiliriz hoşnutsuzluğun ifadesini huzursuzluğun ifadesiyle bir tutamayız. Hoşnutsuzluk şöyle ifade edilebilir: "Daha yüksek yap, bu çok alçak!...Bir şeyler yap işte!"

11. Hoşnutsuzluk ifadesi dediğimiz şey, huzursuzluk ifadesi artı bu huzursuzluğun sebebinin kavranması ve bu huzursuzluğun ortadan kaldırılması talebi mi? "Bu kapı çok alçak, bunun daha yüksek olması gerekiyor!"dediğimde, huzursuzluğumun sebebini bildiğimi de söyleyebilir miyim?

12. "Sebep"sözcüğü çok değişik tarzlarda kullanılıyor:

a. "İşsizliğin sebebi nedir?", "Bu ifadenin sebebi nedir?
b. "İrkilmenin sebebi nedir?"diye sorulduğunda, sebep olarak "Şu gürültü" denilir.
c. "Bu dişlinin dönmesinin sebebi nedir?"diye sorulduğunda, sebep olarak mekanizma gösterilir.

13. Estetik huzursuzluk konusunda "neden?"sorusu vardır ama "sebep" yoktur. Huzursuzluk ifadesi eleştiri şeklini alır ve "Duygularımı bastıramıyorum" ifadesinden başka bir anlam taşır, ya da buna benzer bir şeydir. Bu ifade şu şekli de alabilir, örneğin bir resmi inceliyorum ve "Bu resmin neresi hatalı?"diyorum.

14. "Doğrudan doğru sebebin bilincine varabilir miyiz?" sorusunu sorduğumuzda, ilk olarak bir istatistiği düşünülmez, fakat bir mekanizmanın keşfi düşünülür. Bir şey başka şeyden kaynaklandığı, bunun sadece bir birlikte ortaya çıkma olayı olduğu o kadar çok söylenmiştir ki. Bu ne kadar garip değil mi? çok garip! "Burada söz konusu olanın sadece gözlenen bir sonuç" olması, başka bir şeyin de olabileceği düşüncesini uyandırıyor. Bu bir tecrübe olabilir ama o zaman bunun ne anlama geldiği hakkında bir bilgim olamaz. Bu söylediğim zaman, başka şeyleri de yani bağlantıları da bildiğimizi göstermiş oluruz. İnsanlar, "zorunlu bir bağlantı yok" diyerek bunu neden inkar ediyorlar?

15. Sık sık estetiğin psikoloji biliminin bir dalı olduğu söylenir. Bunun altında, adım attıkça ve ilerledikçe, bütün her şeyi –sanatın tüm gizemliliğini –psikolojik deneylerin yardımıyla anlayabileceğimiz düşüncesi yatıyor. Oldukça saçma bir düşünce ama yaklaşık olarak bu şekildedir.

16. Estetik soruların psikolojik deneylerle hiçbir ilgisi yoktur ancak başka bir yöntemle cevaplanırlar.

17. "Şunu veya bunu söylerken aklımdan neler geçiyor?" Bir cümle yazıyorum. İhtiyaç duyduğum şey sadece bir kelime değil. Doğru kelimeyi buluyorum. "Ne anlatmak istiyordum?" –Ah evet, söylemek istediğim şey buydu!" Böyle durumlarda bizi memnun eden şey bir cevaptır, örneğin (felsefede sık sık yaptığımız gibi) biri "Esasen neyi düşündüğünü sana söyleyeceğim..." "Evet, aynen!"dediği zaman. Eğer birinin ne düşündüğünü biliyorsam ve bunu onaylıyorsa o zaman bu böyle bir şeyin ölçütüdür. Bu psikolojik deney denilen şey değildir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM'ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 2., 3., 4. Sınıf "Felsefe Tarihi" Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı
 


Ana Sayfa | Felsefeye Giriş | Felsefe Dersleri | Felsefe Akımları | Filozoflar | Felsefe Tarihi | Felsefe Sözlüğü | Yeni Felsefe Sözlüğü | Sosyoloji | Psikoloji | Antropoloji | Mantık | Arkeoloji | Okuma Odası | Felsefe Grubu Öğretmenleri İçin Gerekli Belgeler | Ekonomi | İletişim

felsefe | fizik | coğrafya | tarih | Osmanlı Devleti


Düşünce PLATFORMU
  2005'ten beri, felsefe.gen.tr
  Bu web sitesi, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından derlenmiş ve hazırlanmıştır.
 
Felsefe.gen.tr, felsefeyi tehlikeli hale getirmeyi amaçlamaktadır. (Bakınız: Nietzsche)